kararın ile cümle

kararın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
USPSTF, bu testin potansiyel faydalarının beklenen zararlarına üstün olmadığı kararına varmıştır.Eles concluem que os benefícios potenciais do teste não superam os danos esperados.
Endonezya, FIFA'nın İsrail'le tarafsız sahada oynamaları yönündeki kararını reddettiği için çekildi.A Indonésia desistiu após a FIFA ter rejeitado seu pedido de enfrentar Israel em campo neutro.
Yıllar sonra Greçko, kendisinin de bu kararın doğru olduğunu düşündüğünü söyleyecekti.Anos depois, Greckho disse numa entrevista que ele também achara que esta tinha sido a melhor decisão.
Valentina, bu olaydan sonra Jose Miguel ile olan evlilik kararından cayar.Valentina interrompe os planos de casamento com José Miguel por causa disso.
White'ın odasına silahlı saldırı olduktan sonra ailesi Kokomo'dan ayrılma kararını aldı.Quando uma bala trespassou a sala de estar da casa dos White, a família decidiu deixar a cidade de Kokomo.
Fakat savcılık, tahliye kararına itiraz ederek tutukluluğunun devamını talep etti. ^ "Nihat Akdoğan kimdir?Na sua humilhação foi tirado o seu julgamento; Quem contará a sua geração?
Weber Paşa kararında ısrar etti.O general Weber insistiu no pedido.
Enver Paşa, bu kararın "Ermenilerin Ruslar ile iş birliği yapacağına dair kaygı" üzerine çıktığını ifade etti.Enver explicou esta decisão como "por medo de que eles iriam colaborar com os russos".
Çıkacak kararın ülkenin genel onayına bağlayıcı bir etkisi yoktur.Isto, no entanto, não causaria impacto no direito de decisão de cada Estado.
Parlamento'nun bu resmi protesto kararına rağmen Kral Charles danışmanını görevden atmadı.Apesar do assassino nunca ter sido capturado, o caso levou a renúncia de sir Charles Warren.
6 – Bir hakimin kararından sonra Alagaos, Brezilya'da eşcinsel evliliklerini tanıyan ilk eyalet oldu.A decisão tornou Alagoas o primeiro estado do Brasil a conceder o estatuto de casamento à casais homossexuais.
Fakat dostları yine de ona zan altında bulunduğunu hatırlatarak, kararından vazgeçmesini tavsiye ettiler.Não obstante seus subordinados negaram a cumprir a ordem.
Bu kararın 9 Kasım 1989'da Berlin Duvarı'nın çöküşüne yardımcı olduğu konusunda genel bir kabul vardır.O ato abriu caminho para a queda do muro de Berlim, em 9 de novembro de 1989.
Menendez ise Briggs'i oyuncunun kararına göre öldürür ya da yaralar.O jogador, jogando como Menendez, tem a escolha de matar ou ferir o Almirante Briggs.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Assim, ela quer que você termine a corrida o quanto antes.
Ancak kısa sürede, kararını değiştirdi ve yerine patricius Liberius'u atadı, sonra seferi de iptal etti.Logo, contudo, mudou de ideia e nomeou o patrício Libério, antes de cancelar a expedição completamente.
V. Karl'in inzivaya çekilme kararını bu mağlubiyetten hemen sonra aldığını belirtirler.Lima disse que este momento com certeza estará incluso nos bastidores.
Kazı kararında, yakındaki Hüseyindede Höyüğü etkili olmuştur.Em pisos de terra, a Montesa realmente provou ser muito segura.
Bu kararın 1985 yılında alındığından da söz eder.Quando acorda, percebe que está no ano de 1985.
Onun bu kararına üssün önde gelen diğer görevlileri de destek verecektir.Esta votação determinará o restante de participantes na equipe MAJOR.
"KİK'in ihale iptal kararını mahkeme iptal etti".«Comissão de Direitos Humanos da Câmara pede anulação».
Hamas da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ateşkes kararını reddetti.Gadafi desrespeitou o cessar-fogo imposto pela ONU.
Kongrede birçok kararın yanı sıra sistemin adında da bir değişiklik yapmıştır.Várias alterações, então, tiveram de ser feitas, a começar pelo próprio título.
Kararını değiştirmek ister.Ele decidiu mudar isso.
Ancak Anderson ikna olmaz, kararının kesin olduğunu söyler.Khan não tem certeza se acredita ou não deles.
Yıllar sonra Greçko, kendisinin de bu kararın doğru olduğunu düşündüğünü söyleyecekti.Ook in de jaren daarna is hij er nog vol van overtuigd dat hij de juiste beslissing heeft genomen.
Artık savaşı olabildiğince kısa sürede sona erdirmek kararındadır.Het geweld moet stoppen zodra het kan.
22 Ocak - Yüksek Sağlık Şurası, Türkiye'de "Tüp bebek" yolu ile evlat sahibi olunabileceği kararına vardı.22 - De "Wet op de aanneming van een kind" maakt in België adoptie van minderjarigen mogelijk.
Kararını değiştirmek ister.Hij wilde verandering.
