karanlık ile cümle
karanlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Gezegenimizin büyük çoğunluğu ebedi karanlıktadır.Most of our planet is in eternal darkness.
Yani burası olağanüstü aktif bir bölge. Sadece karanlık kasvetli bir yer değil.So, it's a phenomenally active region, it's not just a dark, boring place.
İnsanlık tarihi, karanlık köşeleri aydınlatan fikirlerin tarihidir.The story of humans is the story of ideas that shine light into dark corners.
Karanlıkta omuz mu silkelim?Shrugging our shoulders in the dark?
Bazen karanlıktan tümüyle faydalansınlar diye gece yarısına kadar bekliyorum.I even wait until midnight to give them the full advantage the dark.
Fakat buraya gelirken hava karanlikti, bu nedenle hicbirseyi goremedim.But on the way here it was dark, so I didn't get to see anything.
Ya onlar da gece karanlık gökyüzüne, aynı yıldızlara; ama karşı taraftan bakıyorlarsa?What if they look up at the night sky, at the same stars, but from the opposite side?
Web'in karanlık yüzü ışığa karşı alerjiktir.The dark side of the web is allergic to the light.
Bu tip öğrenmenin bir de karanlık yüzü vardır, buna "olumsuz tat koşullanması" denir.There's also a dark side to this type of learning, called "taste aversion".
Aksi halde buralar tamamiyle karanlıktır.Otherwise it is completely dark in these places.
Ben öfke ile patlarsam, o karanlık yere geri dönebilirim? Türkçe Çeviri:PAEDAGOGlf I explode with rage I might return to that dark place?
Yaşam, yanılsamaların karanlık oyunu Ölümü durduramaz.Life doesn't cease and death is a dark game of illusions.
Endüstriyel gıda sistemimizin karanlık yüzünü keşfettim.I discovered the dark side of the industrialized food system.
Ateş adım adım ilerliyor ve beni karanlıktan çıkarıyorReaching a fever pitch and it's bringing me out the dark
Ve özellikle benim için karanlık bir gündeAnd on one particularly dark day for me,
Çünkü karanlık enerji, madde veya radyasyonun aksine, evren genişledikçe seyrelmiyor.Because dark energy, unlike matter or radiation, does not dilute away as the universe expands.
Çok fazla karanlık var.There's too much darkness.
-- Feng Shui ustası adamları karanlık dünyadaki hayalet atların üzerinde göndermişti.-- a Feng Shui master sent men down to the underworld on ghost horses.
Karanlık olduğundan göremiyorum.Hey, it's too dark. I can't see a thing.
Bu, kahramanın en karanlık saati.This is the hero's darkest hour.
Ve sen karanlık olanla başlarsın.So, you start with the darkest one.
Hayalet adamlara karanlıkta saldırmak bir hataydı, Shaknar !It was a mistake to attack the ghostmen out of the darkness, Shaknar!
Karanlıktan korkarım evimde durdun, Isidur'un varisi.I fear deeply the shadow you cast on my house, Isildur's Heir.
8 km/s hızla giderlerdi ve içerisi 105 derecede zifiri karanlıktı.They went five miles an hour and inside it was 105 degrees in the pitch dark.
Çok kötü, tepe Hitler kabul, bir kalbin karanlık.Australia, hello and welcome. One world, one dream.
Karanlık bir dalga.Certain wave of darkness.
Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.God saw the light, and saw that it was good. God divided the light from the darkness.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.When the sun was going down, a deep sleep fell on Abram. Now terror and great darkness fell on him.
O zaman Süleyman şöyle dedi: ‹‹Ya RAB, karanlık bulutlarda otururum demiştin.Then Solomon said, "Yahweh has said that he would dwell in the thick darkness.
Dönüşü olmayan yere gitmeden önce, Karanlık ve ölüm gölgesi diyarına,before I go where I shall not return from, to the land of darkness and of the shadow of death;
Yaşamın öğlen güneşinden daha parlak olur, Karanlık sabaha döner.Life shall be clearer than the noonday. Though there is darkness, it shall be as the morning.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.He uncovers deep things out of darkness, and brings out to light the shadow of death.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.They grope in the dark without light. He makes them stagger like a drunken man.
