Hatalarla dolu uyduruk biçimde yazılmış bir raporu karalama.Don't dash off a sloppily written report filled with mistakes.
Bütün duvar boyunca karalamalar vardı.There were scribbles all along the wall.
Burada karalama yapmayın.Don't scribble here.
İktidar partisi muhalefete karşı bir karalama kampanyası yürütüyor.The ruling party is running a smear campaign against the opposition.
Korkunç, neredeyse okunaksız bir karalama.A terrible, almost illegible scrawl.
Tom karalamaya devam etti.Tom kept scribbling.
Sadece karalamalar yapıyorum.I'm just doodling.
Tom genellikle bir karalama defteri taşır.Tom usually carries a sketch pad.
Bir kağıda bir şeyler karalamanın elektronik versiyonu.This is the equivalent of sketching on paper done with electronics.
Ve Jonathan Woodham' ın konuşmasında güzel karalama yaptım.And I have a beautiful page of doodles from Jonathan Woodham's talk.
Ya da bir meta-karalama yapmak istersiniz: karalamalardan oluşan bir karalama.Or else, instead of a "DO"-odle you'll have an unhappy "DON'T"-dle.
Diyelim ki bu basit karalamayı çiziyorsunuz.This can be done kind of abstractly, or extremely precisely.
Sonra onu kullanarak bu diğer karalamayı çiziyorsunuz.For example, let's say you're drawing this simple squiggle.
Bir karalamanın içindeki bir karalamanın içindeki karalam!A squiggle within a squiggle within a squiggle! That's right, we're going three levels down.
Ve... [konuşma daha da hızlanır] Aşağı karalama, yukarı karalama, aşağı karalama, yukarı... hoppa!Okay, but say you're me and you're in math class.
O tebeşir ile kaldırımda karalama yapıyordu.He was scribbling with chalk on the pavement.
Kağıda eğrilerden oluşan kocaman bir karalama yap. Başının ve sonunun birleştiğinden emin ol.Draw a squiggle all over the page and make sure it closes up.
Siz de her insan gibi bir şeyler karalamaya başlarsınız.So like any reasonable person, you start doodling.
Tüm bu karalama resimleri yapıyordum.I was making all these scribble pictures.
Örneğin, karalamanın olumlu hiçbir tanımı yok.For example, there's no such thing as a flattering definition of a doodle.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.In the 17th century, a doodle was a simpleton or a fool -- as in Yankee Doodle.
İnsanların neden işyerinde karalama yapmadıklarına şaşmamalı.No wonder people are averse to doodling at work.
Ve aynı insanların işyerinde karalama yaptıkları için onları azarlayan patronları var.And they have bosses who scold them for doodling in the boardroom.
Buna ek olarak, karalamaya karşı psikoloji bir hoşnutsuzluk var. Teşekkürler, Freud.And additionally, there is a psychological aversion to doodling -- thank you, Freud.
Sonra o karalamaların Bill Gates'e ait olduğu ortaya çıktı.Now it turned out to be Bill Gates' doodle.
Ama bu olay, insanların karalamalarını paylaşmak istememelerine katkı sağlıyor.But that does contribute to people not wanting to share their doodles.
İşte karalamanın yeni bir tanımı.So here's a new definition for doodling.
Karalama yapmak düşünmene yardımcı olmak için ihtiyari çizgiler yapmak demek.Doodling is really to make spontaneous marks to help yourself think.
Bu nedenle, milyonlarca insan karalama yapıyor.That is why millions of people doodle.
Karalama hakkında bir başka ilginç gerçek şu:Here's another interesting truth about the doodle:
Bence bu karalamanın doğamızda olduğu ve kendimizi bu içgüdüden mahrum bırakıyoruz anlamına geliyor.I think that means doodling is native to us and we simply are denying ourselves that instinct.
Dostlarım, karalama yapmak asla entellektüel düşüncenin düşmanı olmadı.My friends, the doodle has never been the nemesis of intellectual thought.
Birbirinizi, (daha doğrusu kendilerinizi) karalamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın.Let not one of you find faults in another nor let anyone of you defame another.
Sanal adresler Karalama- Defterine (clipboard) kopyalanamaz!Cannot copy a virtual URL collection onto the clipboard!
Hükümet sadece Konsey üyelerini karalamak için tepki verdi", diyor.Where the government did respond, it was only to discredit members of the Council," Barac says.
Makedon gazeteciler karalama yasalarının konuşma özgürlüğünü bastırdığını söylüyorMacedonian journalists say defamation laws chill free speech
Delta ise bunların bir karalama kampanyasının parçaları olduğunu söyleyerek iddialaeı yalanladı.Delta has denied the allegations, saying they are part of a smear campaign.
Eleştirel gazetecilerin bir karalama kampanyasında hedef alındığı iddia ediliyor.Critically-minded journalists were allegedly targeted in a smear campaign.
1972'nin ikinci yarısında Kürt ve Rus medyası birbirlerine karşı karalama kampanyası başlattı.In the second half of 1972, Kurdish and Russian media began a smear campaign against each other.
(Karalama Kitabı) Rowohlt, Reinbek 1993.Rowohlt, Reinbek 1993.
Titanic hakkında birçok karalama yapılmıştır.Il existe un certain nombre de légendes à propos du Titanic.
Dr Luke'ın avukatları Kesha ve annesi şu anda Dr Luke'u karalama kampanyası başlattılar.Son avocat et un médecin (Dr Malick) veulent plaider la folie auprès du juge.
(Karalama Kitabı) Rowohlt, Reinbek 1993.Rowohlt, Reinbek 1989.
Daksil harika bir icat, yazının üstünü karalamaktan çok daha güzel duruyor.El típex es un gran invento, queda mucho mejor que los tachones.
Titanic hakkında birçok karalama yapılmıştır.Se han hecho numerosas parodias de la película Titanic.
Titanic hakkında birçok karalama yapılmıştır.وقاسى شدائد كثيرة من قبل طوماتيانوس الملك.
(Karalama Kitabı) Rowohlt, Reinbek 1993.Uitgave Rowolt, Reinbek, 1991.
Apion'un anti-Yahudi karalamalarına ve çamur atmasına Poseidonius ve Apollonius Molon'un görüşleri eklendi.Uważali, że rozciąga się nad nimi opieka Posejdona i Apollina.
Titanic hakkında birçok karalama yapılmıştır.Många frågor har ställts om Titanic.
Yahudi Soykırımı ve Yahudiler'e karşı önyargı ve karalamalarla mücadele etmiş kişilere verilen ödüldür.Kritizovalo se, že v udělování cen jsou upřednostňováni muži, Židé, sekulární osoby.
Titanic hakkında birçok karalama yapılmıştır.A Titanickal kapcsolatos eseményeket többen is megírták.
Titanic hakkında birçok karalama yapılmıştır.Titanicista kertovia draamaelokuvia on tehty useita.
Hatalarla dolu uyduruk biçimde yazılmış bir raporu karalama.Älä kyhää mitään virheitä pursuavaa ja sekavasti kirjoitettua raporttia.
Titanic hakkında birçok karalama yapılmıştır.Det er også utgitt en mengde bøker om «Titanic»-katastrofen.
Titanic hakkında birçok karalama yapılmıştır.タイタニックをめぐって、多くの作品が発表されている。
(Geoffrey Crayon'ın Karalama Defteri) adıyla yayımlamasını rica etti.ケーニヒはJulius Königの名前で発表していた。
Onun ilk işi (Aralık 1946'da), Anna Akhmatova ve Mikhail Zoshchenko gibi bağımsız Rus yazarlarını karalamaktı.他上任后的首项举措是于1946年12月指使迫害苏联的异见文学家,如安娜·阿赫玛托娃及米哈伊尔·米哈伊洛维奇·左琴科。
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.17세기에 '두들(doole)' 이란 단어는 얼간이나 바보를 의미했습니다. '양키 두들(Yankee Doodle)' 처럼 말이죠.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.Au 17e siècle, un doodle, ou gribouille, était un simplet ou un idiot, comme dans Yankee Doodle.
17. yüzyılda, bir "doodle" (karalama), Yankee Doodle'da olduğu gibi aptal ya da avanak demekti.Di abad ke-17, "doodle", corat-coret, artinya orang bodoh -- seperti dalam istilah Yankee Doodle.