karşıya ile cümle
karşıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Karşıdan karşıya geçerken dizlerinin üzerine düştü.She fell on her knees while crossing the street.
Esnafla karşı karşıya gelmek stresli durumlara neden olur.Confrontations with tradesmen cause stressful situations.
Tom zor bir seçimle karşı karşıya.Tom is faced with a difficult choice.
Tom zor bir seçimle karşı karşıyaydı.Tom was faced with a difficult choice.
Bugün birçok ciddi problemle karşı karşıya bulunmaktayız.Today we face a lot of serious problems.
Yolu karşıdan karşıya geçmemde yardımcı olduğun için teşekkür ederim.Thank you for helping me cross the road.
Çok acıklı bir durumla karşı karşıyayız.We are faced with a very sad situation.
Demokrasiye uymayan garip bir durumla karşı karşıyayız.We are faced with a strange situation that does not fit democracy.
Bakalım sonunda nasıl bir manzara ile karşı karşıya kalacağız.It remains to be seen what kind of picture we will be faced with in the end.
Tom tahliye edilme tehlikesiyle karşı karşıya.Tom is in danger of being evicted.
Tom tehlikeyle karşı karşıya geldi.Tom was exposed to danger.
Tom ve Mary birbirleriyle karşı karşıya kaldılar.Tom and Mary confronted each other.
Hiç Tom'la karşı karşıya geldin mi?Did you ever confront Tom?
Biz daha önce hiç olmadığı gibi baskı ile karşı karşıya kaldık.We faced pressure like never before.
Yoldan karşıya geçerken dikkatli ol.Be careful when you cross a road.
Tom birçok yeni sorunlarla karşı karşıyadır.Tom faces many new challenges.
Bütçe krizle karşı karşıyayız.We're facing a budget crisis.
Biz birçok zorluklarla karşı karşıyayız.We face many challenges.
Tom dereyi karşıdan karşıya yürüdü.Tom waded across the stream.
Tom, şu anki işinde ruhsal çöküntü tehlikesiyle karşı karşıya.Tom runs the risk of burnout in his current job.
Rehineler ölüm ile karşı karşıya.The hostages are facing death.
O birkaç engelle karşı karşıya.He is facing several obstacles.
Tom körfezi karşıdan karşıya yüzdü.Tom swam across the bay.
Tom ömür boyu hapis ile karşı karşıya.Tom is facing life in prison.
Bu, bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en ciddi sorunlardan biridir.This is one of the most serious problems facing this country.
O bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en ciddi sorunlardan biridir.That is one of the most serious problems facing this country.
Bu, bu ülkenin karşı karşıya kaldığı en ciddi problemlerden biridir.It is one of the most serious problems facing this country.
Biz ciddi sorunlarla karşı karşıyayız.We're facing serious problems.
Neyle karşı karşıya olduğumuzu henüz bilmiyoruz.We don't yet know what we're up against.
Biz ondan çok daha büyük bir sorunla karşı karşıyayız.We're facing a much bigger problem than that.
Kamyon sürücüleri belirgin zorluklarla karşı karşıyadır.Truck drivers face obvious challenges.
Daha ciddi sorunlarla karşı karşıyalar.They face more serious challenges.
Bu konularla karşı karşıya kalmalısınız.These issues must be confronted.
Tom ciddi bir muhalefetle karşı karşıya gelmedi.Tom didn't face serious opposition.
Derin bir değişimle karşı karşıyayız.We're facing a profound change.
Hangi zorluklarla karşı karşıya kalabiliriz?What challenges might we face?
Tom şimdi bir ikilemle karşı karşıya.Tom now faces another dilemma.
Tom ömür boyu hapis cezasıyla karşı karşıya.Tom is facing a life sentence.
Tom hiçbir suçlamayla karşı karşıya değildir.Tom isn't facing any charges.
Tom herhangi bir yaptırımla karşı karşıya değil.Tom isn't facing any charges.
Tom bir ikilemle karşı karşıya.Tom is faced with a dilemma.
Tom zorlu bir işle karşı karşıyadır.Tom faces a challenging job.
Tom hırsızlık suçlamasıyla karşı karşıyadır.Tom faces a burglary charge.
Tom cezai kovuşturmalarla karşı karşıya.Tom faces criminal charges.
Tom bu riskle karşı karşıya.That's the risk Tom ran.
Fadıl, ölüm cezası ile karşı karşıya kalabileceğini öğrendiğinde fikrini değiştirdi.Fadil changed his mind when he learned that he could face the death penalty.
Ben bir ikilemle karşı karşıyayım.I face a dilemma.
Karşı karşıya olduğumuz sorunların farkındayım.I'm well aware of the problems we face.
İklim değişikliği, karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdittir.Climate change is the biggest threat that we face.
Leyla, sonunda Sami Fadıl'ı öldürmekten yargılanma ile karşı karşıyaydı.Layla finally faced trial for the murder of Sami Fadil.
O ölürse ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalacağız.If he dies, we will face serious difficulties.
Ölüm cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini öğrenince Sami fikrini değiştirdi.Sami changed his mind when he learned that he could face the death penalty.
Onlar yasayla bisiklet kaskı giymek zorunda kalma ihtimali ile karşı karşıyalar.They now face the prospect of having to wear a cycling helmet by law.
Tom bundan çok daha büyük bir problemle karşı karşıya.Tom is facing a much bigger problem than that.
Sami, doğduğu Mısır’a sınır dışı edilmekle karşı karşıyaydı.Sami faced deportation back to his native Egypt.
Sami birinci dereceden cinayet suçlamasıyla karşı karşıyaydı.Sami was facing charges of first degree murder.
Sami bu sefer ölüm cezasıyla karşı karşıya.Sami is facing the death penalty this time.
Sami evden tahliyeyle karşı karşıya kaldı.Sami faced eviction.
Sami bir ikilemle karşı karşıya kaldı.Sami faced a dilemma.
Sami cinayet suçlamalarıyla karşı karşıyaydı.Sami was facing murder charges.