Karanlıktan kurtulabileceğine inanmaz, Kılıç onu gözler.He doesn't believe that he shall return out of darkness. He is waited for by the sword.
Karanlık beni susturamadı, Yüzümü örten koyu karanlık.Because I was not cut off before the darkness, neither did he cover the thick darkness from my face.
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,when his lamp shone on my head, and by his light I walked through darkness,
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.When I looked for good, then evil came; When I waited for light, there came darkness.
Kötülük yapanların gizlenebileceği Ne karanlık bir yer vardır, ne de ölüm gölgesi.There is no darkness, nor thick gloom, where the workers of iniquity may hide themselves.
‹‹Ona ne söyleyeceğimizi öğret bize, Çünkü karanlık yüzünden sözümüze düzen veremiyoruz.Teach us what we shall tell him, for we can't make our case by reason of darkness.
‹‹Işığın bulunduğu yerin yolu nerede? Ya karanlık, onun yeri neresi?"What is the way to the dwelling of light? As for darkness, where is its place,
Karanlık ve kaygan olsun yolları, RABbin meleği kovalasın onları!Let their way be dark and slippery, Yahweh's angel pursuing them.
Oysa sen bizi ezdin, ülkemizi çakalların uğrağı ettin, Üstümüzü koyu karanlıkla örttün.Though you have crushed us in the haunt of jackals, and covered us with the shadow of death.
Yaptığın antlaşmayı gözönüne al, Çünkü ülkenin her karanlık köşesi Zorbaların inleriyle dolmuş.Honor your covenant, for haunts of violence fill the dark places of the earth.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.You have laid me in the lowest pit, in the darkest depths.
Karanlıklarda harikaların, Unutulmuşluk diyarında doğruluğun bilinir mi?Are your wonders made known in the dark? Or your righteousness in the land of forgetfulness?
Eşi dostu benden uzaklaştırdın, Tek dostum karanlık kaldı.You have put lover and friend far from me, and my friends into darkness.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Clouds and darkness are around him. Righteousness and justice are the foundation of his throne.
Karanlık gönderip ülkeyi karanlığa bürüdü RAB, Çünkü Mısırlılar Onun sözlerine karşı gelmişti.He sent darkness, and made it dark. They didn't rebel against his words.
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Some sat in darkness and in the shadow of death, being bound in affliction and iron,
Çıkardı karanlıktan, zifiri karanlıktan, Kopardı zincirlerini.He brought them out of darkness and the shadow of death, and broke their bonds in sunder.
Karanlıkta ışık doğar dürüstler için, Lütfeden, sevecen, doğru insanlar için.Light dawns in the darkness for the upright, gracious, merciful, and righteous.
Desem ki, ‹‹Karanlık beni kaplasın, Çevremdeki aydınlık geceye dönsün.››If I say, "Surely the darkness will overwhelm me; the light around me will be night";
Onlar ki karanlık yollarda yürümek için Doğru yoldan ayrılırlar.who forsake the paths of uprightness, to walk in the ways of darkness;
Kötülerin yoluysa zifiri karanlık gibidir, Neden tökezlediklerini bilmezler.The way of the wicked is like darkness. They don't know what they stumble over.
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Whoever curses his father or his mother, his lamp shall be put out in blackness of darkness.
Işığın karanlıktan üstün olduğu gibi Bilgeliğin de akılsızlıktan üstün olduğunu gördüm.Then I saw that wisdom excels folly, as far as light excels darkness.
Ömrü boyunca büyük üzüntü, hastalık, öfke içinde Karanlıkta yiyor.All his days he also eats in darkness, he is frustrated, and has sickness and wrath.
Çünkü düşük çocuk boş yere doğuyor, karanlık içinde geçip gidiyor, adı karanlığa gömülüyor.for it comes in vanity, and departs in darkness, and its name is covered with darkness.
Beni güttü, Işıkta değil karanlıkta yürüttü.He has led me and caused me to walk in darkness, and not in light.
Çoktan ölmüş ölüler gibi Beni karanlıkta yaşattı.He has made me to dwell in dark places, as those that have been long dead.