Üzgünüm, bu senin kararın değil.Sorry, it's not your decision.
Keşke Tom kararını verse.I wish Tom would make up his mind.
Bu bizim kararımızdır.This is our decision.
Önümüzdeki Pazartesi gününe kadar kararınızı bildirin.Let us know your decision by next Monday.
Hükümet ahlaksızlık gerekçesiyle kitabı yasaklamaya kararı verdi.The government decided to ban the book on grounds of indecency.
Henüz kararımı tamamen vermedim.I haven't quite made up my mind yet.
Ben kararımı tam vermedim.I haven't quite made up my mind.
Irak işgali, bir Amerikan başkanı tarafından alınan en kötü dış politika kararıydı.Invading Iraq was the worst foreign policy decision ever made by an American president.
Tom kararını açıkladı.Tom explained his decision.
Ben kararımdan %100 eminim.I'm 100% sure of my decision.
O kararı veren kişi Tom'du.Tom was the one who made that decision.
Bu tür düşüncelerin sonuçta onların nihai kararı üzerinde herhangi bir etkisi olmamıştır.Such considerations ultimately had no effect on their final decision.
O kararı vermek zorunda olan kişi Tom'dur.Tom is the one who has to make that decision.
Biz senin kararına güveniyoruz.We trust your judgment.
Tom da o kararı verdi.Tom made that decision as well.
Bu kararı vermen ne kadar sürdü?How long did it take you to make this decision?
Bu kararı vermek uzun zamanımızı aldı.It took us a long time to make this decision.
Hakim mahkeme kararını okumaya başladı.The judge started to read the sentence.
O kararı kendi başıma verdim.I made that decision on my own.
O kararı vermene izin vereceğim.I'll let you make that decision.
Kararında sana şans diliyorum.I wish you luck on your decision.
Tom pazartesi günü kararı duyurdu.Tom announced the decision Monday.
Mahkeme kararı temyiz ediliyor.The judgment is being appealed.
Tom'un kararı bir kargaşaya neden oldu.Tom's decision caused an uproar.
Yalnız kararınız buydu.This was your decision alone.
Mahkeme kararı hatasızdı.The judgement was impeccable.
En iyi kararı verdin.You made the best decision.
Tom onu parçalara ayırma kararı verdi.Tom decided to take it apart.
O benim kararımı kolaylaştırdı.That made my decision easy.
Bu haksız bir mahkeme kararıydı.It was an unjust sentence.
Tom'un kararını alkışlıyorum.I applaud Tom's decision.
Kararım nihai oldu.My decision was final.
Tom kararın onun olduğunu söyledi.Tom said the decision was his.
TDK kurum isimlerinde kesme işareti kullanımını kaldırma kararı aldı.TDK has decided to abolish the use of apostrophe in names of institutions.
Doğru kararı veriyor olduğuma nasıl emin olabilirim?How can I be sure that I'm making the right decision?
Hava gittikçe kararıyor. İçeri geri gel.It’s getting dark. Come back inside.
Hava gittikçe kararıyor. İçeriye dön.It’s getting dark. Come back inside.
Tom'un kararını anlayabiliyorum.I can understand Tom's decision.
Tom kararından pişman olmadı.Tom didn't regret his decision.
Emeklilik kararını nasıl verdin?How did you make the decision to retire?
Yeni siyasi partinin isminin "Politika Üzerinde Politika" olacağı kararı alındı.It was decided that the new political party's name would be "Policy over Politics".
Tom onu yapmama kararı aldı.Tom decided not to do that.
Duygularımın kararımı gölgelemesine izin vermemeye çalışıyorum.I try not to let my emotions cloud my judgment.
Tom kararı verdi.Tom made the decision.
Bu kararı alma nedenim odur.That's the reason I made this decision.
Tom'un kararına güveniyor musun?Do you trust Tom's judgment?
Leyla tanıkları susturma kararı aldı.Layla decided to silence the witnesses.
Neden onu yapmama kararı aldınız?Why did you decide not to do that?
Leyla doğru kararı verdi.Layla made the right decision.
Leyla hayatının en önemli kararını verdi.Layla made the most important decision of her life.
Doğru kararı doğru zamanda verdi.She made the right decision at the right time.
Leyla hapis cezası kararından kaçtı.Layla escaped a jail term.
Leyla başka bir soygun yapma kararı aldı.Layla decided to do another robbery.
Benim kararıma güvenmiyor musun?Don't you trust my judgment?
Leyla, Sami'nin bir uyuşturucu bağımlısı olmasına izin vermeme kararı aldı.Layla was determined not to let Sami become a drug addict.
Hava zaten kararıyor.It's already getting dark.
Tom partiye gitme kararı aldı.Tom decided to go to the party.
O kararı vermek kolaydı.That decision was easy to make.
Kararından pişman olacaksın.You will regret your decision.
Tom onu bir daha asla yapmama kararı aldı.Tom decided never to do that again.