karşılar ile cümle

karşılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Karşılarında Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar.And when the Qur'an is recited to them do not bow in adoration?
BöyIece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır.They will find in it whatsoever they had done.
Karşılarında Kur'ân okunduğu vakit secde etmezler?And when the Qur'an is recited to them do not bow in adoration?
(Yusuf'a): "Çık karşılarına!" dedi.'Come forth, attend to them,' she said.
Yûsuf'a: "Karşılarına çık!" dedi.'Come forth, attend to them,' she said.
(Kadınlar meyveleri soyarken Yusufa): "Çık karşılarına!" dedi.'Come forth, attend to them,' she said.
BöyIece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.And they shall find all they wrought present, and thy Lord shall not wrong anyone.
Her birine bir bıçak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "çık karşılarına" dedi.'Come forth, attend to them,' she said.
(Çünkü) hiç hesabetmedikleri şeyler, Allah'tan karşılarına çıkmıştır.But there will appear to them from God what they never anticipated.
Çünkü hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılmıştır.But there will appear to them from God what they never anticipated.
Ancak ne var ki, hiç hesaba katmadıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına çıkarılır.But there will appear to them from God what they never anticipated.
Herbirine bir bıçak verdi. (Kadınlar meyveleri soyarken Yusufa): "Çık karşılarına!" dedi.Then, while they were cutting and eating the fruit, she signalled Joseph: "Come out to them."
Melekler onları şöyle karşılar: "İşte bu, size va'dedilen gününüzdür!"The angels will come to them with this glad news: "This is your day which was promised to you."
Melekler onları şöyle karşılarlar: "Bu size o vaat edilen gününüzdür!"The angels will come to them with this glad news: "This is your day which was promised to you."
Melekler kendilerini şöyle karşılar: İşte bu size vadedilmiş olan (mutlu) gününüzdür.The angels will come to them with this glad news: "This is your day which was promised to you."
Melekler onları: “İşte size vâd olunan gün bugündür!” diye karşılarlar.The angels will come to them with this glad news: "This is your day which was promised to you."
Kendilerini melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür!," diye karşılar.The angels will come to them with this glad news: "This is your day which was promised to you."
Derken, yaptıkları ne kadar kötü, pis iş varsa karşılarına çıktı.The evil of their actions will then become clear to them.
İktidar partileri fikri memnuniyetle karşılarken, muhalefet eleştirdi.The ruling parties welcome his move, while the opposition criticises it.
Kimileri sonucu memnuniyetle karşılarken, bazıları temkinli davranmayı tercih etti.Some hailed it, while others were cautious.
Beni hep nezaketle karşılar ve param olmasa da veresiye alışveriş yapmama izin verir.”He always welcomes me kindly and when I don't have the money, he lends me what I need."
Onların teslim olması yönündeki her türlü ilave baskıyı memnuniyetle karşılarız."Any additional pressure on them to surrender is welcomed."
Fakat karşılarında tehditler savuran ve gözyaşı gazıyla saldıran bir grup genci buldular.They were met by a group of young people who shouted threats and attacked them with tear gas.
Mekana dış kapıdan girildiğinde iki yan bir ana olmak üzere üç kapı bizi karşılar.When we enter the space from outer door, three doors (one main, two side) greet us.
İç mekanda bizi boyu eninden uzun dikdörtgen bir hacim karşılar.The interior is a rectangular volume that length is longer than wide.
Ancak bu sırada Grey'in geçmişi karşılarına çıkar ve ilişkilerini sınamaya başlar.However, their relationship is tested when Christian's past threatens the couple.
OAEP, aşağıdaki iki hedefi karşılar:OAEP satisfies the following two goals:
ODC organik çiftlikler için USDA NOP standartlarını karşılar. [1]ODC meets USDA NOP standards for organic farms.[27]
Gaz tedariği aynı zamanda hem üretimin hem de diğer tüketicilerin taleplerini karşılar.Gas supply also provides the demands of both production and other consumers.
Zamana karşılarTime trials
Rüzgar türbini, Bilim Merkezi'nin yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık % 7'sini karşılar.The wind turbine provides approximately 7% of the Science Center's annual electrical needs.
