karşıt ile cümle

karşıt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Nerman sıkı bir vejetaryendi ve içki karşıtıydı.Bio je vegetarijanac i protivnik alkohola.
Rejim karşıtı olarak birçok kez kovuşturmaya uğradı.Vlada ih je više puta bezuspješno pokušala preseliti.
Eğer nesne karşıt kişi ise bu sefer de bu karakteri yok etme amaçlı bir kurgu kurulabilir.E pa ovog je puta opet , samo što je ovog puta uništio i svaku moguću definiciju.
Bu yıllar sırasında Mesih Karşıtı'nın (Antikrist) dünyanın kontrolünü ele geçireceğine inanılır.Vrijeme je da Hrvati preuzmu odgovornost za ovu zemlju (na bošnjačkom).
Bu tabirler asimetrik karşıtlık oluştururlar.Borg ih smatra nedostojnim asimilaciji.
Çok kere hangi yönlü karşıt hipotez seçileceği sorunda belirlenmemiştir.Na základe nej sa rozhoduje, ktorá hypotéza sa zamietne.
Deneycilik akılcılığın karşıtıdır.Hlúposť je opak múdrosti.
Pahalıya mal olan adetleri ve zalimce yönetimi daha çok karşıtlığa sebep oldu.Verejnosť sa od neho začala odvracať a jeho nákladné rituály a krutovláda spôsobovali ešte väčší odpor.
Babası da bir müzisyendi ama oğlunun ayni mesleğe girip müzisyen olmasına karşıttı.Jeho otec, hoci sám hudobník, bol proti tomu, aby syn nastúpil na tú istú dráhu.
Konferanstaki tartışmalar, savaş karşıtı sosyalistler arasında bile ortaya çıkan bazı eğilimleri ortaya koydu.Vývoj pokračoval vnútornými konfliktami, ktoré sa prejavili dokonca v občianskej vojne.
Aynı zamanda sivil hakları, savaş karşıtı ve feminist hareketlenmelerde politik olarak aktif rol almıştır.Aj preto zohrali dôležitú úlohu v antifašistickom, feministickom a ekologickom hnutí.
Septisizm (şüphecilik) dogmatizmin (inanççılık) karşıtıdır.Relativizmus sa stavia (spolu so skepticizmom) proti dogmatizmu.
Ayrıca Polonya'da da Rusya karşıtı büyük bir ayaklanma oldu.Podobne ako v Poľsku došlo k násilnému odsunu nemeckého obyvateľstva.
Özellikle Hindistan'da sömürge karşıtı harekete merak duydu.Do bojov India nasadila hlavne pechotu.
Tarih boyunca bu kavram üzerinden birçok farklı ya da karşıt felsefe akımları ve okulları ortaya çıkmıştır.Na internete existovalo alebo stále existuje viacero podobných projektov encyklopédií.
Siyasi hayatına faşizm karşıtı olarak 1930'lu yıllarda başladı.V 30. rokoch sa ideologicky priblížil fašistom.
Savaş karşıtı fikirleri yaydığı için İngiltere'de tutuklandı.Bol pre svoje nepriateľské stanovisko prepustený z väzenia vo Francúzsku.
1899–1901'deki tâlihsiz yabancı karşıtı Boxer Ayaklanması, Hanedan'ı daha fazla zayıflaştırdı.Nesrečna protitujska Boksarska vstaja 1899-1901 je dodatno oslabila dinastijo.
"De jure", de facto teriminin karşıtıdır.Navadno se razlikuje stanje »de facto« in stanje »de jure«.
Almanların amacı saldırıyı Alman karşıtı Polonyalı sabotajcıların yaptığı izlenimi vermekti.Nemški cilj je bil uprizoriti napad na postajo kot delo poljskih saboterjev.
Bu karşıt da yeraltı edebiyatı demekti.Pravljica spada med subverzivno književnost.
Körfez veya koyun karşıtıdır.Podobna je kozi ali ovci.
Çağrının ardından, Türkiye'nin birçok ilinde darbe karşıtı protesto gösterileri düzenlendi.Zaradi zahtevanih varčevalnih ukrepov pride v državi do množičnih protestov.
Kargış sözcüğünün karşıtıdır.Gre za nasprotje izraza transspolnost.
Grup Anti-Amerikancı olduğu gibi aynı zamanda Türkiye ve NATO karşıtı da olmuştur.Poleg nastrojenosti proti Ameriki in kapitalizmu je 17N nasprotovala tudi Turčiji in Natu.
Yabancı karşıtı hareketin lideridir.Zunanjega voditelja razprave ni.
Madde-Karşıt Madde Asimetrisi.AM- asimetrični multiplikator.
Bu arada hükümet karşıtı grupların üyeleri ve liderleri düzenli olarak askerler tarafından öldürülüyordu.Skupaj z drugimi nacističnimi častniki in funkcionarji je bil obtožen vojnih zločinov.
