Onlara karar verdireceğiz.We'll let them decide.
Ona karar verdireceğiz.We'll let him decide.
Onları işe almaya karar verdik.We've decided to hire them.
Onu işe almaya karar verdik.We've decided to hire him.
Seni affetmeye karar verdim.I've decided to forgive you.
Onu affetmeye karar verdim.I've decided to forgive them.
Onları affetmeye karar verdim.I've decided to forgive them.
Seni kovmamaya karar verdik.We've decided not to fire you.
Onları kovmamaya karar verdik.We've decided not to fire them.
Biz onu kovmama kararı aldık.We've decided not to fire him.
Onu kovmamaya karar verdik.We've decided not to fire her.
Seni kovmaya karar verdim.I've decided to fire you.
Onları kovmaya karar verdim.I've decided to fire them.
Onu kovmaya karar verdim.I've decided to fire him.
Tom Mary'ye gerçeği söylemeye karar verdi.Tom decided to tell Mary the truth.
Sanırım Tom'dan haber alana kadar karar vermemeliyiz.I think we shouldn't make a decision until we hear from Tom.
Yaz için Boston'a gitmeye karar verdim.I've decided to go to Boston for the summer.
İlacın karaciğer hasarına neden olduğu ortaya çıkarıldı.The drug was revealed to cause liver damage.
Dr. Tom Jackson ilacın karaciğer hasarına neden olabileceğini keşfetti.Dr Tom Jackson discovered that the drug could cause liver damage.
Tom Mary'yi karanlıktan sonra tek başına dışarı çıkmaması için uyardı.Tom warned Mary not to go out by herself after dark.
Kendi kararımı vermek için yeterince yaşlıyım.I'm old enough to decide for myself.
Para için Çince karakter, bir deniz kabuğunun stilize çizimidir.The Chinese character for money is a stylized drawing of a cowry shell.
Kaçan hükümlüler yollarını ayırmaya karar verdiler.The escaped convicts agreed to part ways.
Dan planını sürdürmeye karar verdi.Dan decided to go ahead with his plan.
Dan ve Linda küçük bir çocuğu evlat edinmeye karar verdi.Dan and Linda decided to adopt a little child.
Dan polise Linda'nın kara para aklamasından söz etmedi.Dan didn't mention Linda's money laundering to the police.
Dan karakoldan kaçmaya çalıştı.Dan tried to escape from the police station.
Çavuş Dan Anderson polis karakolunun etrafına barikat dikilmesini emretti.Sergeant Dan Anderson ordered a barricade erected around the police station.
Polis onu tutuklama karar verdi.The police decided to arrest him.
O, mahkemedeki suçlamalara itiraz etmemeye karar verdi.She decided not to contest the charges in court.
Ben kararımı verdim.I have made my decision.
Uranus'un kara, kaya parçaları şeklinde nesneleri içeren, onbir bilinen halkası vardır.Uranus has eleven known rings, which contain dark, boulder-sized particles.
Tom ve Mary John'u evlatlık almaya karar verdi.Tom and Mary decided to adopt John.
Tom planına devam etmeye karar verdi.Tom has decided to go ahead with his plan.
Kara delikler çok yoğundur.Black holes are very dense.
Einstein bir öğretmen olabilmek için matematik ve fizik okumaya karar verdi.Einstein decided to study math and physics so he could become a teacher.
Mola ver, yoksa hayatın kararacak.Take a break, or you'll fall apart.
Onları karaborsadan mı aldın?Did you buy them on the black market?
Bu kararından pişmanlık yaşamayacaksın.You're going to live to regret this decision.
Köprünün altı çok karanlıktı.It was pretty dark under the bridge.
Dan sorgulanmak üzere karakola geldi.Dan came to the police station for questioning.
Dan kime inanacağına karar vermek zorundaydı.Dan had to decide whom to believe.
Dan polis karakolunu telsizle aradı.Dan radioed the police station.
Dan kasabayı terk etmeye karar verdi.Dan decided to leave town.
Gözüm kararabilir.I can lose my temper.
Dan ve arkadaşları karakolun dışında toplandılar.Dan and his friends gathered outside the police station.
Talebinizi kabul mü yoksa red mi edeceğimize karar vermemiz gerekiyor.We need to decide whether to accept or reject your request.
Polisler karanlık gölü aradı.Police searched the murky lake.
Dedektif Dan Anderson daha fazla sorgulama için Linda'yı karakola götürdü.Detective Dan Anderson took Linda to the station for further questioning.
Dan onu tamamen göze almaya karar verdi.Dan decided to risk it all.
Burada karanlıkta tamamen tek başınıza oturarak ne yapıyorsunuz?What are you doing sitting here in the dark all by yourself?
İşi almaya karar verdin, değil mi?You've decided to take the job, haven't you?
Gerçekten beklememeye karar verdin mi?Have you really decided not to wait?
Beklememeye karar verdin mi?Have you decided not to wait?
Tom yarın ayrılmaya karar verdi.Tom has decided to leave tomorrow.
Bugün karar vermek zorunda mıyız?Do we have to decide today?
Tom kararlaştırılan zamanda gelmedi.Tom didn't arrive at the agreed-upon time.
Orası çok karanlık.It's very dark in there.
Onu nasıl kararlaştırdın?How did you determine that?
Bir öğretmen olmak için sana ne karar verdirdi?What made you decide to become a teacher?