Daha fazla beklememeye karar verdi.He decided not to wait any longer.
Karardan pişmanlık duyduğunu söyledi.He said he regretted the decision.
Hızlı kararlar vermeyi reddetti.He refused to make quick decisions.
Onu kimin görebileceğine yalnız karar verdi.She alone decided who could see him.
Douglas, kararın doğru olduğuna inandığını söyledi.Douglas said he believed the decision was correct.
Bu kararı nasıl verdiğini daha sonra açıkladı.He explained later how he made this decision.
Asker talebi reddedemediğine karar verdi.The soldier decided he could not refuse the request.
O, dürüst, güçlü ve kararlar vermek için istekliydi.He was honest, strong, and willing to make decisions.
Bir karar verilmeli.A decision had to be made.
Başkan Truman zor kararlar almalıydı.President Truman had to make a difficult decision.
Başkan Roosevelt, Japonya'da hemen karşılık vermemeye karar verdi.President Roosevelt decided not to strike back at Japan immediately.
Amerikalıların çoğu kararı destekledi.Most Americans supported the decision.
Lee'nin karargahında askerlerden oluşan bir kalabalık bekledi.A crowd of soldiers waited at Lee's headquarters.
Douglas sonunda Lincoln ile konuşmaya karar verdi.Douglas finally agreed to talk with Lincoln.
1864 yılında Lincoln yeniden seçim için aday olmaya karar verdi.In 1864, Lincoln decided to run for re-election.
Jefferson istifa etmemeye karar verdi.Jefferson decided not to resign.
Karar kolay değildir.The decision is not easy.
McClellan beklemeye karar verdi.McClellan decided to wait.
Johnston teslim olmaya karar verdi.Johnston decided to surrender.
Onun için karar verildi.The decision was made for him.
Bu kararın önemli sonuçları vardı.This decision had important results.
Protesto etmek için istifa etmeye karar verdi.Conkling decided to resign in protest.
Burr bir cevap beklememeye karar verdi.Burr decided not to wait for an answer.
Sadece yedi senatör kararsız kaldı.Only seven Senators remained undecided.
Başkan Roosevelt karara karşı çıktı.President Roosevelt opposed the decision.
Kongre ekim ayında kararı onayladı.Congress approved the resolution in October.
Karar hemen onaylanmadı.The resolution was not approved immediately.
Gittikçe daha fazla insan onu desteklemeye karar verdi.More and more people promised to support him.
Cleveland yüksek gümrük vergilerinin yanlış olduğuna karar verdi.Cleveland decided that high tariffs were wrong.
Yargıtay yasanın yasa dışı olduğuna karar verdi.The Supreme Court ruled that the law was illegal.
Bütün soruları alenen cevaplamaya karar verdim.I've decided to answer all questions publicly.
O, sonunda ona evlenme teklif etmeye karar verdi.He finally decided to propose to her.
Gökyüzü karardı.The sky turned dark.
Peki, henüz karar verdin mi?Well, have you decided yet?
Ameliyat edilmeye karar verdi.He decided to be operated on.
Hangisini alacağımıza karar vermeyi zor buluyoruz.We're finding it difficult deciding on which one to buy.
Ebeveynleri onun yapmasını istemese bile o, onunla evlenmeye karar verdi.She decided to marry him even though her parents didn't want her to.
O, üniversiteye gitmek için kararını verdi.She made up her mind to go to college.
O, liseden mezun olmaya karar verdi.She made up her mind to graduate from high school.
O, onunla tekrar asla konuşmamaya kararlıydı.She was determined never to talk to him again.
İnsan işleri planlar ama Allah karar verir.Man plans things, but the gods decide.
Köpeğimi hangi marka köpek yiyeceği ile besleyeceğime karar vermede güçlük çekiyorum.I had trouble deciding which brand of dog food to feed my dog.
O, köpeğini o gün daha önce vurduğu tavşanla beslemeye karar verdi.He decided to feed his dog the rabbit that he had shot earlier that day.
Malcom birçok mahkeme kararında onun adını görmekten usandığı için Tom'u öldürdü.Malcom killed Tom because he was tired of seeing his name in lots of sentences.
Bu karar gıcırdayan dişlerle kabul edildi.This decision was accepted with grinding teeth.
Bizim için çalışmaya karar verirsen sana iki mislini öderiz.If you decide to work for us, we will pay you twice as much.
Şimdi karar vermene gerek yok.You don't need to make a decision now.
Ben eğitime devam etmek için karar verdim.I've decided to continue studying.
Daha çok düşünün ve sonra kararlar verin.Think more and make decisions after.
Dışarıda hava çoktan karardı.It's already dark outside.
Dışarıda hava karardı bile.It's already dark outside.
Partiye gitmeyeceğime karar verdim.I've decided that I won't go to the party.
Haydi yazı tura ile karar verelim.Let's decide with a coin toss.
Ne yiyeceğine genellikle nasıl karar verirsin?How do you usually decide what to eat?
Yememiz için bir şey yapmaya karar verdim.I've decided to make something for us to eat.
Çaldığım bütün paraları geri vermeye karar verdim.I've made up my mind to give back all the money I stole.
Gitmeye karar verdim.I've made up my mind to go.
Arp çalmayı öğrenmeye karar verdim.I've made up my mind to learn how to play the harp.
O, çabuk karar verdi.He made up his mind quickly.
O derhal kararını verdi.He made up his mind right away.