Johnny Got His Gun (Türkçe: Johnny Silahını Kaptı), 1971 yapımı savaş karşıtı Amerikan dram filmi.„Džonis turi ginklą“ (angl. Johnny Got His Gun) – 1971 m. JAV sukurtas antikarinis filmas.
Macaristan'ın yeni savaş güçleri artık mufafazakâr devrim karşıtları; "Beyazlar" idi.Nauja kovinė jėga Vengrijoje buvo konservatyvūs kontrrevoliucionieriai - "Baltieji".
Hükümet camileri kapattı ve din okullarını din karşıtı müze haline getirdi.Vyriausybė uždarė daugumą mečečių, o religinės mokyklos virto antireliginiais muziejais.
Gigantlar arasındaki karşıtı Polibot'tur.Tarp turtingųjų pasitiko poligamija.
Bunun ASCII karşıtı SAMPA'dır.Tai – Samcchės atabegatas.
Tom Amca'nın Kulübesi (Uncle Tom's Cabin), Amerikalı yazar Harriet Beecher Stowe'un kölelik karşıtı romanıdır.Dėdės Tomo trobelė (angl. Uncle Tom’s Cabin) – Harriet Beecher-Stowe romanas.
Karşıtı Yer Su'dur.Išimtis yra vanduo.
4 ana yönden biri olan batı, Doğu'nun karşıtıdır.Pusryčiai Rytai – viena keturių pasaulio šalių, esanti priešais vakarus.
2007 yılında bulvarda hükümet karşıtı gösteriler düzenlenmiştir.2007 m. lapkritį šalį sudrebino antivyriausybiniai protestai.
Demateryalizasyon fenomeninin karşıtı olarak kabul edilir.Tai priešinga depresiniam sindromui būsena.
Savaş Karşıtları.Karų aidas.
İşçilerin grevi hükümet karşıtı bir nitelik alıyordu.Prezidento aktams reikia ministro kontrasignacijos.
"Kanuna göre" veya "hukukî olarak" anlamına gelen "de jure" ile karşıt olarak sıkça kullanılır.Dažniausiai vartojamas kaip priešingybė de jure (teisiškai), kai kalbama apie teisinius aspektus.
Karşıtı Aya’dır.Tai buvęs Lados kalnas.
Komite en başından beri Eflak karşıtlarıyla iş birliği içindeydi.Nuo formavimo pradžios būrys buvo orientuotas į priešteroristinę veiklą.
Anti-Flag savaş karşıtlığı demektir.Anti-Flag tähendab sõjavastasust.
Aynı dönemde Avrupa ülkelerinin kolonilerinde sömürgecilik karşıtlığı yükselişe geçti.Samal ajal kasvasid kolooniate vastased liikumised Euroopa riikide asumaades.
Bütün karşıt propagandalar durdurulacak.Puhkes igakülgne propagandasõda.
Ne yazık ki din karşıtılar ve kötücüller.Arvamusavaldajad jagunesid selgelt pooldajateks ja vaenlasteks.
“Kuzeyin karşıtı, güneye ait olan” anlamındadır.Nimi tähendab 'Lõunameri' vastandina Põhjamerele.
Karşıt meridyeni 179. batı meridyenidir.Vaade linnusevaremetele läänest, 1799.
Karşıtı statiktir.Negatiivne kontrasteerimine.
Vurulma anı özellikle savaş karşıtlığının sembolü haline gelmiştir.Vangistuse ajal kujunes ta apartheidivastase võitluse sümboliks.
Karşıt elektronlara pozitif yüklerinden dolayı "pozitron" adını verdi.Elektroni antiosakest hakati nimetama positroniks.
Politik karşıtın ortadan kaldırılması eğilimi.Püüti lahti saada tülikast poliitilisest opositsioonist.
Yabancı karşıtı hareketin lideridir.Nad olid võõrvõimuvastase vastupanu juhid.
Karşıtı Abası’dır.Tee vaenlasest sõber".
Sitenin karşıtları da yeni bir binanın tarihi parkın yemyeşil huzurunu bozacağından şikayetçi oldu.Wahlid rajasid vana peahoone soklile uue historitsistliku peahoone.
Paradokson, paradoks (karşıt düşünce) içeren iddia anlamındadır.Paradoks on vasturääkivus nii sõnades kui mõtetes.
Yani karşıtlıklardan birisi diğerinin üstünde olarak değerlendirilmektedir.Ühtede tõmbetegurid kaaluvad üles teiste omad.
Felsefede, determinizm karşıtı özgür irade fikrini içerir.Paljud filosoofid leiavad koguni, et vabast tahtest järeldub determinism.
Niteliklerin karşıtları olur.Partnerid on vastandlike omadustega.

İlgili Sayfalar