Karafatma üzerime tırmandı.A cockroach has climbed up on me!
Tom yavaşlamaya karar verdi.Tom decided to slow down.
Tom doğru şeyi yapmaya karar verdi.Tom decided to do the right thing.
Tom yardım etmeye karar verdi.Tom decided to help out.
Ona gerçeği söylemeye karar verdim.I decided to tell her the truth.
Yakında karanlık olacak.It'll be dark soon.
Sanırım o kararlaştırılmış.I guess it's decided.
Mağaralar karanlık.Caves are dark.
Ben iç çamaşırı giymeye son verme kararı aldım.I've decided to stop wearing underwear.
Sanırım, hava kararmadan önce Boston'a varacağız.We'll get to Boston before it gets dark, I think.
Tom bunun kendi kararı olduğunu biliyor.Tom knows it's his call.
Tom Mary'ye geçmişinden bahsetmeye karar verdi.Tom decided to tell Mary about his past.
Biz Boston'a ayak basana kadar hava kararacak.It'll be after dark by the time we land in Boston.
Karanlıktan sonra Park Caddesi'nde yalnız yürümenin tehlikeli olduğunu duydum.I've heard that it's dangerous to be walking alone on Park Street after dark.
Sanırım hava kararmadan önce Boston'a varacağız.I think we'll reach Boston before dark.
Sanırım hava kararmadan önce muhtemelen Boston'a ulaşacağız.I think we'll probably reach Boston before dark.
Hava kararmadan önce Boston'a varacağımızı sanmıyorum.I don't think we'll reach Boston before dark.
Tom'a gerçeği söylemeye karar verdim.I decided to tell Tom the truth.
Tom bana Mary'nin duygusal yönden kararsız olduğunu söyledi.Tom told me Mary was emotionally unstable.
Kararınızı vermeden önce tüm sonuçları çok dikkatli düşünün.Think very carefully of all the implications, before you make your decision.
Böyle karanlık bir yerde ne yapıyorsun?What are you doing in a dark place like that?
Geceler neden bu kadar karanlık?Why are the nights so dark?
Yemek yememeye karar verdim.I decided not to eat.
İçmemeye karar verdim.I decided not to drink.
Tom karanlık odaya girdi ve ışıkları açtı.Tom went inside the dark room and switched on the lights.
Herkese bir zam vermeye karar verdim.I've decided to give everyone a raise.
Yeni yıl kararım zayıflamaktı.My New Year's resolution was to lose weight.
Tom bir el feneri ile karanlık odada etrafa bakındı.Tom looked around the dark room with a flashlight.
Tom kendi kararlarını verebilecek kadar büyük.Tom is old enough to make his own decisions.
Kararını haklı çıkarmak zorunda değilsin.You don't have to justify your decision.
Gemi bir kum yığını üzerinde karaya oturdu.The ship ran aground on a sandbar.
Tom'un kendi kararını vermesine izin vermeliyiz.We should let Tom make up his own mind.
Mary bir yoga öğretmeni olmaya karar verdi.Mary decided to become a yoga teacher.
Tom ve Mary aşık oldular ve evlenmeye karar verdiler.Tom and Mary fell in love and decided to get married.
Neden karar vermeden önce onun hakkında bir süre düşünmüyorsun?Why don't you think about it for a while before you make up your mind?
Karar tamamıyla sana bağlı.The decision is wholly up to you.
Onların karar vermesine izin ver.Let them decide.
Tom karanlık odaya girip lamba anahtarını çevirdi.Tom entered the dark room and flipped the light switch.
Yaşamak için yurt dışında gitmek büyük bir karardır.Going to live abroad is a major decision.
Nasıl bu kadar karamsar olabiliyorsun?How can you be so pessimistic?
Burada çalışmayı bırakmaya karar verdim.I've decided to quit working here.
Nereye gideceğine karar vermek zor.It is difficult to decide where to go.
Tom hava karardıktan sonra tek başına dışarıya çıkmamalıydı.Tom shouldn't have gone out after dark by himself.
Gerçekten açım, ama ne yemek istediğime karar veremiyorum.I'm really hungry, but I can't decide what I want to eat.
Sen doğru kararı verdiğine emin misin?Are you certain you've made the right decision?
Tom'un yüzünde bir kararlılık ifadesi vardı.Tom had a look of determination on his face.
Bugün Tom ve diğerleriyle bir karaoke bara gidiyorum. Geliyor musun?I'm going with Tom and the others to a karaoke bar today. Are you coming?
Yakında bir karar vermek zorundayız.We have to make a decision soon.
Kararını vermen için otuz dakikan var.You have thirty minutes to make your decision.
Karar vermemiz için yalnızca otuz dakikamız var.We have only thirty minutes to make our decision.
Kararını vermek zorundasın.You have to make up your minds.
Bir karar versen iyi olur.You'd better make a decision.
Sen bir karar vermek zorundasın.You have to make a decision.
Biz birlikte karar veririz.We make decisions together.
Verilecek kararlarımız var.We have decisions to make.
Kararını yeniden düşünmeni öneririm.I suggest you reconsider your decision.
Galaksimizin merkezinde bir kara delik var.There's a black hole at the center of our galaxy.
Tom soruyu cevaplamamaya karar verdi.Tom decided not to answer the question.
İnsanların kararlarımı sorgulamasına alışkın değilim.I'm not used to having people question my decisions.
Bu konudaki kararımı mı sorguluyorsun?Are you questioning my judgment on this matter?