Mahallenin ekonomisi bölgenin tarımsal ürünlerinin %10 nu karşılamaktadır.La industria vitivinícola en la actualidad representa menos del diez por ciento de la economía local.
Bu nedenle grup, turnenin geri kalanını kendi finansal imkânlarıyla karşılamak zorunda kalmıştır.Por lo tanto, se esperaba que la compañía construyera el túnel por su propio riesgo financiero.
Kişinin verdiği zararı karşılaması, yani tazmin etmesi istenir.Donde haya ofensa, que lleve yo el Perdón.
Entel Karşılaması (Müzik: Grup Yorum) 07.Canción para tus ojos tristes • 07.
Sonuç olarak 9. Tümen, bir sonraki muharebeyi 9 taburluk bir kuvvetle karşılamak durumundadır.Él incluso al final se encuentra a sí mismo en la mira de Nine Ball.
Alhabetin sitesinde Larry Page imzalı bir karşılama yazı bulunuyor.Para el álbum Larry Page reactivó su sello Page One Label.
Trafik sigortası, manevi tazminat taleplerini de karşılamaz.Tampoco deseamos privarlos de sus derechos consitucionales básicos...
Köy halkı kendi arasında veya misafirlerine karşı samimi bir karşılama ve ağırlama yapar.Las personas son apasibles y acogedoras con sus propios paisanos y con los visitantes.
İstasyonda onu karşılamamı söyledi.Mi ha detto di incontrarlo in stazione.
Müşterilerimizin istek ve gereksinimlerini karşılamayı amaçlıyoruz.Il nostro obiettivo è incontrare i desideri e le esigenze dei nostri clienti.
Şirketimizin ilk önceliği, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamaktır.La prima priorità della nostra azienza è quella di soddisfare i bisogni dei nostri clienti.
Tom seni kendi karşılamak için buraya gelemedi, bu yüzden onun yerine gelmemi istedi.Tom non è potuto venire qui a incontrarti di persona, perciò ha voluto che venissi io al suo posto.
Buna ek olarak, malzeme belirli fiziksel gereksinimleri karşılamalıdır, böylece yandığında parçalanmaz.Inoltre, the materiale deve avere certi requisiti fisici e non deve spezzarsi mentre brucia.
Arkadaşı Cossío ona Tudanca'da karşılamayı önerdi ama şair Orihuela'ya dönmeye karar vermişti.Il suo amico Cossío si offre di accoglierlo a Tudanca, ma il poeta decide di tornare a Orihuela.
Son olarak bu likitlerin içinde bulunan nikotin ise, kullanıcının nikotin ihtiyacını karşılamaktadır.In questa tappa il bambino riconosce l'oggetto (la madre) nella sua unità.
Birisini karşılamak için Hitler selamını vererek Heil Hitler demek Nazi Almanyası'nda gelenekseldi.Quando si incontrava qualcuno era consuetudine in Germania dare il saluto nazista con le parole "Heil Hitler".
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Lasciata l'università, i suoi genitori si rifiutarono di sostenerlo.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.Una banda di malfattori vuole entrarne in possesso.
AGİT oylama şartlarının, kendi "serbest ve adil seçim" gerekliliklerini karşılamadığını belirtmişti.Osce: "Mancano i requisiti per elezioni libere e corrette".
Burası Akşehir’in bir çeşit karşılama ve uğurlama yeridir.Ci riservò un caloroso ed umile saluto.
Bu durumda her askerin ihtiyacını kendisinin karşılaması gerekti.Infatti ogni soldato doveva procurarsi autonomamente l'equipaggiamento.
Euro-IV-Norm kalite kriterleri karşılamaktadır.Le specifiche XFS sono regolamentate dal Comitato europeo di normazione.
Bu endüstri, toplam ihracatın %15'ini de karşılamaktadır.Infatti essa assorbe circa il 15% dell'occupazione totale.
Bu, gelini karşılama ve hoşlama usulû olarak kabul edilir.Viene esaltata la loro delicatezza e grazia femminile.
Salvatore onu karşılamasa da gelmesine çok sevinir ve minnettarlığını belirtir.Joel è molto contento e la ringrazia di esser venuto a salutarlo.
