karanlık ile cümle
karanlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Onların savaşı dünyayı yeni bir karanlığa sürükledi, ve dev hayvan da karanlıktan iğrendi.Ja nende sõdimine paiskas maailma uude pimedusse, aga metsaline jälestas pimedust.
Her yer karanlık ve sessizdi.Meeleolu oli pinev ja vaikne.
Karanlık Gölgeler eleştirmenlerden karışık yorumlar aldı."Öö varjud" sai kriitikutelt lahknevaid arvamusi.
"Yeni karanlık", uygulama mağazalarının kapalı yapısına atıfta bulunur."Uus pimedus" tähendab mobiilsetele seadmetele mõeldud rakenduste poodide suletust.
Baryonik madde kütleleri karanlık maddenin soğuk halelerinde (İng. halo) yoğunlaşmaya başladılar.Selle tulemusena hakkasid baronid kondenseeruma külma tumeda aine halodes.
Karanlıkta bir gölge var, Geliyorlar..Parki ilmestavad vanad tammed ja pärnad.
Evinde çok çeşitli Karanlık Sanatlar Malzemesi vardır.Selles hoones asub palju moodsa kunsti teoseid.
Ancak, gece gökyüzü karanlıktır.Kui öö on nii pime 6.
Uzağın payına karanlık düşer.Pimeda poole värvus kaob.
Karanlık Çağın başlangıç ve bitiş tarihleri de tartışma konusudur.Selle külma perioodi põhjusi ja tagajärgi alles arutatakse.
Bu büyü, yaptığım bütün karanlık büyülerin ötesinde.Armunu on pime kõikide teiste võludele.
Karanlık güçlerden önce değerli hazineyi bulmak için hazırlar.Emaslinnud teevad enne rännu algust vahepeatuse jõuvarude täiendamiseks.
Gelmiş geçmiş en Karanlık Büyücü Lord Voldemort'tur.Ta mõrvati sajandite kuulsaima musta võluri Lord Voldemorti käe läbi.
Işık ve karanlık tanrıları bulunur ve Sabiiler bunlardan Işık tanrısına ibadet ederler.Linda hüüab hädas appi ning seda kuulevad jumalad.
Bu tepkimeler aydınlıkta da karanlıkta da olabilir.Neil on võime pimedas helendada.
Zaten kara olan drow'lar, bu karanlıktan daha kara olan yerde daha da siyahlaşırlar.Muidu võib juhtuda, et saunast tulles oled mustem kui sinna minnes.
Ya aydınlık ya da karanlık.Varjus ja valguses.
Çok uzaktaki şeyleri duyar ve görebilirler ayrıca karanlıkta da görürler.Rebasel on väga hea kuulmine ja haistmine ning ta näeb pimedas hästi.
Sanatçılar Rönesans devrinde karanlık kutuyu buldular.Ajaloolane Olev Prints avastas varem krohvi all varjul olnud terrakotaskulptuuride rikkuse.
Hiçbir zaman güneş ışığı almaz ve daima karanlıktır.Koidu ajal päike ei paista, aga täiesti pime enam ei ole.
Şu karanlık, şu kimsesiz geceler. d"Me hommikud, me päevad, õhtud, ööd".
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.한 시간에 5마일을 움직이고, 내부는 105도 였습니다.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Andavam a 8 km à hora e lá dentro estavam 40,5ºC em total escuridão.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Andavano a 8 km all'ora e dentro c'erano 40 gradi ed era buio pesto.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Iban a ocho kilómetros por hora y dentro estaban a 45 grados en la más absoluta oscuridad.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Ils faisaient sept kilomètres heure. A l'intérieur il faisait noir comme dans un four et 40 degrés.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Jechały 5 mil na godzinę a w środku było 50 stopni w cieniu.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Mergeau cu 8 km/h, iar înăuntru erau 40 de grade Celsius pe întuneric beznă.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Nó đi 5 dặm/giờ; bên trong xe tối om và nóng 41 độ.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Sie fuhren 5 Meilen pro Stunde und drinnen war es 41° und stockfinster.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Ze konden 8 km/u en binnenin was het 41 graden in het pikkedonker.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Движили се с 5 мили в час и в тях било 40 градуса и тъмно като в рог.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.Они проходили пять миль в час и в них было 105 градусов в беспросветную темноту.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.הם נעו במהירות 8 קמ"ש והחום בפנים הגיע ל-40 מעלות באמצע הלילה.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.تسير بسرعة خمسة أميال في الساعة وبالداخل كانت درجة الحرارة 105 درجة في الظلام الدامس
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.中にはカナリアの入った 鳥かごがありました
Açıkladım, "Karanlık bir gece ve karga bir dalın üstüne tünemiş."Wyjaśniłem, że "Jest ciemna noc, a kruk przysiadł na gałęzi".