ABD, Birleşmiş Milletler 244 nolu Güvenlik Konseyi kararının uygulanmasına yönelik bütün çabaları bloke etti.De VN-lidstaten werd opgeroepen om Resolutie 242 Veiligheidsraad Verenigde Naties uit te voeren.
Mahkemede kaybından kısa bir süre sonra, Napster mahkeme kararına uymak için kapatıldı.Hierdoor was het makkelijk om Napster stop te zetten na een rechtszaak.
Kararınızı reddediyorum" diye bağırdı ve küçük bir kahverengi şişe içindeki sıvıyı içti."Ik weet niet eens hoe ik een fles champagne moet ontkurken", zei hij na de huldiging in gebroken Engels.
Rusya Anayasa Mahkemesi ise Yeltsin’in aldığı kararın anayasaya aykırı olduğuna karar verir.Het Hooggerechtshof oordeelde echter dat Jeltsin buiten de grondwet om had gehandeld.
İşçi emeklilerinin çalışabilecekleri kararına varıldı.Voor de pensioenrechten van de ontslagen werknemers was nog geen oplossing gevonden.
Ancak kararın açıklanmasından iki saat sonra vali tarafından affedildiler.Hij werd na twee minuten naar de tribune gestuurd door de scheidsrechter.
Parti üyelerinin çoğunluğu buna karşı çıktı ve Eflak'ı kararını geri çekmeye zorladılar.De meerderheid van het parlement was echter tegen hem en de Duitsers dwongen hem af te treden.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, devir kararını haksız buldu.Het Europese Hof voor de Rechten van de Mens bepaalde dat het proces oneerlijk was verlopen.
Sonrasında kendini okumaya verdi ve bir yazar olma kararını aldı.Na zijn opleiding rechten besloot hij om auteur te worden.
Son kararın nedir?Wat is je eindbestemming?
Kararınız çok tartışılabilir.Uw besluit is heel betwistbaar.
Kararınız çok şüpheli.Uw besluit is heel betwistbaar.
Bu senin kararına bağlı.Dat hangt van jouw beslissing af.
Bir grup Fransız denizci, görünüşe göre Paris]]'i açık bir şehir olarak ilan etme kararından haberdar değildi.Ponieważ Grupy francuskich marynarzy nie zostały poinformowane o decyzji o uznania Paryża miastem otwartym.
2012 Temmuz ayında VTB Birleşik Ligi Yönetimi kesin kararını verdi.W lipcu 2012 rada ligi VTB podjęła decyzję.
Mahkeme kararının ardından, savcı Patrick Head ve Adrian Newey için temyize başvurdu.Po decyzji sądu prokuratura złożyła odwołanie dot. Adriana Newey'a i Patricka Heada.
5 Ocak - Adana'nın kurtuluşu 23 Şubat - TBMM, milletvekillerinin müteahhitlik yapamayacakları kararını aldı.Rankiem 7 lutego, nie wiadomo, czy na rozkaz adm.
Ayrıca yeni sınırların güvencesi için uluslararası bir garantiye katılacakları kararındadırlar.Zażyczył sobie również od areny międzynarodowej nowych gwarancji bezpieczeństwa.
Çeviri süreci içerisinde çevirmen kendi kararını kendisi verecektir.Prace te tłumaczka wydawała na własny koszt.
Mahkeme kararını açıkladığında salonda arbede çıktı.W trakcie rozprawy pozwolono jej zabrać głos.
Artık kararını vermişti; hayatı aşkla dans etmekten ibaret olacaktı.Już wtedy wiedziała, że swoją przyszłość wiąże z tańcem.
Bu kararın neden verildiği ve neden bu tarihte verildiği tarihçiler arasında tarışma konusudur.Dlaczego i my nie mielibyśmy pójść drogami wytyczonymi przez historię?
Daha sonra avukatlık yapmaya başlarken, kararını değiştirdi ve oyuncu oldu.Później postanowił zostać prawnikiem, ale zmienił zdanie.
Kararını değiştirmek ister.Pragnęła zmienić ich sytuację.
Mahkemenin kararına göre: "...Porozumienie w sprawie SOUD -
Genç bununla barışmayıp intikam alma kararını alır.Jego Duch nie może zaznać spokoju i pragnie zemsty.
Kararını açıklamak üzereyken Undertaker dönüş yaptı ve Triple H'in sözünü kesti.Tuż przed podjęciem decyzji, Triple H’owi przerwał powracający Undertaker.
Bu kararın ne etki edeceğini hayal bile edemezlerdi..Nie domyślają się jednak, jakie będą tego konsekwencje...
TBF Disiplin Kurulu, oyuncunun 2 yıl maçlardan men edilmesi kararını verdi.Wydział Dyscypliny PZPN nałożył na gracza dyskwalifikację w dwóch następnych meczach.
Önceleri, ailesi bu kararına karşı çıktı.Jej rodzice początkowo sprzeciwiali się decyzji córki.
Bunca zor koşullara rağmen gene de taarruz kararından vazgeçilmiş değildi.Jednak pomimo sprzyjających okoliczności nie ważył się na ten czyn.
İlgili Sayfalar