Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.God saw the light, and saw that it was good. God divided the light from the darkness.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.When the sun was going down, a deep sleep fell on Abram. Now terror and great darkness fell on him.
Musa Tanrının içinde bulunduğu koyu karanlığa yaklaşırken halk uzakta durdu.The people stayed at a distance, and Moses drew near to the thick darkness where God was.
Karanlığı örtündü, Kara bulutları kendine çardak yaptı.He made darkness pavilions around himself: gathering of waters, and thick clouds of the skies.
Ya RAB, ışığım sensin! Karanlığımı aydınlatırsın.For you are my lamp, Yahweh. Yahweh will light up my darkness.
O zaman Süleyman şöyle dedi: ‹‹Ya RAB, karanlık bulutlarda otururum demiştin.Then Solomon said, "Yahweh has said that he would dwell in the thick darkness.
Karanlığa bürünsün o gün, Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin, Üzerine ışık doğmasın.Let that day be darkness. Don't let God from above seek for it, neither let the light shine on it.
Gündüz karanlığa toslar, Öğlen, geceymiş gibi el yordamıyla ararlar.They meet with darkness in the day time, and grope at noonday as in the night.
Dönüşü olmayan yere gitmeden önce, Karanlık ve ölüm gölgesi diyarına,before I go where I shall not return from, to the land of darkness and of the shadow of death;
Yaşamın öğlen güneşinden daha parlak olur, Karanlık sabaha döner.Life shall be clearer than the noonday. Though there is darkness, it shall be as the morning.
Karanlıkların derin sırlarını açar, Ölüm gölgesini aydınlığa çıkarır.He uncovers deep things out of darkness, and brings out to light the shadow of death.
Karanlıkta el yordamıyla yürür, ışık yüzü görmezler; Sarhoş gibi dolaştırır onları.They grope in the dark without light. He makes them stagger like a drunken man.
Karanlıktan kurtulabileceğine inanmaz, Kılıç onu gözler.He doesn't believe that he shall return out of darkness. He is waited for by the sword.
Bu insanlar geceyi gündüze çeviriyorlar, Karanlığa ‹Işık yakındır› diyorlar.They change the night into day, saying 'The light is near' in the presence of darkness.
Ölüler diyarını evim diye gözlüyorsam, Yatağımı karanlığa seriyorsam,If I look for Sheol as my house, if I have spread my couch in the darkness,
Çadırındaki ışık karanlığa dönecek, Yanındaki kandil sönecek.The light shall be dark in his tent. His lamp above him shall be put out.
Işıktan karanlığa sürülecek, Dünyadan kovulacak.He shall be driven from light into darkness, and chased out of the world.
Yoluma set çekti, geçemiyorum, Yollarımı karanlığa boğdu.He has walled up my way so that I can't pass, and has set darkness in my paths.
Sen ise, ‹Tanrı ne bilir?› diyorsun, ‹Zifiri karanlığın içinden yargılayabilir mi?You say, 'What does God know? Can he judge through the thick darkness?
Karanlık beni susturamadı, Yüzümü örten koyu karanlık.Because I was not cut off before the darkness, neither did he cover the thick darkness from my face.
Suların yüzeyine sınır çizer Işıkla karanlığın ayrıldığı yerde.He has described a boundary on the surface of the waters, and to the confines of light and darkness.
Kandilinin başımın üstünde parladığı, Işığıyla karanlıkta yürüdüğüm günler,when his lamp shone on my head, and by his light I walked through darkness,
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.When I looked for good, then evil came; When I waited for light, there came darkness.
Kötülük yapanların gizlenebileceği Ne karanlık bir yer vardır, ne de ölüm gölgesi.There is no darkness, nor thick gloom, where the workers of iniquity may hide themselves.
‹‹Ona ne söyleyeceğimizi öğret bize, Çünkü karanlık yüzünden sözümüze düzen veremiyoruz.Teach us what we shall tell him, for we can't make our case by reason of darkness.
Ona bulutları giysi, Koyu karanlığı kundak yaptığım,when I made clouds its garment, and wrapped it in thick darkness,
‹‹Işığın bulunduğu yerin yolu nerede? Ya karanlık, onun yeri neresi?"What is the way to the dwelling of light? As for darkness, where is its place,
Işığımın kaynağı sensin, ya RAB, Tanrım! Karanlığımı aydınlatırsın.For you will light my lamp, Yahweh. My God will light up my darkness.
Karanlık ve kaygan olsun yolları, RABbin meleği kovalasın onları!Let their way be dark and slippery, Yahweh's angel pursuing them.
Oysa sen bizi ezdin, ülkemizi çakalların uğrağı ettin, Üstümüzü koyu karanlıkla örttün.Though you have crushed us in the haunt of jackals, and covered us with the shadow of death.
Yaptığın antlaşmayı gözönüne al, Çünkü ülkenin her karanlık köşesi Zorbaların inleriyle dolmuş.Honor your covenant, for haunts of violence fill the dark places of the earth.