Adam: Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Da es ziemlich dunkel ist, müssen Sie laut rufen.
Adam: Orası çok karanlık, biraz bağırmanız gerekecek.Jest ciemno, więc musicie krzyknąć
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.Bol to geograf George Kimble, ktorý povedal, že "Na Afrike je temná iba naša neznalosť o nej".
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.Fu George Kimble, il geografo, a dire che "L'unica cosa nera dell'Africa è la nostra ignoranza su di essa".
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.Geograful George Kimble a spus că "singurul lucru întunecat din Africa este ignoranța noastră."
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.George Kimble, geograf, powiedział: "Jedyną ciemną rzeczą w Afryce jest nasza ignorancja".
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.지리학자 조지 킴블은 이렇게 말했죠, "아프리카에 있어 유일한 어두움은 그 어두움을 우리가 간과하고 있다는 것이다."
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.Ο Τζωρτζ Κίμπλ, ο γεωγράφος, είπε ότι "Το μοναδικό σκοτεινό πράγμα σχετικά με την Αφρική είναι η άγνοιά μας".
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.Джордж Кимбл, географ, однажды сказал: "Наше незнание Африки является единственной темнотой".
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.Джордж Кимбъл, географът, е казал: "Единственото тъмно нещо в Африка е нашето невежество за нея."
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.היה זה ג'ורג' קימבל, הגיאוגרף, שאמר שהדבר החשוך היחיד באפריקה היא הבורות שלנו לגביה
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.كان جورج كيمبل، الجغرافي، الذي قال إن ، "الشيء الوحيد المظلم حول افريقيا هو جهلنا بها".
"Afrika'yla ilgili karanlıkta kalan tek şey, onu ihmal edişimizdir." diyen, coğrafyacı George Kimble'ydi.「アフリカのただ一つの暗い面は、我々がアフリカに関して無知であることだ」 さあ、さまざまな要素が存在する大陸に光を当てましょう
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."Åh, nej," sade han och såg ett slags djävulskt rolig, "den harpooneer är en mörk hy kap.
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."Åh, nej," sagde han, søger en slags djævelsk sjove, "det harpooneer er en mørklødede fyr.
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."오, 이런,"그는 diabolically 재미있는 일종의보고 말했다, "는 harpooneer입니다 어둠이 녀석 complexioned.
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."Ne," řekl a vypadal trochu ďábelsky vtipné, že "je harpooneer tmavé pleti kap.
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."Nie," povedal a vyzeral trochu diabolsky vtipné, že "je harpooneer tmavej pleti kap.
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."Och, nie," powiedział, patrząc w rodzaju diabelsko zabawna "harpooneer jest ciemnej cerze rozdz.
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."Oh, nein", sagte er und sah eine Art teuflisch lustig ", der Harpunier ist ein dunklen Teint chap.
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."Oh, ne," je dejal on, ki je videti nekako diabolically smešno, "je harpooneer je temno complexioned chap.
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."Oh, no," dijo, mirando a una especie de diabólicamente divertido ", el arponero es un tez morena cap.
"Ah, hayır," diye bir tür diabolically komik görünümlü, dedi, "harpooneer olan bir karanlık adam complexioned."Oh, non," dit-il, regardant une sorte de drôle diaboliquement, "le harponneur est un teint foncé, chap.