Tom'a kanepeyi nereye koyacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide where to put the sofa.
Tom'a hangi arabayı satın alacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide which car to buy.
Önerimi yeniden düşünmeye karar verdiğine sevindim.I'm glad you decided to reconsider my offer.
Evde kalma yerine partimize gelmenize karar verdiğinize gerçekten memnun oldum.I'm really glad you decided to come to our party instead of staying at home.
Boston'a gitmemeye karar verdim.I've decided not to go to Boston.
Boston'da yaşamamaya karar verdim.I've decided not to live in Boston.
Artık Fransızca okumamaya karar verdim.I've decided not to study French anymore.
Bu öğleden sonra yüzmemeye karar verdim.I've decided not to swim this afternoon.
Ulusal Muhafızlara katılmaya karar verdim.I've decided to join the National Guard.
İşimi bırakmaya ve dünya çapında bir gezi yapmaya karar verdim.I've decided to quit my job and take a trip around the world.
Tom'un az boş zamanı olduğu için yüzmeye gitmeye karar verdi.Since Tom had a little free time, he decided to go swimming.
Onların teklifini kabul edip etmeyeceğimize karar vermek için üç saatimiz var.We have three hours to decide whether we're going to accept their offer.
Tom'un kararına saygı duymalıyız.We must respect Tom's decision.
Her şeyi kararlaştırabilecek gibi görünmüyoruz.We never seem to be able to agree on anything.
Hava kararana kadar yüzdük.We swam until it got dark.
Tom'un kararıyla şaşırdık.We were surprised by Tom's decision.
Biz karar vermeden önce Tom'un ne düşündüğünü beklemeliyiz ve görmeliyiz.We'll should wait and see what Tom thinks before we make a decision.
Bize yardım etmeye karar verdiğine gerçekten çok sevindik.We're really glad you decided to help us.
Tom'u yaşam desteğinden çıkarmaya karar verdik.We've decided to remove Tom from life support.
Verecek bir kararın var.You have a decision to make.
Tom'un kendisi için karar vermesine izin vermelisin.You should let Tom decide for himself.
Zaten yüzmeye gitmeye karar verdiniz, değil mi?You've already decided to go swimming, haven't you?
Zaten erken gitmeye karar verdiniz, değil mi?You've already decided to leave early, haven't you?
Zaten bırakmaya karar verdin, değil mi?You've already decided to quit, haven't you?
Tom Mary'ye hava karardıktan sonra dışarı çıkmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to go out after dark.
Tom her zaman karar vermede sorun yaşıyor gibi görünüyor.Tom always seems to have trouble making decisions.
Tom ve Mary ayrılmaya karar verdi.Tom and Mary decided to break up.
Tom ve Mary boşanmaya karar verdi.Tom and Mary decided to get divorced.
Tom ve Mary aynı dövmeyi yaptırmaya karar verdiler.Tom and Mary decided to get the same tattoo.
Tom ve Mary satranç oynamaya karar verdiler.Tom and Mary decided to play chess.
Tom ve Mary hiçbir şey kararlaştırmadı.Tom and Mary didn't agree on anything.
Tom ve Mary ekim ayında evlenmeye karar verdiler.Tom and Mary have decided to get married in October.
Tom ve Mary evlenmeye karar verdiler.Tom and Mary have decided to get married.
Tom eve hava karardıktan sonra geldi.Tom arrived home after dark.
Tom Boston'a taşınmayı düşündü ama aleyhte karar verdi.Tom considered moving to Boston, but decided against it.
Tom fiyat etiketine baktıktan sonra onu almamaya karar verdi.Tom decided not to buy it after he looked at the price tag.
Tom vazgeçmemeye karar verdi.Tom decided not to give up.
Tom toplantıya gitmemeye karar verdi.Tom decided not to go to the meeting.
Tom partiye gitmemeye karar verdi.Tom decided not to go to the party.
Tom bizimle gitmemeye karar verdi.Tom decided not to go with us.
Tom Boston'a taşınmamaya karar verdi.Tom decided not to move to Boston.
Tom dava açmamaya karar verdi.Tom decided not to press charges.
Tom başka bir şey söylememeye karar verdi.Tom decided not to say anything else.
Tom yüzmemeye karar verdi.Tom decided not to swim.
Tom artık beklememeye karar verdi.Tom decided not to wait any longer.
Tom yapacak en iyi şeyin Boston'a gitmek olduğuna karar verdi.Tom decided the best thing to do was to go to Boston.
Tom Mary'nin onunla evlenmesini istemeye karar verdi.Tom decided to ask Mary to marry him.
Tom onu bir daha denemeye karar verdi.Tom decided to give it another try.
Tom vazgeçmeye karar verdi.Tom decided to give up.
Tom yurt dışına gitmeye karar verdi.Tom decided to go abroad.
Tom Avustralya'ya gitmeye karar verdi.Tom decided to go to Australia.
Tom bizimle gitmeye karar verdi.Tom decided to go with us.
Tom üniversitede Fransızcada uzmanlık eğitimi görmeye karar verdi.Tom decided to major in French in college.
Tom arabasını satmaya karar verdi.Tom decided to sell his car.
Tom otuzuna kadar bir yazar olmaya karar vermedi.Tom didn't decide to become a writer until he was thirty.
Tom hava karardıktan sonra çocuklarının dışarı çıkmasına izin vermez.Tom doesn't allow his children to go out after dark.
Tom hava karardıktan sonra eve geri gitti.Tom got back home after dark.
Tom'un verecek bir kararı var.Tom has a decision to make.
Tom henüz kararımızdan bilgilendirilmedi.Tom hasn't yet been informed of our decision.
Tom ne yapması gerektiği konusunda kararsız.Tom is uncertain what he should do.