Beni çukurun dibine, Karanlıklara, derinliklere attın.You have laid me in the lowest pit, in the darkest depths.
Karanlıklarda harikaların, Unutulmuşluk diyarında doğruluğun bilinir mi?Are your wonders made known in the dark? Or your righteousness in the land of forgetfulness?
Eşi dostu benden uzaklaştırdın, Tek dostum karanlık kaldı.You have put lover and friend far from me, and my friends into darkness.
Bulut ve zifiri karanlık sarmış çevresini, Doğruluk ve adalettir tahtının temeli.Clouds and darkness are around him. Righteousness and justice are the foundation of his throne.
Karanlık gönderip ülkeyi karanlığa bürüdü RAB, Çünkü Mısırlılar Onun sözlerine karşı gelmişti.He sent darkness, and made it dark. They didn't rebel against his words.
Zincire vurulmuş, acıyla kıvranan tutsaklar, Karanlıkta, zifiri karanlıkta oturmuştu.Some sat in darkness and in the shadow of death, being bound in affliction and iron,
Çıkardı karanlıktan, zifiri karanlıktan, Kopardı zincirlerini.He brought them out of darkness and the shadow of death, and broke their bonds in sunder.
Karanlıkta ışık doğar dürüstler için, Lütfeden, sevecen, doğru insanlar için.Light dawns in the darkness for the upright, gracious, merciful, and righteous.
Onlar ki karanlık yollarda yürümek için Doğru yoldan ayrılırlar.who forsake the paths of uprightness, to walk in the ways of darkness;
Kötülerin yoluysa zifiri karanlık gibidir, Neden tökezlediklerini bilmezler.The way of the wicked is like darkness. They don't know what they stumble over.
Annesine ya da babasına sövenin Işığı zifiri karanlıkta sönecek.Whoever curses his father or his mother, his lamp shall be put out in blackness of darkness.
Işığın karanlıktan üstün olduğu gibi Bilgeliğin de akılsızlıktan üstün olduğunu gördüm.Then I saw that wisdom excels folly, as far as light excels darkness.
Ömrü boyunca büyük üzüntü, hastalık, öfke içinde Karanlıkta yiyor.All his days he also eats in darkness, he is frustrated, and has sickness and wrath.
Çünkü düşük çocuk boş yere doğuyor, karanlık içinde geçip gidiyor, adı karanlığa gömülüyor.for it comes in vanity, and departs in darkness, and its name is covered with darkness.
Beni güttü, Işıkta değil karanlıkta yürüttü.He has led me and caused me to walk in darkness, and not in light.
Çoktan ölmüş ölüler gibi Beni karanlıkta yaşattı.He has made me to dwell in dark places, as those that have been long dead.
Öğleyin on ikiden üçe kadar bütün ülkenin üzerine karanlık çöktü.Now from the sixth hour there was darkness over all the land until the ninth hour.
Öyleyse dikkat et, sendeki ‹ışık› karanlık olmasın.Therefore see whether the light that is in you isn't darkness.
Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi.The light shines in the darkness, and the darkness hasn't overcome it.
Bana iman eden hiç kimse karanlıkta kalmasın diye, dünyaya ışık olarak geldim.I have come as a light into the world, that whoever believes in me may not remain in the darkness.
Bir zamanlar karanlıktınız, ama şimdi Rabde ışıksınız. Işık çocukları olarak yaşayın.For you were once darkness, but are now light in the Lord. Walk as children of light,
Karanlığın meyvesiz işlerine katılmayın. Tersine, onları açığa çıkarın.Have no fellowship with the unfruitful works of darkness, but rather even reprove them.
Karanlıktakilerin gizlice yaptıklarından söz etmek bile ayıptır.For the things which are done by them in secret, it is a shame even to speak of.
Ama kardeşler, siz karanlıkta değilsiniz ki, o gün sizi hırsız gibi yakalasın.But you, brothers, aren't in darkness, that the day should overtake you like a thief.
Işıkta olduğunu söyleyip de kardeşinden nefret eden hâlâ karanlıktadır.He who says he is in the light and hates his brother, is in the darkness even until now.
Denizle karanın üzerinde durduğunu gördüğüm melek, sağ elini göğe kaldırdı.The angel whom I saw standing on the sea and on the land lifted up his right hand to the sky,
Onunla paydaşlığımız var deyip de karanlıkta yürürsek, yalan söylemiş, gerçeğe uymamış oluruz.If we say that we have fellowship with him, and walk in darkness, we lie, and do not the truth:
(O da) onları aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada ebedi kalacaklardır.They are the residents of Hell, and will there for ever abide.
Hamdolsun o Allah'a ki, gökleri ve yeri yarattı, karanlıkları ve aydınlığı var etti.ALL PRAISE BE to God who created the heavens and the earth, and ordained darkness and light.