Önce gitmekten korkuyorum, hava çok karanlık.I'm afraid to go first, it's too dark.
Modernizasyon planı, ülkenin karakterini tamamen değiştirdi.The modernisation plan has completely changed the character of the country.
Güneylilerin yumuşak karakteriyle konuştu.He spoke with a softness characteristic of southerners.
Yaşlı bir adam karanlık bir yolda yalnız oturuyordu.An elderly man was sitting alone on a dark path.
Partiye gitmeyeceğime karar verdim.I've decided that I won't go to the party.
Haydi yazı tura ile karar verelim.Let's decide with a coin toss.
Filler, dünyanın en büyük kara hayvanlarıdır.Elephants are the world's largest land animals.
Karanlıktan korkar mısın?Are you afraid of the dark?
Ne yiyeceğine genellikle nasıl karar verirsin?How do you usually decide what to eat?
Yememiz için bir şey yapmaya karar verdim.I've decided to make something for us to eat.
Çaldığım bütün paraları geri vermeye karar verdim.I've made up my mind to give back all the money I stole.
Gitmeye karar verdim.I've made up my mind to go.
Arp çalmayı öğrenmeye karar verdim.I've made up my mind to learn how to play the harp.
Karaciğer yemek sizin için kötü mü?Is eating liver bad for you?
Karaciğer yemek sizin için iyi mi?Is eating liver good for you?
Karanlıkta görmek biraz zordur, değil mi?It's kind of difficult to see in the dark, isn't it?
Burası gerçekten karanlık. Bir şey göremiyorum.It's really dark in here. I can't see anything.
O, çabuk karar verdi.He made up his mind quickly.
O derhal kararını verdi.He made up his mind right away.
Bu sadece Arjantin tarihindeki en karanlık sayfalarından biridir!This is simply one of the darkest pages in the history of Argentina!
Ben gönüllü itfaiyeye katılmaya karar verdim.I've decided to join the volunteer fire department.
Tom niçin Boston'a gitmemeye karar verdi?Why would Tom decide not to go to Boston?
Tom on sekiz yaşındayken, bir asker olmak istediğine karar verdi.When Tom was eighteen, he decided that he wanted to become a soldier.
Tom kime oy vermesi gerektiğine karar veremedi.Tom was unable to decide who he should vote for.
Tom Boston'a transfer edilecekti fakat onun yerine onu kovmaya karar verdiler.Tom was going to be transferred to Boston, but they decided to fire him instead.
Tom henüz karar vermediğini söylüyor.Tom says that he hasn't made up his mind yet.
Tom biraz çiğ karaciğer yedikten sonra neredeyse ölüyordu.Tom nearly died after eating some raw liver.
Tom ne yapacağına hemen karar vermeli.Tom must decide what to do right away.
Tom bir gazeteci olmak için kararını verdi.Tom made up his mind to become a newspaperman.
Tom bir öğretmen olmak için karar verdi.Tom made up his mind to become a teacher.
Tom helikopter pilotu olmaya karar verdi.Tom made up his mind to be a helicopter pilot.
Tom hizmetçilerine karanlıkta yemek yedirdi.Tom made his servants eat in the dark.
Tom akıllıca bir karar verdi.Tom made a wise decision.
Tom hava kararmadan önce çiti boyamayı bitirmek için çılgınca bir girişim yaptı.Tom made a frantic attempt to finish painting the fence before dark.
Tom yüzümü kara çıkardı.Tom let me down.
Tom sadece karar veremiyor.Tom just can't make up his mind.
Tom ailenin yüz karasıdır.Tom is the black sheep of the family.
Tom, ailesinin yüz karasıdır.Tom is the black sheep of his family.
Tom partide ne giyeceğine karar vermede zorlanıyor.Tom is having a hard time deciding what to wear to the party.
Tom karanlıktan korkuyor.Tom is afraid of the dark.
Tom'un karar vermek için sadece bir haftası var.Tom has only a week to decide.
Tom öğrenim yapmak için Boston'a gitmeye karar verdi.Tom has made up his mind to go to Boston to study.
Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da yaşamaya karar verdi.Tom has decided to live in Boston for the rest of his life.
Tom bu yıl günlük tutmaya karar verdi.Tom has decided to keep a diary this year.
Tom gitmeye karar verdi.Tom has decided to go.
Tom mesele hakkında bir şey yapmamaya karar verdi.Tom has decided not to do anything about the matter.
Tom zor bir karar vermek zorundaydı.Tom had to make a difficult decision.
Tom, karanlıktan sonra kendi başına dışarı çıkmamak için yeterince mantıklıydı.Tom had enough sense to not go out by himself after dark.
Tom hava karardıktan sonra dışarı çıkmayı sevmiyor.Tom doesn't like to go out after dark.
Tom bir saat daha beklemeye karar verdi.Tom decided to wait for another hour.
Tom bir saat kadar daha beklemeye karar verdi.Tom decided to wait for another hour.
Tom istifasını sunmaya karar verdi.Tom decided to submit his resignation.
Tom daha çok çalışmaya karar verdi.Tom decided to study harder.
Tom 2.30'a kadar kalmaya karar verdi.Tom decided to stay until 2:30.
Tom bir işe başlamaya karar verdi.Tom decided to start a business.
Tom işini bırakmaya karar verdi.Tom decided to quit his job.
Tom gidişini ertelemeye karar verdi.Tom decided to postpone his departure.
Tom Fransızcayı ana branş olarak seçmeye karar verdi.Tom decided to major in French.
Tom Boston'a gitmeye karar verdi.Tom decided to go to Boston.
Tom yeni bir bilgisayar almaya karar verdi.Tom decided to buy a new computer.