Bireysel zamana karşılarda bu şekilde takibe izin verilmez.Drafting is not permitted in individual time trials.
İnsanları hep böyle mi karşılarsınız?Begrüßen Sie die Leute immer so?
Mike onu karşılar.Mike nahm teil.
Orada E88, E80'i karşılar.Dort trifft die E88 auf die E80.
Varlığı her şekliyle şüphe ile karşılar ve hatta yok sayar.Es wohne im Herzen jedes Wesens und bleibe doch in Wahrheit ungeteilt.
Bedeviler, kendilerinin ve hayvanlarının su ihtiyaçlarını çölde açılmış su kuyularından karşılarlar.Die Serpents verehren den Gott des Wassers und der Stürme Yatholen.
Hayvanlardan elde ettiği ürünler kendi ihtiyacını karşılar.Das Wasser, dass die Tiere benötigen, bekommen sie über ihre Nahrung.
Genellikle kurbanlarının karşılarına aniden çıkarlar ve herhangi bir uyarı olmaksızın saldırılar.Sie überfällt den Betroffenen meist plötzlich und ohne Warnung.
Eğer zarar ederlerse zararlarını devlet karşılardı.Kommt es zu Verlusten, trägt der Staat diese.
O kale kaçar ve öfkeli kurt bir kaz sürüsü karşılar.Sie folgen diesen und beobachten, wie sich der Fuchs mit dem Wolf streitet.
Konaklardaki ayvazlar, bekçilik yapar, gelenleri karşılar, yemek servisi yapar, ocağı yakardı.Dann geht ihr zu den Spinnern, laßt Feierabend machen, steckt die Fabrik in Brand.
Karadeniz Türkiye balık üretiminin %76'sını karşılar.Island ist vom Fischfang abhängig (Fischprodukte machen 76 % der Exporte aus).
Rena durumu soğukkanlılıkla karşılar.Emotional lässt ihn alles völlig kalt.
Rodrigo Malcom'u gayet yakından iyi karşılar ve Elena'yı müstakbel eşi olark ona takdim eder.Malcolm kommt dazu und Rodrigo stellt ihm Elena als seine künftige Braut vor, mit der er sich verbinden will.
Bir gün İlyas karşılarına çıkar.Eines Tages steht Arlette vor ihr.
Evin ihtiyaçlarını karşılar.La nécessité du domicile.
Halk haftalık ihtiyacını oradan karşılar.Le public peut la visiter en semaine.
Bu arada karşılarında Carrie'yi görürler.Pour les articles homonymes, voir Carrie.
Burada onları eski düşmanları Rastapopoulos karşılar.Ils sont secourus par le propre yacht de Rastapopoulos.
Aristokratlar - kesinlikle büyük miktarda para yitireceklerdi - bu öneriye kesinlikle karşılardı.Les aristocrates, risquant de perdre beaucoup d’argent, s’opposent violemment à cette manœuvre.
O kale kaçar ve öfkeli kurt bir kaz sürüsü karşılar.Ils arrivent à s'évader, et Dane doit se battre contre une meute de loups.
Onlar Mahone'la karşılarşır ve o Aldo'yu öldürücü bir şekilde yaralar.Elle est interrompue par l'agent Mahone qui leur tire dessus, blessant mortellement Aldo.
Bu da yiyecek ihtiyacını karşılar.C’est aussi une nourriture nécessaire.
İlk etapta karşılarına çıkan sonuç hayalkırıklığıdır.Il est toutefois dans un premier temps déçu.
Bu göl aynı zamanda kentin içme suyu ihtiyacını karşılar.Ce lac sert aussi de prise d'eau à l'aqueduc municipal de La Tuque.
Ama karşılarında, bu görüşte bir müttefik yoktu.Par contre, il n’y avait pour ainsi dire personne devant la Convention.
Yolda gördüğü insanlara yardım eder ve onların ihtiyaçlarını karşılar.Il prête attention aux personnes et aux choses qu'il rencontre en chemin.
Halk onu büyük bir sevinç ve övgüyle karşılar.Elle accepte sa proposition avec joie et gratitude.
Doğal olarak jakobenleri ve club des cordeliers üylerini karşılarında buldular.On y trouvait des couvents de Jacobins et de Cordeliers.

İlgili Sayfalar