karşıya ile cümle

karşıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Talihsiz koşullarla karşı karşıya kalmıştı.He had been faced with desperate circumstances.
Ve bir gün Gary Pettengill vakasıyla karşı karşıya kaldı.And one day he was faced with the case of Gary Pettengill.
Teddy Henfrey girerek, bu sargılı karşı karşıya kişi.Mrs. Hall went away to get a lamp, and he rose and stretched himself.
Yine onun gözlük koymak ve sonra döndü ve ona karşı karşıya.He put on his spectacles again, and then turned and faced her.
Mr. Marvel sarsıla sarsıla hakkında karşı karşıya.Mr. Marvel jerkily faced about.
Barman, arabacı ve polis karşı karşıya geldi.Barman, cabman, and policeman faced about.
2002'de farklı bir savaşla karşı karşıyaydılar.In 2002, they were facing a different battle.
Hepinizin farkında olduğu gibi, zorlu ekonomik zamanlarla karşı karşıyayız.As you're all aware, we face difficult economic times.
Ve bu milletler gerçek bir problemle karşı karşıya kaldılar.And these nations are faced with a real problem.
Biz dünya olarak bir problemle karşı karşıyayız.We as a world are faced with a problem.
Şimdi bütün bu gelişme çözülme riskiyle karşı karşıya.Now all that progress is at risk of unraveling.
Gerçekten görülmemiş bir krizle karşı karşıya olduğumuzda hemfikiriz sanıyorum.I think we all agree, that we are really facing an unprecedented global crisis.
Çok zor bir görevle karşı karşıyayız.WE are faced with the very gravest of challenges.
Bu dört ihtimali ortaya koyunca, karmaşık bir problem ile karşı karşıya kaldığınızı anlarsınız.And you take those four instances and you realize you have a complex problem.
Orion kükreyen boğayla karşı karşıya geliyor.You know, Orion facing the roaring bull.
Çünkü aslında, bu durumla karşı karşıyayız.Because actually, we do face this situation.
Ancak biz bir ulus olarak, bazı zor sorularla karşı karşıyayız.But we, as a nation, we are left with some hard questions.
Napolyon da Avusturyalılarla karşı karşıya geldi.And what he does is he meets the Austrians.
Şimdiden ticari istiridye larvaları bazı yerlerde büyük oranda yokoluşla karşı karşıyalar.Already, commercial oyster larvae are dying at large scales in some places.
Yani, eşi benzeri olmayan bir misafirperverlikle karşı karşıya değiliz.So, we're not in a uniquely hospitable place.
The Queen 've üç bahçıvanlar anında üzerine düz atladı karşı karşıyadır.The Queen!' and the three gardeners instantly threw themselves flat upon their faces.
Yönetim daha tam olarak oturamadan Paris'te Kralcı bir ayaklanmayla karşı karşıya kaldınız.So before the Directory could even form in any major way, you had a Royalist uprising in Paris.
Her yıl sadece yüz yetişkin bu hastalıkla karşı karşıya kalıyor.Only a hundred adults a year get one of these diseases.
Tabii, başka sorunlarla da karşı karşıyayız.Of course, we face other challenges as well.
karşı karşıya kaldığımız bu meseleler 6 ayda ya da 1 yılda çözüme kavuşamaz.The issues that we face are not going to be taken care of in 6 months or a year.
Kuzey Koreliler'in gizlice karşıya geçmesine izin verir, fakat pek çoğu ölür.But many die.
Örneğin, bugün karşı karşıya kaldığımız bir sürü sorundan biri için üretilmiş iki çözüme bakalım:For example, let's look at two solutions to one of the many problems we face today.
Pek çok topluluk, linç edilme tehlikesiyle karşı karşıyaydı.In many communities, people had to worry about being lynched.
Bu kedinin neslinin tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildiğin halde onu yakaladın mıYou caught it, fully aware that it's a protected species?!
Düşünüyorum da gerçekten değişkenlik riskiyle karşı karşıyayız.I think we have a real risk of instability.
