İş ortakları olarak on yıl sonra, yollarını ayırmaya karar verdiler.After ten years as business partners, they decided to part ways.
Eski işini bırakıp kendi işine başlaması kararı gerçekten işe yaradı.His decision to quit his old job and start his own business really paid off.
Biz sadece, hükümetin birliklerini geri çekmeye karar vermesini ümit edebiliriz.We can only hope that the government decides to withdraw its troops.
Onlar evlenmeye karar verdiler.They decided to get married.
Kendi çocuklarından birine sahip olmak yerine bir çocuk evlat edinmeye karar verdiler.They decided to adopt a child rather than having one of their own.
Lyusya her şeyden vazgeçip Sibirya'ya gitmeye karar verdi.Lyusya decided to give up on everything and leave for Siberia.
O sanat için hukuku terk etmeye karar verdi.He decided to abandon law for art.
O senin kararın.It's your decision.
Mutlu ya da üzgün olup olmadığıma karar veremiyorum.I can't decide if I'm happy or sad.
Hava kararmadan önce çadırlarımızı kurduk.We pitched our tents before it got dark.
Bir saat daha kalmaya karar verdin.You decide to stay an extra hour.
Mevcut evimiz çok küçük, bu nedenle taşınmaya karar verdik.Our present house is too small, so we decided to move.
Sue ve John evlenmeye karar verdiler.Sue and John decided to get married.
Ben avukatıma danıştıktan sonra sana kararımı bildireceğim.I'll let you know my decision after I have consulted my lawyer.
Hava karardı. Belki de yakında yağmur yağacak.It has got dark. Maybe it'll rain soon.
Gelmeye karar verdi.He decided to come.
Gitmeyeceğimize karar verdim.I've decided that we won't go.
Sessiz kalmaya karar verdik.We've decided to remain silent.
O, şirketten ayrılmaya karar verdi.He's decided to leave the company.
Yönetim önemli kararlar alır.The administration makes important decisions.
Mahkeme kararını temyiz ettiler.They appealed the court's decision.
Tatilde nereye gideceğime karar veremiyorum.I can't choose where to go on vacation.
Tom odaya girmeye karar verdi.Tom decided to enter the room.
Mali kararlar çok önemlidir.Financial decisions are very important.
Boşanmak için ortak bir karar aldılar.They made a joint decision to divorce.
Bir ortaklık kurmayı kararlaştırdılar.They agreed to form a joint partnership.
Birçok kişi yargıcın kararı ile aynı fikirde değildi.Many people disagreed with the judge's decision.
Arkadaşlarımın kararlarını yargılamamaya çalışırım.I try not to judge my friends' decisions.
Tom, hukuk fakültesine gitmeye karar verdi.Tom made up his mind to go to law school.
Tom karar veremez.Tom can't make up his mind.
Mary oğlunun evlenme kararına karşı çıktı.Mary opposed her son's decision to get married.
Tom içmeyi bırakmaya ve davranışını değiştirmeye karar verdi.Tom decided to stop drinking and reform his behavior.
Tatilimiz o kadar eğlenceliydi ki ekstra bir hafta kalmaya karar verdik.Our vacation was so much fun that we decided to stay an extra week.
Tom'un evlenme kararı ailesini şaşırttı.Tom's decision to get married surprised his family.
Çocuklar hava kararıncaya kadar dışarıda oynadılar.The children played outside until dark.
Mary elbiseyi alıp almayacağına karar veremiyor.Mary can't decide whether or not to buy the dress.
Akıllıca bir karar verdin.You made a wise decision.
Tom arkadaşlarla dışarı gitmektense ders çalışmanın daha akıllıca olacağını karar verdi.Tom decided it would be wiser to study than to go out with friends.
Vergilerin azaltılması kararını alkışladık.We applaud the decision to lower taxes.
Öncelikle karar verilmesi gerekenlere karar veririz sonra iki takıma ayrılırız.First, we decide on what needs to be decided, then we split into two teams.
Onun ebeveynleri onun viyolonsel çalacağına karar verdi.Her parents decided that she would play the cello.
Tatoeba'da günde 20 cümle yazmaya karar verdim.I've decided to write 20 sentences a day on Tatoeba.
Gözüm karardı.I blacked out.
Düşünmek için zamanım yoktu. Kanaate dayalı karar almak zorundaydım.I didn't have time to think. I had to make a judgment call.
Bir karar vermeden önce seçenekleri titizlikle düşünüp taşınmalıyız.We should weigh the options carefully before making a decision.
Hava kararmadan Tokyo'da olacağız.We will get to Tokyo before it gets dark.
Tom karar veremiyor.Tom can't decide.
Onlar düğünlerinin tarihine ve yerine karar verdi.They decided on the date and location of their wedding.
İstifasını sunma kararı aldı.He decided to submit his resignation.
Sonunda denemeye karar verdi.He finally decided to try.
Ay sonunda işimi bırakmaya karar verdim.I decided to leave my job at the end of the month.
Ay sonunda işimden ayrılmaya karar verdim.I've decided to leave my work at the end of the month.
Otobüsleri kullanmaktan vazgeçmeye karar verdiler.They agreed to stop using the buses.
Büyük bir saldırı başlatmaya karar verdiler.They decided to launch a major attack.
Ekstra yiyeceği geride bırakmaya karar verdiler.They decided to leave extra food behind.
Onlar kurşunu olduğu yerde bırakmaya karar verdiler.They decided to leave the bullet where it was.
Komitenin kararını nihai olarak kabul edeceklerini söylediler.They said they would accept the committee's decision as final.
Karar vermeyi severdi.He liked making decisions.
O, yeni bir iş almaya karar verdi.He agreed to take the new job.
O, kararından pişman değildi.He did not regret his decision.