Stenografi okumaya karar verdim.I decided to study stenography.
Notlar alma yerine bütün dersi orayı burayı karalayarak geçirdim.Instead of taking notes, I spent the whole class doodling.
Ordu yakışıklı, atletik adamın yüzlerce kopyasını klonlamaya karar verdi.The army decided to clone hundreds of copies of the handsome, athletic man.
Onunla ilişkisine devam etmeyeceğine karar verdi.She decided she will not continue her relationship with him.
Karavan kampında yaşıyor.He lives in a trailer park.
O bir karavan parkında yaşıyor.She lives in a trailer park.
Onlar gözlerini kararttı.They took a leap of faith.
Onun kararlılığını hafife almayın.Don't underestimate his determination.
Kötü bir karar verdi.He made a bad decision.
Bu akşam hava kararmadan önce evde olmak zorundayım.I have to be home tonight before it gets dark.
Geceydi ve bir karanlık örtüsü bütün sokakları kapladı.It was night, and a veil of darkness covered the streets.
O akıllıca bir karardı.It was a wise decision.
Karanlık ev bir hayalet gibiydi.The gloomy house was like a ghost.
Hiç bir karavan sürdün mü?Have you ever driven a van?
Onlar kendileri için karar verme hakkına sahip olmalıdır.They should have the right to decide for themselves.
O kendisi için karar verme hakkına sahip olmalı.He should have the right to decide for himself.
Her biri özgürce karar verebilir.Each can decide freely.
Karayolunda oynamaya gidin, çocuklar!Go play on the highway, kids!
Bugün dağlara gitmeye karar verdik.We decided to go to the mountains today.
Böyle bir karar vermek kolay bir şey değil.Making such a decision is not an easy thing.
Sen karar ver.You decide.
En son ne zaman kara dokundun.When was the last time you touched snow?
Toplantıyı önümüzdeki pazar gününe taşımaya karar verdik.We've decided to move the meeting to next Sunday.
Onun kararıydı.It was his decision.
O onun kararı.It is his decision.
Karar ona aittir.It is his decision.
O tanınmış bir televizyon karakteridir.He's a well-known television personality.
Sanırım bu akıllıca bir karar değildi.I think that this was not a wise decision.
Japonya'ya gitmeye karar verdin mi?Did you decide to go to Japan?
Bu oyunda kaç karakter var ?How many characters are there in this play?
Henüz hiçbir şeye karar verilmedi.Nothing has been decided yet.
Şirket iki yeni sekreteri işe almaya karar verdi.The company decided to hire two new secretaries.
Köpekler karanlıkta görebilirler.Dogs can see in the dark.
Kararını verebildin mi?Have you made your decision yet?
Henüz kararını verdin mi?Have you made your decision yet?
Bir karar vermek zorundayım.I have a decision to make.
Tom karanlıkta bacak bacak üstüne atarak oturdu.Tom sat cross-legged in the dark.
Sana biraz karate öğreteceğim.I'm going to teach you some karate.
Yidiş, İbranice karakterlerle yazılır.Yiddish is written in Hebrew characters.
Tom köpeğine Cookie ya da Pochi adını verip vermeyeceğine karar veremedi.Tom couldn't decide whether to name his dog Cookie or Pochi.
Öğle yemeğini nerede yiyeceğime karar veremiyorum.I can't decide where to eat lunch.
Öğle yemeği için ne yiyeceğime karar veremiyorum.I can't decide what to eat for lunch.
Bugün öğle yemeği için ne yiyeceğime karar veremiyorum.I can't decide what to eat for lunch today.
Kedi için bir isim üzerinde karar verdiniz mi?Have you decided on a name for the cat?
İnsanlar bazen mantıksız kararlar verirler.People sometimes make illogical decisions.
Kara para aklamakla suçlandı.He was accused of money-laundering.
Hemen şimdi bir karar verme.Don't make a decision right now.
"Kararın nedir?" "Kararı ertesi güne bırakabilir miyim?""What's your decision?" "Can I sleep on it?"
Hâlâ kararsızım.I'm still on the fence.
O hukuk okumaya karar verdi.He decided to study law.
Tom karanlıkta oturdu.Tom sat in the darkness.
Tom karar verdi.Tom made a decision.
Tom üniversiteye gitmemeye karar verdi.Tom has decided not to go to college.
Tom insanların gitmeye başladığını gördü, bu yüzden o da gitmeye karar verdi.Tom saw people starting to leave, so he decided to leave, too.
Geriye dönüp bakıldığında, o karar bir hataydı.In retrospect, that decision was a mistake.
Tom bir parça kağıt üzerine bir şey karaladı.Tom scribbled something on a piece of paper.
Hırsız karanlık antrede saklandı.The thief hid in the dark doorway.
Bir karavanda yaşamaya alıştığınızı düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Ben karar vermeden önce onun hakkında biraz daha uzun düşünmek istiyorum.I'd like to think about it a little longer before I make a decision.
Bu iş teklifini kabul etmemeye karar vermenize şaşırdım.I'm surprised you decided not to accept that job offer.