Tom bu yıl mısır yetiştirmeye karar verdi.Tom decided to grow corn this year.
Tom ve Mary evlenmemeye karar verdiler.Tom and Mary decided not to get married.
Benim açımdan, güvenli bir şekilde karar vermek mümkün değil.From my point of view, it's not possible to make a decision safely.
Bu karar anı.It's the moment of truth.
O çok aptalca bir karardı.It was a very stupid decision.
Flaş çalışmıyordu, bu yüzden o karanlıkta resim çekemedi.The flash wasn't working, so he couldn't take a picture in the dark.
Bu ay boyunca yalnızca İspanyolca cümle eklemeye karar verdim.I've decided to contribute Spanish sentences purely all this month.
Artık parfüm almamaya karar verdim.I decided not to buy the perfume anymore.
Karamel aromalı dondurmayı sever misin?Do you like caramel-flavored ice cream?
Karar henüz verilmedi.The decision hasn't yet been made.
Hava kararmadan önce geri dön.Be back before it gets dark.
Tom ve Mary evlilik danışmanlığına gitmeye karar verdi.Tom and Mary decided to go to marriage counselling.
Karar verir vermez size bildireceğiz.As soon as we decide, we'll let you know.
Gidip Amerika'da okumaya karar verdi.She decided to go and study in the USA.
Sana ne Twitter kullanmayı bırakmaya karar verdirdi?What made you decide to quit using Twitter?
Yalnızca sen, karanlığı aydınlık yapabilirsin.Only you, can make the darkness bright.
Turistler karanlıktan önce yolculuklarını bitirmeli.Travelers should finish their journey before dark.
Karate ile ilgili en zor şey nedir?What's the most difficult thing about karate?
Oyun teorisi, stratejik karar alma çalışmasıdır.Game theory is the study of strategic decision making.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki evde kalmaya karar verdik.It was raining so hard that we decided to stay home.
Ne zaman taşınacağımıza karar vermemiz gerekiyor.We need to decide when we'll move.
Ne zaman taşınacağımıza karar vermek zorundayız.We're forced to decide when we'll move.
Hava karardı. Yağmur yağacak mı, merak ediyorum?It's gotten dark. Is it going to rain, I wonder?
Hem baban hem de ben senin kararın sonuçlarını anlıyoruz.Both your father and I understand the consequences of your decision.
Egzersiz planım üzerinde bir karara vardım.I came to a decision on my exercise plan.
Egzersiz programım üzerinde karara vardım.I decided on my exercise program.
Hava kararıyor. Yağmur yağıp yağmayacağını merak ediyorum.It's getting dark. I wonder if it's going to rain.
Karar alma zamanı.It's decision-making time.
İnsanlar sandıkta karar verecek.The people will decide at the ballot box.
Henüz kararımı vermedim.I haven't yet made up my mind.
Güzellik bir kişinin karakteri hakkında bir şey söylemez.Beauty doesn't say anything about the character of a person.
Şimdi karar vermen lazım.You have to decide.
Karar henüz alınmadı.The decision hasn't been made yet.
Mary Tom'un davranışını görmezden gelmeye karar verdi.Mary decided to ignore Tom's behaviour.
Yarın nereye gideceğimize henüz karar vermedik.We haven't yet decided where we'll go tomorrow.
Öğle yemeğini nerede yiyeceğinize karar verdiniz mi?Did you decide where you're going to have lunch?
Ünlü olmak istemediğime karar verdim.I've decided I don't want to be famous.
Uygulama geliştiricileri bir fonksiyonel programlama dili kullanmaya karar verdi.Application developers decided to use a functional programming language.
Bunun senin için zor bir karar olduğunun farkındayım.I realize that this is a difficult decision for you.
Bu sokak karanlıktır.This street is dark.
Bu sokak karanlık.This street is dark.
Foklar karada sakar ve hantal, suda ise çok zariftir.Seals are clumsy and ponderous on land, but very graceful in the water.
Şafaktan hemen önce her zaman karanlıktır.It's always darkest just before dawn.
Mary daha çok nane yemeye karar verdi.Mary has decided to eat more mints.
Evliliklerinin daha ilk aylarında, Meryem Tom'un karanlık yüzünü görmeye başladı.Only months into their marriage, Mary began to see a darker side to Tom.
Tom Mary'nin evinde kalmaya karar verdi.Tom decided to stay at Mary's.
Ben ne sipariş edeceğime karar veremiyorum.I can't decide what to order.
Kararlarımı kendim verebilirim.I'm capable of making my own decisions.
Karalar bağlamamış kimse yoktu.There wasn't a dry eye in the house.
Bu konuda bir karar veremiyorum.I cannot render a judgment on that.
Afrika fili yeryüzünde en büyük kara memelisi.The African elephant is the largest land mammal on earth.
Şiddetli yağmura rağmen o ayrılmaya karar verdi.Despite the heavy rain, he decided to leave.
Binlerce göçmen Macaristan'daki Budapeşte'den Avusturya'ya yürümeye karar verdi.Thousands of migrants decided to walk from Budapest in Hungary to Austria.
Ben Tom'a bir şans daha vermeye karar verdim.I decided to give Tom another chance.
Tom'a bir şans daha vermeye karar verdim.I've decided to give Tom another chance.
Tom projeyi bitirmek için çok kararlıydı.Tom was very determined to finish the project.
Tom kararımızdan mutsuzdu.Tom was unhappy with our decision.
Tom biraz karamsardır.Tom is somewhat pessimistic.
Akıllıca bir karar değildi.It wasn't a smart decision.
O kötü bir karar değil.That's not a bad decision.