Ana içeriğe geç
Sözlük

karada ile cümle

karada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Eğer bu bölgelerde hiç hayvan yoktuysa, buna bakarak karada evrimleşme ile ilgili ne öğrenebiliriz?Und wenn es keine Tiere dort gab, was sagt dies über die Evolution an Land aus?
Eğer bu bölgelerde hiç hayvan yoktuysa, buna bakarak karada evrimleşme ile ilgili ne öğrenebiliriz?А ако в тези пространства не е имало животни, какво ни казва това за това как действа еволюцията на сушата?
Eğer bu bölgelerde hiç hayvan yoktuysa, buna bakarak karada evrimleşme ile ilgili ne öğrenebiliriz?陸上の進化の作用について何を物語るのか? 大変面白い課題です その多くは体の大きさと関係すると考えます
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.En realidad, estos animales no tienen una contraparte terrestre; son únicos en el mundo.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.En réalité, ces animaux n'ont pas de correspondance terrestre; ils sont uniques au monde.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.În realitate, aceste animale nu au un echivalent terestru, sunt unice în lume.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.In realiteit hebben deze dieren geen equivalent op het land; ze zijn uniek in de wereld.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.In realtà non esiste un loro equivalente terrestre, sono unici al mondo.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.In Wirklichkeit haben sie kein landlebendes Gegenstück; sie sind absolut einzigartig.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.I verkligheten, dessa djur har ingen motsvarighet på land; de är unika i världen.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.사실상 이 어류들과 견줄만한 육상동물은 없습니다. 그들은 세상에서 독특한 존재죠.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.Te zwierzęta nie mają odpowiedników na lądzie. W skali świata są unikatowe.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.Trong thực tế, những động vật này không có bản sao trên đất liền; chúng là duy nhất trên thế giới.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.Valójában ezeknek az állatoknak nincs szárazföldi megfelelője; egyedülállók a világon.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.Στην πραγματικότητα, δεν υπάρχουν αντίστοιχα ζώα στην ξηρά, είναι μοναδικά στον κόσμο.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.В действителност, тези животни нямат сухоземен двойник; те са уникални на света.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.На самом деле, эти животные не имеют наземных аналогов, они уникальны во всем мире.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.Насправді, вони не мають земного двійника, вони - унікальні.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.במציאות, אין לחיות האלה מקביל יבשתי. הם ייחודיים בעולם.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.في واقع الأمر ، فإن هذه الحيوانات ليس لها نظير على الارض ؛ انها فريدة من نوعها في العالم.
Gerçekte, bu hayvanların karada bir eşi yok; dünya üzerinde benzersizler.似ている動物は存在しません。 クロマグロは赤道から
Gökyüzünde ve karada,애초 목표처럼
Gökyüzünde ve karada, Olması gerektiği gibiydi.Aby vzlétlo, jak jsme to zamýšleli.
Gökyüzünde ve karada, Olması gerektiği gibiydi.levantar el vuelo y estar por los aires como se esperaba.
Gökyüzünde ve karada, Olması gerektiği gibiydi.librarsi nell'aria, staccarsi da terra, come avrebbe dovuto fare.
Gökyüzünde ve karada, Olması gerektiği gibiydi.los van de grond kwam, zoals het bedoeld was.
Gökyüzünde ve karada,באויר, מעל האדמה,
Gökyüzünde ve karada,في السماء، فوق الأرض،
Gökyüzünde ve karada,切に願っていました
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.Indiferent dacă este pământ, aer sau apă...
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.땅, 물위, 어디서 움직이건 간에 상관없었죠.
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.Nie dbam czy jest to ląd, powietrz czy woda.
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.No me importa que -- ya sea tierra, aire o agua.
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.Non m'importa di cosa... se è terra, aria o acqua.
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.Peu importe si c'est la terre, l'air, l'eau.
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.Не ме интересува какво е... дали е по суша, въздух или вода.
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.בין אם על היבשה, באויר או במים.
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.و لم اعد اهتم فيما -- لوكانت عربات للبر او للبحر.
Havada mı, karada mı, denizde mi olduğuyla ilgilenmiyorum.ここでは空の乗り物についてお話しします これは太陽電池搭載の飛行機です
Havada ve karada yaşayanlar, suda yaşayanlar değil. Bu nasıl dengelenir?인간범주와 자연범주간에 균형이 이루어졌을까요?
Havada ve karada yaşayanlar, suda yaşayanlar değil. Bu nasıl dengelenir?Wie balanciert sich das aus?
Havada ve karada yaşayanlar, suda yaşayanlar değil. Bu nasıl dengelenir?על היבשה ובאויר, לא בים. כיצד זה מתאזן?
Havada ve karada yaşayanlar, suda yaşayanlar değil. Bu nasıl dengelenir?في البر و في الجو و ليس في الماء. كيف لهذا ان يتوازن؟
Havada ve karada yaşayanlar, suda yaşayanlar değil. Bu nasıl dengelenir?当然ですが1万年前 つまり文明の黎明期は
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.믿음으로 저희가 홍해를 육지같이 건넜으나 애굽 사람들은 이것을 시험하다가 빠져 죽었으며
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Po veri so Izraelci prešli Rdeče morje kakor po suhem; Egipčani pa so bili, poskusivši to, pogoltnjeni.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Ved Tro gik de igennem det røde Hav som over tørt Land, medens Ægypterne druknede under Forsøget derpå.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Ved tro gikk de gjennem det Røde Hav som over tørt land; men da egypterne prøvde på det, druknet de.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Věrou přešli moře červené jako po suchu; o čež pokusivše se Egyptští, ztonuli.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Vierou prešli Červené more jako po suchej zemi, o čo sa pokúšali aj Egypťania a boli pohltení.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Wiarą przeszli przez morze Czerwone, jako po suszy, o co kusiwszy się Egipczanie, potonęli.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Δια πιστεως διεβησαν την Ερυθραν θαλασσαν ως δια ξηρας, την οποιαν δοκιμασαντες οι Αιγυπτιοι κατεποντισθησαν.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Верою перешли они Чермное море, как по суше, – на что покусившись, Египтяне потонули.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.Вірою перейшли вони Червоне море, як по суходолу; що спробувавши Єгиптяне, потопились.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.те, за които светът не беше достоен, се скитаха по пустините и планините, по пещерите и рововете на земята,
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.באמונה עברו את ים סוף ביבשה אשר נסו מצרים גם המה לעבר בו ויטבעו׃
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.بالايمان اجتازوا في البحر الاحمر كما في اليابسة الامر الذي لما شرع فيه المصريون غرقوا.
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.他 們 因 著 信 、 過 紅 海 如 行 乾 地 . 埃 及 人 試 著 要 過 去 、 就 被 吞 滅 了
İman sayesinde İsrailliler karadan geçer gibi Kızıldenizden geçtiler. Mısırlılar bunu deneyince boğuldular.他 們因 著信 、 過紅 海如行 乾地 . 埃及人 試著 要 過去 、 就 被 吞滅了
Karada, çamurda harika bir iş çıkardınız.Mahtavaa työtä kuivalla maalla.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod