karanlık ile cümle

karanlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Maar we weten niet of een van die eigenlijk donkere materie kandidaten zijn, ok.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Ma non sappiamo se e quale di queste particelle sia per davvero il candidato per la materia oscura.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Mas nós não sabemos se qualquer delas é uma candidata para a matéria escura.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Men man ved ikke, om nogen af dem faktisk er kandidaten til det mørke stof, OK.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Namun kami belum tahu jika salah satunya adalah calon materi gelap.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Nevíme však, jestli je některý z nich opravdu kandidátem na to být temnou hmotou.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Pero no sabemos si alguno de estos son de verdad el candidato a ser materia oscura.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Thế nhưng chúng ta không biết liệu có cái nào trong số chúng thật sự là ứng cử viên của vật chất tối không.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Wir wissen aber nicht, ob einer von den beiden wirklich ein Anwärter auf die dunkle Energie ist.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Αλλά δεν γνωρίζουμε εάν κανένα από αυτά είναι στην πραγματικότητα οι υποψήφιοι της σκοτεινής ύλης.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Не сме съвсем сигурни, дали наистина сме открили истинския кандидат за тъмна материя.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.Но пока неизвестно, является ли какая-то из двух теорий на самом деле верной кандидатурой для тёмной материи.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.אבל אנחנו לא יודעים אם מישהו מאלה הוא באמת המועמד להיות החומר האפל, בסדר.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.ولكننا لا نعلم حتى الان ما إذا كانت تلك هي فعليا المادة المظلمة المرشحة.
Ancak daha bunlardan birinin karanlık madde adayı olup olmadığını bilmiyoruz.ダークマターを解き明かす候補なのか わかりません もしかしたら まったく違った場所に答えはあるのかもしれません
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Có điều, chúng ta chưa có lập luận phù hợp để giải thích sự tồn tại của nó, OK.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Dar nu avem un argument bun pentru a o adăuga în acest punct.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.그러나 우리는 암흑 에너지를 도입해야 할 타당한 이유를 갖고 있지 않습니다.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Maar we hebben geen goede motivatie om dat toe te voegen op dit moment, oké.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Mais nous n'avons encore aucune piste sur ce que ce terme mathématique représente.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Ma non abbiamo ancora una spiegazione valida per inserirla nei calcoli.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Mas não temos uma boa razão para a colocar lá nesta altura.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Még nincs megfelelő motivációnk ennek a használatára.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Men vi har ikke en god grund til at lægge den derind lige her, OK.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Namun kami tidak memiliki alasan yang bagus untuk memasukkannya pada saat ini
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Nemáme ale přesvědčivý důvod pro to, abychom s tímto členem v tuhle chvíli pracovali.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Pero no tenemos una buena motivación para ponerla ahí todavía.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Wir haben im Moment allerdings keine gute Begründung, das mathematisch zu beschreiben.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Αλλά δεν έχουμε ένα καλό κίνητρο για να το θέσουμε εκεί σε αυτό το σημείο.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.Въпреки това не можем да се мотивираме достатъчно, че тя съществува.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.אבל אין לנו מניע טוב לשים את זה שם בנקודה זו, טוב.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.ولكن ليس لدينا سبب جيد لوضعها هناك في هذه اللحظة ، نعم.
Ancak karanlık enerjiyi işin içine katmak için çok da fazla sebebimiz yok.現時点ではできません 公式にする妥当性も まだ説明がつかないのです
Ancak karanlıkta aranırken fark ettim ki, daha önce sahip olmadığım seçenekler yüzünden felç olmuştum.Ahogy sötétben tapogatóztam, rájöttem, hogy éppen a lehetőségek soha nem látott tárháza bénít meg.
Ancak karanlıkta aranırken fark ettim ki, daha önce sahip olmadığım seçenekler yüzünden felç olmuştum.Bîjbîind prin întuneric mi-am dat seama că de fapt eram paralizat de opțiunile pe care înainte nu le avusesem.
Ancak karanlıkta aranırken fark ettim ki, daha önce sahip olmadığım seçenekler yüzünden felç olmuştum.힘든 나날을 보내면서 생각한 끝에 그 동안 한 번도 경험하지 못했던, 선택할 수 있는 것이 너무 많았기 때문에 슬럼프에 빠졌다는 것을 깨달았습니다.
Ancak karanlıkta aranırken fark ettim ki, daha önce sahip olmadığım seçenekler yüzünden felç olmuştum.Speurend in mijn somberheid, realiseerde ik me dat ik verlamd was door alle keuzes die ik nooit had gehad.
Ancak karanlıkta aranırken fark ettim ki, daha önce sahip olmadığım seçenekler yüzünden felç olmuştum.Szukając przyczyny zrozumiałem, że paraliżował mnie ogrom wyborów, których przedtem nie miałem.
Ancak karanlıkta aranırken fark ettim ki, daha önce sahip olmadığım seçenekler yüzünden felç olmuştum.אבל בעודי מגשש בחשיכה, הבנתי שבעצם הייתי משותק בגלל כל האפשרויות, שמעולם לא היו לי קודם.
Ancak karanlıkta aranırken fark ettim ki, daha önce sahip olmadığım seçenekler yüzünden felç olmuştum.ولكني بحثت في الظلام أدركت أنني في الواقع كنت مشلولاً من قبل الخيارات العديدة التي لم تكن لدي من قبل.
Ancak karanlıkta aranırken fark ettim ki, daha önce sahip olmadığım seçenekler yüzünden felç olmuştum.経験した事がないほど 選択の幅が広がったせいで 途方に暮れていたのです その瞬間 自分の震える手を 思い出しました
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.All'improvviso ho realizzato qualcosa: che ero completamente all'oscuro di tutto.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.Am inceput sa ma intreb "De ce eu ?" "De ce acum?" "De ce aici?"
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.A najednou jsem na něco přišel: že jsem byl kompletně ve tmě.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.Dan tiba-tiba saya menyadari sesuatu: yang saya benar-benar tidak tahu.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.En plots realiseerde ik me iets: dat ik volledig in het duister tastte.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.És hirtelen rádöbbentem valamire: hogy teljes sötétségben voltam.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.Et tout d'un coup, j'ai réalisé une chose : c'est que j'étais complètement dans le noir.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.I nagle uświadomiłem sobie, że kompletnie nic nie wiem.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.그리고 갑자기 뭔가를 깨닳았죠: 제가 아는 것은 아무것도 없다는 사실을 말입니다.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.Tôi chợt nhận ra một điều: rằng tôi hoàn toàn ở trong bóng tối.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.Und plötzlich wurde mir bewusst, dass ich vollkommen im Dunklen tappte.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.V tom som si niečo uvedomil: že som bol v úplnej tme.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.Και ξαφνικά συνειδητοποίησα ότι βρισκόμουν στο απόλυτο σκοτάδι.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.Внезапно я осознал то, на что обычно не обращают внимания.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.И изведнъж осъзнах нещо: че съм в пълно неведение.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.Раптово я зрозумів важливу річ: що я цілковито не в курсі своєї ситуації.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.שאליו לגמרי לא התייחסתי לפני כן. התחלתי לשאול את עצמי שאלות: "למה אני?"
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.وفجأة أدركت شيئا: كان سابقاً في الظلام تماماً.
Aniden bir şeyi fark ettim; tamamen karanlıktaydım.何がなんだかわかりませんでした 自分に問いました "なんで私が?"
İlgili Sayfalar