Yarın, çok önemli bir karar vermek zorundayım.Tomorrow, I have to make a very important decision.
Hava karardıktan sonra ormanda oynamayın.Don't play in the forest after dark.
Çevremizdeki karanlık simsiyahtı.The darkness around us was pitch-black.
Hadi, hayali bir karakterin ne sıklıkta giysileri değiştirmesi gerektiğini düşünüyorsun?Come on, how often do you think a fictitious character needs to change clothes?
Bir gün daha kalmaya karar verdim.I decided to stay one more day.
En yakın polis karakoluna gitti.She drove to the nearest police station.
Nasıl bu kadar karamsar olabilirsin?How can you be this pessimistic?
Karabiber değirmenini bana uzat.Pass me the pepper grinder.
Uzun vadeli çıkarların uğruna, biz geliştirme departmanını satmaya karar verdik.For the sake of long-term interests, we have decided to sell the development department.
Biz onların kararını hoş karşıladık.We welcomed their decision.
Ne zaman başlayacağımıza karar vermek zorundayız.We've got to decide when we'll start.
Ekonomik durum çok iç karartıcı.The economic situation is very bleak.
Ormanda hava karanlıktı.It was dark in the forest.
Gözleri kömür gibi karadır.Her eyes are black as coal.
İnsanlar benim ve senin aranda karar verebilir.People can decide between me and you.
Tom'a hava karardıktan sonra dışarı çıkmamasını tavsiye ettim.I advised Tom not to go out after dark.
Tom'a benim için kararlar vermesine izin vermem.I don't let Tom make decisions for me.
Karanlıktan sonra Tom'un tek başına çıkmasını istemiyorum.I don't want Tom to go out after dark by himself.
Tom'un resmi nereye asacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide where to hang the picture.
Tom'a kanepeyi nereye koyacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide where to put the sofa.
Tom'a hangi arabayı satın alacağına karar vermesine yardım ettim.I helped Tom decide which car to buy.
Tom'a karanlıktan sonra dışarıya çıkmamasını söyledim.I told Tom not to go out after dark.
Tom'a karanlıktan sonra dışarıya gitmemesi gerektiğini söyledim.I told Tom that he shouldn't go out after dark.
Önerimi yeniden düşünmeye karar verdiğine sevindim.I'm glad you decided to reconsider my offer.
Karanlıktan sonra tek başıma burada olmama izin verilmiyor.I'm not allowed to be here by myself after dark.
Evde kalma yerine partimize gelmenize karar verdiğinize gerçekten memnun oldum.I'm really glad you decided to come to our party instead of staying at home.
Boston'a gitmemeye karar verdim.I've decided not to go to Boston.
Boston'da yaşamamaya karar verdim.I've decided not to live in Boston.
Artık Fransızca okumamaya karar verdim.I've decided not to study French anymore.
Bu öğleden sonra yüzmemeye karar verdim.I've decided not to swim this afternoon.
Ulusal Muhafızlara katılmaya karar verdim.I've decided to join the National Guard.
İşimi bırakmaya ve dünya çapında bir gezi yapmaya karar verdim.I've decided to quit my job and take a trip around the world.
Tom'un az boş zamanı olduğu için yüzmeye gitmeye karar verdi.Since Tom had a little free time, he decided to go swimming.
Onların teklifini kabul edip etmeyeceğimize karar vermek için üç saatimiz var.We have three hours to decide whether we're going to accept their offer.
Tom'un kararına saygı duymalıyız.We must respect Tom's decision.
Her şeyi kararlaştırabilecek gibi görünmüyoruz.We never seem to be able to agree on anything.
Hava kararana kadar yüzdük.We swam until it got dark.
Tom'un kararıyla şaşırdık.We were surprised by Tom's decision.
Biz karar vermeden önce Tom'un ne düşündüğünü beklemeliyiz ve görmeliyiz.We'll should wait and see what Tom thinks before we make a decision.
Bize yardım etmeye karar verdiğine gerçekten çok sevindik.We're really glad you decided to help us.
Tom'u yaşam desteğinden çıkarmaya karar verdik.We've decided to remove Tom from life support.
En sevdiğiniz çizgi film karakteri kim?Who's your favorite cartoon character?
Verecek bir kararın var.You have a decision to make.
Tom'un kendisi için karar vermesine izin vermelisin.You should let Tom decide for himself.
Zaten yüzmeye gitmeye karar verdiniz, değil mi?You've already decided to go swimming, haven't you?
Zaten erken gitmeye karar verdiniz, değil mi?You've already decided to leave early, haven't you?
Zaten bırakmaya karar verdin, değil mi?You've already decided to quit, haven't you?
Tom Mary'ye hava karardıktan sonra dışarı çıkmamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to go out after dark.
Tom her zaman karar vermede sorun yaşıyor gibi görünüyor.Tom always seems to have trouble making decisions.
Tom ve Mary ayrılmaya karar verdi.Tom and Mary decided to break up.
Tom ve Mary boşanmaya karar verdi.Tom and Mary decided to get divorced.
Tom ve Mary aynı dövmeyi yaptırmaya karar verdiler.Tom and Mary decided to get the same tattoo.
Tom ve Mary satranç oynamaya karar verdiler.Tom and Mary decided to play chess.
Tom ve Mary hiçbir şey kararlaştırmadı.Tom and Mary didn't agree on anything.
Tom ve Mary ekim ayında evlenmeye karar verdiler.Tom and Mary have decided to get married in October.
Tom ve Mary evlenmeye karar verdiler.Tom and Mary have decided to get married.
Tom eve hava karardıktan sonra geldi.Tom arrived home after dark.
Tom Boston'a taşınmayı düşündü ama aleyhte karar verdi.Tom considered moving to Boston, but decided against it.
Tom fiyat etiketine baktıktan sonra onu almamaya karar verdi.Tom decided not to buy it after he looked at the price tag.
Tom vazgeçmemeye karar verdi.Tom decided not to give up.