Karar verildi.The decision has been made.
Ölüm orucu tutmaya karar verdim.I decided to fast to death.
Hâlâ verecek birkaç büyük kararımız var.We still have a couple of big decisions to make.
Hâlâ verecek birkaç çok büyük kararımız var.We still have a couple of huge decisions to make.
Hâlâ verecek birkaç kararımız var.We still have a few decisions to make.
Bilimci olmaya karar verdim.I decided to become a scientist.
Neye karar verebileceğimiz komite tarafından onaylanmalı.Whatever we may decide must be approved by the committee.
Pilot olmaya karar verdi.He has decided to become a pilot.
Hepiniz nereye gideceğinize karar verdiniz mi?Have you all decided where to go?
Bugün karar vermek zorundayız.We have to decide today.
Bu gece gideceğim yere karar vermek benim için zor.It's hard for me to decide where to go tonight.
Daha sonrasına kadar karar vermem gerektiğini sanmıyorum.I don't think I should decide until later.
Dürüst olmak gerekirse, ani kararlarımdan asla üzülmediğimi söylersem, yalan söylerim.Honestly, I'd be lying if I said I never regret my sudden decisions.
Kararına katılmadığım için üzgünüm.I'm sorry to disagree with your decision.
Kendi başıma karar veremem.I can't make a decision on my own.
Onların kendi çocukları olmadığı için bir kız evlat edinmeye karar verdiler.Since they had no children of their own, they decided to adopt a girl.
Hükümetin kararı üzerine büyüyen öfke var.There's growing anger over the government's decision.
Tom Cadılar bayramı için Pikachu gibi giyinmeye karar verdi.Tom decided to dress as Pikachu for Halloween.
Tom tek başına gitmemeye karar verdi.Tom decided not to go by himself.
Sonunda Tom'un gözü karardı.Tom finally lost his temper.
Tom bizimle gelmeye karar verdi.Tom decided to come with us.
Tom kötü bir karar verdi.Tom made a bad decision.
Tom gitmemeye karar verdi.Tom decided not to go.
Bunu kabul edip etmeyeceğine karar verecek olan sensin.It's you who will decide whether to accept it or not.
Karar vermek zorundayız, ve saire!We have to decide, and soon!
Hava kararana kadar sadece birkaç saatimiz var.We only have a few hours until dark.
Ne yapacağıma karar veremedim.I couldn't decide what to do.
Ne yapacağıma karar veremiyorum.I can't decide what to do.
Şirketimiz istikrarlı ücretler için karar verdi.Our company decided for consistent fees.
Onlar Tom'u kurtarmak için zamanda geriye seyahat etmeye karar verdiler.They decided to travel back in time to save Tom.
Tom bir itfaiyeci olmak için kararını verdi.Tom made up his mind to be a firefighter.
Tom bir itfaiyeci olmaya karar verdi.Tom decided to be a firefighter.
Uzun düşündükten sonra, Beth makine mühendisliği konusunda uzmanlaşmaya karar verdi.After long consideration, Beth decided to major in mechanical engineering.
Liisa Markku'nun taşınmak zorunda olduğuna karar verdi.Liisa decided that Markku had to move out.
Onlar fabrikayı kapatmaya karar verdi.They decided to close the factory.
Otsvoyen ne pahasına olursa olsun adamın dikkatini çekmeye karar verdi.Otsvoyen decided to attract the guy's attention at any price.
Tom neye karar verdi?What did Tom decide?
Hayatım kararıyor.My life is falling apart.
Tom sigarayı bırakmaya karar verdi.Tom decided to quit smoking.
Babam sigarayı bırakmaya karar verdi.My father has decided to quit smoking.
Onların ne zaman karar vereceklerini biliyor muyuz?Do we know when they'll make their decision?
O, kararını verdi ve onu değiştirmeyi reddediyor.He's made up his mind and refuses to change it.
Yarına kadar kararı erteleyelim.Let's put off the decision until tomorrow.
Karar verme zamanı.It's time to decide.
Neye karar verdiğini bize bildir.Let us know what you decide.
Onunla ne yapacağınıza siz karar verin.What you do with it is up to you.
Onlarla ne yapacağınıza siz karar verin.What you do with them is up to you.
Bu kararı ne zaman verdin?When did you make this decision?
Kararları kim veriyor?Who's making the decisions?
Yarın, çok önemli bir karar vermek zorundayım.Tomorrow, I have to make a very important decision.
Hava karardıktan sonra ormanda oynamayın.Don't play in the forest after dark.
Bir gün daha kalmaya karar verdim.I decided to stay one more day.
Uzun vadeli çıkarların uğruna, biz geliştirme departmanını satmaya karar verdik.For the sake of long-term interests, we have decided to sell the development department.
Biz onların kararını hoş karşıladık.We welcomed their decision.
Ne zaman başlayacağımıza karar vermek zorundayız.We've got to decide when we'll start.
Ekonomik durum çok iç karartıcı.The economic situation is very bleak.
İnsanlar benim ve senin aranda karar verebilir.People can decide between me and you.
Tom'a hava karardıktan sonra dışarı çıkmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to go out after dark.
Tom'a benim için kararlar vermesine izin vermem.I don't let Tom make decisions for me.
Tom'un resmi nereye asacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide where to hang the picture.