karanlık ile cümle

karanlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Há uns anos, os meus olhos abriram-se para o lado obscuro da indústria da construção.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Il y a quelques années, j'ai ouvert les yeux sur la face sombre de l'industrie du bâtiment.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Kilka lat temu pewne doświadczenie uświadomiło mi ciemną stronę przemysłu budowlanego.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.몇 년 전 저는 건설업계의 어두운 이면을 알게 되었습니다.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Néhány éve fenyílt a szemem, és megismertem az építőipar sötét oldalát.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Pochi anni fa venni a conoscenza del lato oscuro dell'industria edile.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Pred nekaj leti so se mi odprle oči in spoznal sem temno stran gradbene industrije.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Pred niekoľkými rokmi som mal poprvýkrát možnosť vidieť temnú stránky stavebného priemyslu.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Před pár lety se mi otevřely oči vůči černému trhu stavebnictví.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Vor ein paar Jahren wurde mir klar, welch dunkle Seite die Bau-Industrie haben kann.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Πριν μερικά χρόνια άνοιξαν τα μάτια μου ως προς την σκοτεινή πλευρά της οικοδομικής βιομηχανίας.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Кілька років тому, у мене відкрилися очі на темну сторону будівельної галузі.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Несколько лет назад, у меня открылись глаза на темную сторону строительной индустрии.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.Преди няколко години очите ми се отвориха за тъмната страна на строителната индустрия.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.לפני מספר שנים נפקחו עיניי לצד האפל של תעשיית הבנייה.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.قبل عدة سنوات مضت فُتحت عيناي على الجانب المظلم في صناعة البناء.
Bir kaç yıl önce, inşaat endüstrisinin karanlık yüzünün farkına vardım.建築業界の暗部へ向けられました 2006年に、カタールの若い学生が
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Alguém de uma ONG descreveu-me isso como jogar bowling no escuro.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Alguien en una ONG una vez me lo describió como ir de bolos en la oscuridad.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Cineva de la un ONG mi-a descris asta ca şi cum ai juca popice în întuneric.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Der var nogen fra en NGO der engang beskrev det for mig som at bowle i mørke.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Egy civil szervezet képviselője úgy jellemezte ezt, mint sötétben tekézni.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Iemand uit een NGO beschreef het mij ooit als bowlen in het donker.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Jemand aus einer NRO hat das mal mit "Bowling im Dunkeln" verglichen.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Kdosi z nevládní organizace to jednou popsal jako hrát kuželky ve tmě.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Ktoś z organizacji pozarządowej opisał to jako gra w kręgle po ciemku:
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.NGO에서 일하는 어떤 사람은 이를 어둠 속에서 볼링을 하는 것에 비유했습니다.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Une fois, quelqu'un d'une ONG m'a décrit ça comme de jouer au bowling dans le noir.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Un membro di una ONG lo comparò al brancolare nel buio.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Μιά φορά κάποιος από μια μη-κεροδοσκοπική μου είχε πει ότι είναι σαν να παίζεις μπόουλινγκ στο σκοτάδι
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Веднъж една неправителствена организация, ми го описа като игра на боулинг в тъмното.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Колись, дехто з недержавної організації описав це як "боулінг у темряві".
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.Люди из одной неправительственной организации однажды описали мне это как игру в боулинг в темноте.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.מישהו מארגון לא ממשלתי הסביר לי את זה פעם כמשחק באולינג בחשיכה.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.أحد الأشخاص من المنظمات الطوعية وصف ذلك بأنها مثل لعب البولينج في الظلام.
Bir keresinde bir sivil toplum örgütünden birisi bana bunu karanlıkta bowling oynamak olarak tarif etti.これは暗闇でボーリングをしているようなものです 球を投げるとピンがいくつか倒れる音がする
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde --En flicka, om du har tur, i hörnet av ett mörkt rum
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde --어두운 방 안의 구석 자리에서 코란을 읽을 수 잇을 정도로 운이 좋은
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Ak máte to štastie, uvidíte dievča v rohu tmavej miestnosti, ktoré má štastie, že sa môže pozrieť na Korán.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Dívka, pokud máte štěstí, v rohu tmavé místnosti -- je ráda za to, že se může dívat na Korán.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Dziewczynki mogły tylko w kącie ciemnego pokoju czytać Koran.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Een meisje, als je goed kijkt, in de hoek van een donkere kamer -- bevoorrecht dat ze de Koran kon inkijken.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Egy kislány, ha szerencsés volt, a szoba sötét sarkában olvashatta a Koránt.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Một cô bé, nếu may mắn, trong góc phòng tối -- may mắn có thể đọc được kinh Koran.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.O fată, dacă ești norocos, în colțul unei camere întunecoase - fericită să poate citi Coranul.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Seorang gadis, jika beruntung, di sudut ruangan gelap -- cukup beruntung untuk dapat melihat Al-Quran.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Uma rapariga, se tiver sorte, no canto de um quarto escuro tendo a possibilidade de ter o Corão.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Una niña, si tienes suerte, en la esquina de un cuarto oscuro... afortunada de poder ver el Corán.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Девушка, если ей повезло, сидела в углу темной комнаты - счастлива, что у нее есть возможность читать Коран.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde -- Kuran'a bakabilme şansına sahipti.Момиче, и то ако имате късмет, което стои в ъгъла на тъмна стая, и щастливо, че може да гледа Корана.
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde --נערה ברת-מזל, בפינת חדר אפל--
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde --فتاة في زاوية غرفة .. ان كانت محظوظة بما فيه الكفاية
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde --コーランを眺めています。これは、 その女の子は恵まれていると言えます。
Bir kız, eğer şanslıysa, karanlık bir odanın köşesinde --我徒步穿越阿富汗,
Bir merdiven almak için, hangi sevgi yakında karanlık bir kuş yuvası tırmanmaya olmalı:A buscar una escalera, por la que el amor hay que subir un nido de pájaros pronto, cuando es de noche:
Bir merdiven almak için, hangi sevgi yakında karanlık bir kuş yuvası tırmanmaya olmalı:Aby pobrać drabinie, przez które miłość musi wspiąć się na ptasie gniazdo tylko gdy jest ciemno:
Bir merdiven almak için, hangi sevgi yakında karanlık bir kuş yuvası tırmanmaya olmalı:A fetch egy létrán, a mely a szeretet kell mászni egy madár fészket hamarosan, amikor sötét van:
Bir merdiven almak için, hangi sevgi yakında karanlık bir kuş yuvası tırmanmaya olmalı:At hente en stige, ved hvilket din kærlighed Skal klatre en fuglerede snart når det er mørkt:
Bir merdiven almak için, hangi sevgi yakında karanlık bir kuş yuvası tırmanmaya olmalı:Để lấy một cái thang, mà tình yêu của bạn phải leo lên một tổ chim sớm khi trời tối:
Bir merdiven almak için, hangi sevgi yakında karanlık bir kuş yuvası tırmanmaya olmalı:För att hämta en stege, genom vilken din kärlek måste klättra ett fågelbo snart när det är mörkt:
İlgili Sayfalar