karşıya ile cümle

karşıya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yarım milyon çocuk Nijer'de hâlâ yetersiz beslenme ile karşı karşıyadır.Half a million children still face malnutrition in Niger.
Zor bir durumla karşı karşıyayız.We are confronted with a difficult situation.
Biz yeni tür hastalıklarla karşı karşıyayız.We are faced with new kinds of diseases.
Yabancı firmalardan kaynaklanan bir rekabetle karşı karşıyayız.We face competition from foreign suppliers.
Şiddetli bir krizle karşı karşıyayız.We are facing a violent crisis.
Birçok zorluklarla karşı karşıyayız.We are faced with many difficulties.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşı karşıyadır.Russia is facing great financial difficulties.
Şoförler, yolda karşıdan karşıya geçen çocuklara çok dikkat etmeliler.Drivers must look out for children crossing the road.
Nehir karşıdan karşıya elli yardadır.The river is fifty yards across.
Nehir karşıdan karşıya 35 metredir.The river is 35 meters across.
Nehirde karşıdan karşıya feribot seferleri yaparlar.They run a ferry service across the river.
Eski köprü yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.The old bridge is in danger of collapse.
Polis öfkeli kalabalıkla karşı karşıyaydı.The policeman was confronted by the angry mob.
Beyaz yakalı işçiler birçok güçlüklerle karşı karşıya.White-collar workers face many difficulties.
Bu kuş türü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.This bird is in danger of dying out.
İki takım final maçında karşı karşıya geldi.The two teams competed in the final game.
Pek çok problemle karşı karşıyayız.We are faced with a host of problems.
Zor bir seçimle karşı karşıyayız.We are faced with a difficult choice.
Ofisim Fifth Avenue ile karşı karşıya.My office faces Fifth Avenue.
Karşıya geçen yaşlı bayanı izledim.I watched the old woman cross the street.
Ben nehri karşıdan karşıya yüzebildim.I was able to swim across the river.
Ben bizzat o sorunla karşı karşıyayım.I'm facing that problem myself.
Zor bir sorunla karşı karşıyayım.I am confronted with a difficult problem.
Çocukları caddeden karşıya geçerken gördüm.I saw the children walk across the street.
Çocuk ve amcası masada birbirleriyle karşı karşıya geldi.The boy and his uncle faced each other across the table.
O delil ile karşı karşıya geldiğinde, suçlu olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.When he was faced with the evidence, he had to admit that he was guilty.
Caddeden karşıya geçerken bir kaza gördüm.When I was crossing the street, I saw an accident.
O zaman, ülkemiz ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmıştır.At the time, our country was confronted with serious economic difficulties.
Caddeden karşıya geçerken neredeyse bana bir araba çarpıyordu.Crossing the street, I was nearly hit by a car.
Yoldan karşıya geçerken arabalara dikkat et.Look out for cars when you cross the road.
O dul ve emeklidir ve birçok zorluklarla karşı karşıyadır.She's a widow and a pensioner, and faces many hardships.
Daha çok çalışmazsa pozisyonunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.He is in danger of losing his position unless he works harder.
O, onun fikirlerini nasıl karşıya koyacağını bildi.He knew how to put his ideas across.
O, kanıtla karşı karşıyaydı.He was confronted with the evidence.
Zor bir sorunla karşı karşıyadır.He is faced with a difficult problem.
Onlar ciddi bir durumla karşı karşıya.They are faced with a serious situation.
Onun işi çocukların caddeyi güvenli bir şekilde karşıdan karşıya geçtiklerini görmekti.Her job was to see the children safely across the street.
Nehri karşıdan karşıya yüzebilirim.I am able to swim across the river.
Tom bir meydan okuma ile karşı karşıya.Tom is facing a challenge.
Onlar mali sorunlarla karşı karşıya.They are facing financial problems.
Zaten Avrupalı müttefiklere karşı güçlü bir mücadele ile karşı karşıya kaldı.It already faced a strong fight against the European Allies.
İngiltere tehlikeli şekilde düşük gıda malzemeleri ile karşı karşıya idi.Britain faced dangerously low supplies of food.
Ordu küçük muhalefetle karşı karşıya geldi.The army faced little opposition.
Tom mali sorunlarla karşı karşıya.Tom is facing financial problems.
Tom birkaç ciddi sorunla karşı karşıya.Tom is facing a few serious problems.
Tom bir ikilemle karşı karşıyadır.Tom faces a dilemma.
Ben şampiyonla karşı karşıya geldim.I faced the champion.
Ben anne ve babamın katili ile karşı karşıyaydım.I was face to face with my parents' murder.
Tom bir muamma ile karşı karşıya.Tom faces a conundrum.
Tom neyle karşı karşıya olduğunu bilmeli.Tom needs to know what he's up against.
Tom'la şimdi karşı karşıya gelemem.I can't face Tom now.
Neyle karşı karşıya olduğunu anlamanı istiyordum.I wanted you to understand what you're up against.
O, evden çıkartılma tehlikesiyle karşıya karşıya bulunuyor.He's in danger of being evicted.
Öğretmen ve ben karşı karşıya oturduk.The teacher and I sat down face to face.
Hapishane ile karşı karşıyayım.I'm facing prison.
Karşı karşıya olduğumuz tek sorun bu değil.This isn't the only problem that we face.
Yoldan karşıya geçerken mesaj yazmak tehlikelidir.Texting while crossing the street is dangerous.
Karşıdan karşıya geçerken mesaj yazmak tehlikelidir.Texting while crossing the street is dangerous.
Karmaşık bir durumla karşı karşıyayız.We are confronted with a complex situation.
Hangi tehlikelerle karşı karşıyayız.What dangers do we face?

İlgili Sayfalar