Tom karanlık bir yol sayesinde kestirmeden gitti.Tom took a shortcut through a dark alley.
Tom karanlık sanatlarla amatörce uğraştı.Tom has dabbled in the dark arts.
Death Valley Ulusal Parkı, karanlık gökyüzü ile tanınır.The Death Valley National Park is known for its dark skies.
Onlar karanlık çökene kadar kazları izlediler.They watched the geese till it was dark.
Gözlerimin karanlığa alışması uzun zaman aldı.It took my eyes a long time to adjust to the dark.
Karanlıkta öpüştük.We kissed in the dark.
Tom'un odasında çok karanlıktı.It was very dark in Tom's room.
Tom oraya gitmeden önce karanlık olacak.It'll be dark by the time Tom gets there.
Ben eve varmadan önce karanlık olacak.It'll be dark by the time I get home.
Biz Boston'a varmadan önce karanlık olacak.It'll be dark by the time we get to Boston.
Palyaço karanlıktan korkuyor.The clown is afraid of the dark.
Tom'un karanlık bir mizah duygusu var.Tom has a dark sense of humor.
Kışın İsveç'te çok karanlık var.It's so dark in Sweden in the winter.
Uyandığımda dışarısı hâlâ karanlıktı.When I woke up, it was still dark outside.
Tom karanlıktan sonra oraya geldi.Tom arrived there after dark.
Dünyanın geri kalanı ışıktayken karanlıkta olmaktan nefret ediyorum.I hate to be in the dark when all the rest of the world is in light.
Hapishanenin tamamı karantinaya alındı.The entire prison's been quarantined.
Karanlıkta burada olmamamız gerekir.We shouldn't be here in the dark.
Mary çok güzeldi fakat onun kalbi gece kadar karanlıktı.Mary was beautiful, but her heart was as black as night.
Tom ve Mary karanlıkta yürümeyi denedi ancak hipotermiden öldüler.Tom and Mary attempted to hike in the dark, but died of hypothermia.
Ben nadiren karanlıktan sonra dışarı çıkarım.I rarely go out after dark.
Karanlıktan sonra eve yürümenin güvenli olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's safe to walk home after dark?
Sarah'ın karanlık bir tarafı vardı.Sarah had a dark side.
Ev karanlıktı ve sessizdi.The house was dark and silent.
Tom karanlıktan çok korkar.Tom is very afraid of the dark.
Hayatım karanlık ve şekilsiz bir cehenneme döndü.My life turned into a dark and shapeless living hell.
Dania, Fadıl'ın karanlık tarafını gördü.Dania saw the dark side of Fadil.
Fadıl kendisinin karanlık yönünü keşfedecek.Fadil will discover a dark side of his own.
Karanlıkta yalnız başına yukarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go upstairs alone in the dark.
Karanlık madde görünmezdir.Dark matter is invisible.
Fadıl karanlık sırrını açıkladı.Fadil exposed his dark secret.
Bir gün karanlık madde için ayrı periyodik bir tablo olacak mı?Will there one day be a separate periodic table for dark matter?
O kadar çok karanlıktı ki hiçbir şey göremedim.It was so dark that I couldn't see anything.
Karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarı çıkmam.I almost never go out after dark.
Sami hava karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarı çıkmaz.Sami almost never goes out after dark.
Sami'nin karanlık geçmişi yeniden ortaya çıktı.Sami's dark past resurfaced.
Sami'nin karanlık bir sırrı vardı.Sami had a dark secret.
Tom karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarı çıkmaz.Tom almost never goes out after dark.
Tom artık karanlıktan korkmuyor.Tom is no longer afraid of the dark.
Bizi karanlıktan çıkaracak birine ihtiyacımız var.We need someone to lead us out of the darkness.
Denize ulaşmadan önce hava karanlıktı.It was dark by the time we got to the sea.
Hava hâlâ karanlıktı.It was still dark.
Hâlâ karanlıktı.It was still dark.
Dışarısı karanlık olmaya başlıyor.It's starting to get dark outside.
Burası çok karanlık.It's really dark in here.
Burası gerçekten karanlık.It's really dark in here.
Karanlıktan sonra Boston'da yürürken güvende hissediyor musun?Do you feel safe walking in Boston after dark?
Gözlerini yavaşça karanlığa alıştırdı.Slowly his eyes adjusted to the darkness.
Leyla karanlıkta bekliyordu.Layla was waiting in the darkness.
Sami karanlıkta bekliyordu ve Leyla bir avdı.Sami was waiting in the darkness and Layla was the prey.
Leyla'nın karanlık fantezileri kıvılcımlarını buldu.Layla's dark fantasies found their spark.
Leyla çok karanlık dünyasında yaşıyordu.Layla was living in her very dark world.
Zaten karanlık oluyor.It's already getting dark.
Tom, karanlıktan sonra neredeyse hiç dışarıya çıkmaz.Tom hardly ever goes out after dark.
Sami çok karanlık bir yüzü vardı.Sami had a very dark side.
Yavaşça onun gözleri karanlığa alıştı.Slowly his eyes got used to the dark.
Büyümüştüm, ama karanlıktan korkmaktan vazgeçmedimI grew up, but I have not stopped fearing the dark.
Karanlıkta yürüyen kör bir adama el feneri tutma.Do not show a torch to a blind man walking in the dark.
Aniden bir soyguncu karanlıktan çıktı.Suddenly a robber stepped out of the darkness.
Karanlıktan çıkarak ışığa çıktı.He stepped out of the darkness into the light.