Şu anda da karşı karşıya olduğumuz gibi.As we are facing right now.
Soylarının bu uzun geçmişine rağmen, bugün yokolma tehlikesiyle karşı karşıyalar.But despite this amazing longevity, they're now considered critically endangered.
Tamam. Karşıya bak.Look at the camera.
Çünkü sonunda bir 404 sayfasiyla karşı karşıya gelme hissine benzer bir sayfa yaratılmıştı.Because finally there was a page that actually felt like what it felt like to hit a 404.
Daha önce hiç karşılaşmadıkları bir güçle karşı karşıyalar.They're facing a force that they haven't faced before.
Ve siz bununla karşı karşıya kalırsınız:And you would be left with:
Göçebe tarımcılar avcı-toplayıcılarla karşı karşıya kalıyorlardı.Migrating farmers encountered hunter-gatherers.
Şimdi çift katlı bir yaş dalgası ile karşı karşıya kalacağız.And now we want to do a double-double of the age wave coming through?
Benim yüzünden işinden olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu biliyorum.Because I happen to know that she's very threatened by me.
Kanada bu problemle karşı karşıya geldi.Canada has faced this problem.
Bunu robotik olarak nasıl yapabiliriz, bu problemle karşı karşıyayız.We face the problem of, how can we do this robotically?
Dolayısıyla, bulaşıcı hastalıkların tedavisinde küresel bir kriz ile karşı karşıyayız.And so now of course we have this global problem in infectious diseases.
Dr. Walzer'den burada karşı karşıya olduğumuz bazı bilinmeyenler ile ilgili bilgi vermesini istedimI've asked Dr. Walzer to brief us on some of the unknowables we're dealing with here.
Neyle karşı karşıyayız?What are we dealing with here?
Hastanın karşı karşıya kaldıklarını nasıl değiştirirdi?And how would that change the experience for the patient?
Ama pek çok kişi garip durumlarla karşı karşıya kalıyor.But a lot of people get stuck in a very strange position.
Ve karşı karşıya olduğumuz şeyin ne olduğunu tanımlamak için çok az harcıyoruz.We spend very little, if any, dollars in terms of identifying what we're up against.
Şimdi daha önceden görmediğimiz bir durumla karşı karşıyayız. -And now something interesting happens, something that we haven't seen before.
Bir f(x) değerinin a dan daha az olduğu durumla karşı karşıyayız.We have some f of x less than a.
Bizim kurumumuz kadınlara... ...köprüden karşıya geçmelerinde yardımcı oluyor.And our organization helps women across that bridge.
Daha önce hiç karşılaşmadığımız sayıda felaketle karşı karşıyayız.We are facing an unprecedented number, scale of disasters.
Hepimiz bu tehlikeyle karşı karşıyayız.We're all in this together.
Bu kavram , Tanrı'nın dünyamızda yarattığı güzellikler ile karşı karşıya gelmek olarak düşünülmüş.And that was a way of directly confronting God's presence in our world.
Üzerimizde güvenlik halatlarıyla aliminyum bir merdivenle geçiyoruz karşıya.We cross on aluminum ladders with safety ropes attached.
Ancak karşı karşıya olduğumuz durum bu.But this is the situation we're facing.
Ayakkabı bağını bağlamak ve karşıdan karşıya geçmek gibi şeyleri tek başımıza yapabiliyoruz.We can do things like tie our shoelaces and cross the street by ourselves.
Bilim adamları gece gündüz çalıştı ve inanılmaz yaşam türleri ile karşı karşıya geldi.The scientists were off watch and they came across incredible life forms.
Bizi çok farklı türlerde bekleyen problemle karşı karşıyayız.We have a huge problem facing us as a species.
In this video testi göstergesi başlar 0 değeri ile makinenin önünde karşı karşıya.In this video the test indicator starts with a value of 0 facing the front of the machine
Kısıtlı uzmanlık seviyelesi yüzünden ne olacağı endişesiyle karşı karşıya değil.He doesn't have to experience the anxiety of not knowing because of limited expertise.

İlgili Sayfalar