Sana karşı sabrımı kaybediyorum.I am losing my patience with you.
Kız kardeşin sanki bir prenses kadar asil görünüyor.Your sister looks as noble as if she were a princess.
Planımıza karşı çıkmaya hakkın yok.You have no right to oppose our plan.
Seni erkek kardeşinden ayırt etmek zor.It is hard to distinguish you from your brother.
Çevirini tahtada olanla karşılaştır.Compare your translation with the one on the blackboard.
Cümleni tahtadakiyle karşılaştır.Compare your sentence with the one on the blackboard.
Ben kararı tasvip etmiyorum.I don't approve your decision.
Sanırım sana katılabilirim ama henüz karar vermedim.I think I might join you, but I haven't decided yet.
Kaybolma ihtimalinize karşı yönleri yazmayı düşündük.We thought we would write out the directions, in case you got lost.
Çabucak karar vermezsen, fırsat kaybedilecek.Unless you make a decision quickly, the opportunity will be lost.
Ya siz ya da erkek kardeşiniz hatalı.Either you or your brother is wrong.
Yardımı reddetmen olayları karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
Yardım etmeyi reddetmen işleri karıştırdı.Your refusal to help complicated matters.
Tesadüfen onunla karşılaştım.I met her by accident.
Ben tesadüfen onunla karşılaştım.I met her by chance.
Onunla tesadüfen yolda karşılaştım.By chance, I met her in the street.
Gökyüzünün görünüşüne bakılırsa yarın kar yağabilir.Judging from the look of the sky, we may have snow tomorrow.
Gökyüzünün görüntüsüne bakılırsa kar yağacak.Judging from the look of the sky, it is going to snow.
Karate silahsız bir savunma sanatıdır.Karate is an art of unarmed defense.
Ben seni havaalanında karşılamak için bir araba ayarladım.I arranged for a car to meet you at the airport.
Seni havaalanında karşılayabilirdim.I could've met you at the airport.
Ailemi karşılamam için havaalanına gitmem gerekiyor.I have to go to the airport to meet my family.
O, havaalanına vardıktan sonra karısı ile bir telefon görüşmesi yaptı.Upon arriving at the airport, he made a phonecall to his wife.
Hava bizim göremediğimiz gazların karışımından oluşuyor.Air is a mixture of gases that we cannot see.
Hava birçok gazın karışımıdır.Air is a mixture of several gases.
Hava gazların karışımıdır.Air is a mixture of gases.
Hava, çeşitli gazların bir karışımıdır.Air is a mixture of various gases.
Gökyüzü gittikçe karardı.The sky grew darker and darker.
Gökyüzü tamamen karanlıktı.The sky was completely dark.
Gökyüzü gittikçe karardı ve rüzgar gittikçe daha sert esti.The sky grew darker and darker, and the wind blew harder and harder.
Gökyüzü,deniz ile karışmış gibi göründü.The sky seemed to blend with the sea.
Gökyüzü kararıyor.The sky is getting dark.
O, Cumaya kadar kesin olarak bize kararını bildireceğini söyledi.He said he would give us his decision for sure by Friday.
Bay Hasimoto bize karşı adil.Mr. Hashimoto is fair to us.
Ken'in sorusuyla Bay Hashimoto'nun kafası karıştı.Mr Hashimoto was confused by Ken's question.
Köprünün altı karanlıktı.It was dark under the bridge.
Öğretmen öğrencilerin talebine karşı koyamadı.The teacher gave way to the students' demand.
Öğretmenlerine karşı saygılı olmalısın.You should be respectful to your teachers.
Kilise caddenin hemen karşısında.The church is just across the street.
Eğitim karakteri biçimlendirmeye yardım eder.Education helps to mold character.
Güçlü bir rüzgara karşı uçmak çok zordur.Flying against a strong wind is very difficult.
Uzun süredir ilk kez Kyoto'da şiddetli kar yağdı.A heavy snow fell in Kyoto for the first time in ages.
Kyotodaki erkek kardeşim bir öğretmen oldu.My brother in Kyoto became a teacher.
Karımı geçen sene kaybettim.I lost my wife last year.
Geçen yıl çok kar aldık.We had a lot of snow last year.
Geçen kış epeyce kar yağdı.We had a good deal of snow last winter.
Geçen kış çok kar vardı.There was a lot of snow last winter.
Geçen yılla karşılaştırıldığında bu yılın ürünleri çok daha iyi.Compared with last year, this year's crops are much better.
Kız kardeşim geçen haziranda bir lise öğretmeniyle evlendi.My sister married a high school teacher last June.
Süt, su ile karıştırılmış.The milk was adulterated with water.
Süt ve yumurtayı birlikte karıştır.Blend milk and eggs together.
Ansızın büyük yağmur damlaları karanlık gökyüzünden düşmeye başladı.All of a sudden, large drops of rain began falling from the dark sky.
Acele işe şeytan karışır.More haste, less speed.
Hatalarla dolu uyduruk biçimde yazılmış bir raporu karalama.Don't dash off a sloppily written report filled with mistakes.
Okulun kapanışı yoğun kar nedeniyle oldu.The closing of school was due to the heavy snow.
Kız kardeşim ve ben tatilde Fuji Dağı'nın dibindeki ufak bir köyde kaldık.During the vacation my sister and I stayed at a small village at the foot of Mt. Fuji.
Karım ve ben bir tatil planı üzerinde anlaştık.My wife and I agreed on a holiday plan.
Tatil için nereye gideceğine karar verdin mi?Have you made up your mind where to go for the holidays?
Tepe tamamen karla kaplıydı.The hill was all covered with snow.
O sıkıntıyla karşılassa bile gülümsemeyi sürdürür.She carries on smiling even in the face of adversity.