İsolde'nin gemisi gelmiştir ve Kurvenal önü karşılamaya gider.Il sinistro traghettatore (Passeur) arriva e Ourrias sale con impazienza a bordo.
Bu açıdan süfrajet kavramı, günümüzde yaygın olarak kullanılan önyargılı “feminist” kavramını karşılamaktadır.È una osservazione che dà senso al diffuso ‘trend genealogico’ in atto.
Burada ilerlemek ve yem, yiyecek ve su ihtiyacını karşılamak kendilerine kalmıştı.Costretto ad arrangiarsi da solo, si sforza di trovare cibo e rifugio.
Karşılama oyunları Ordu ilinde en çok oynanan oyun türlerinden biridir.I Rating Game sono la più grande forma d'intrattenimento nell'Inferno.
Karşılama/Ağırlama kötüПриём плохой.
Hindistan'ın petrol rezervleri, ülke içi petrol talebinin %25'ini karşılamaktadır.Запасы нефти в Индии покрывают 25% внутреннего спроса на нефть в стране.
Temel iddiası "what you see is what you mean" (gördüğün kastettiğindir) (WYSIWYM) paradigmasını karşılamaktır.Он кивает: «Теперь вы видите?».
Mahmut ise Yusuf`u hoş karşılamamıştır.Мамая поддержал только Юсуф.
Bengi tipli oyunlar: Karşılama. b.«Общественная Польза», Б. Подъяч.
Volsinii'deki tapınağında yeni yılı karşılamaya yönelik törenler düzenlemiştir.Люди идут в храм Нагбини праздновать Новый Год.
Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır.Территория города характеризуется очень значительной долей водных поверхностей.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Кузьма утешает несчастную Глашу.
Mahallenin ekonomisi bölgenin tarımsal ürünlerinin %10 nu karşılamaktadır.Город производит 10 % промышленной продукции области.
Bunu normal karşılamak gerek.От него требуется обычная сходимость.
Daha sonra 'Dünyanın yüzde yirmi beşi bunu hoş karşılamayabilir, buna değmez.' dedim.Тогда я подумала: «Двадцать пять процентов людей в мире подумают лишь так, как задумала я.
Tutukluların eğitim gereksinimlerini karşılamak.Обеспечение профессиональной подготовки заключённых.
Artık Paşa’yı karşılamak için her şey hazırdır.На пау-вау стараются собраться все присутствующие.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.Лесные зверушки собрались его встречать.
Büyük çiftlikler, İngiliz kasaplarının dondurulmuş et gereksinimlerini karşılamaya başladı.Погреба боеприпаса получили традиционную для британских тяжёлых крейсеров коробчатую защиту солидной толщины.
İzin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir.Неважно чем он занимается, я приветствую и обнимаю его.
Albümün kayıt parasını karşılaması karşılığında albümün arka kapağına ismi gitarist olarak geçirilmiştir.Вы не будете возражать, если мы используем название кафе с задней обложки Вашего альбома?
Bu durumda her askerin ihtiyacını kendisinin karşılaması gerekti.Наемные солдаты сами приобретали себе все необходимое.
Bu nedenle grup, turnenin geri kalanını kendi finansal imkânlarıyla karşılamak zorunda kalmıştır.Большая часть команд отклонила предложение об участии в турнире из-за финансовых проблем.
İlham, keşf ve gaybı bilme konusunda da mutasavvıfları hoş karşılamaktadır.وبهذا يعلم المذموم من علم الكلام والواجب منه.
Helyum gibi ksenon da vücudun oksijen ihtiyacını karşılamaz ve basit asfiksanttır.مثل الهليوم، زينون لا يلبي حاجة الجسم للأوكسجين.
Karşılamaya yönelik çabalar karışıklıklar doğurmuştur.أدت الهجمات لأحداث فوضوية.
Kır gazinosu günlük misafirlerin ihtiyaçlarını karşılamaktadır.تلبية حاجيات المواطنين اليومية.
Euro-IV-Norm kalite kriterleri karşılamaktadır.تعرف لوائح الاتحاد الأوروبي للسلامة الصناعية توجيهات سيفيزو 2.
Bu nedenle devletin giderlerini karsilamak icin vergi gelirlerini artırma yolunu seçti.لذلك القطاع العام يعتمد أكثر على مستوى الضريبه من إعتماده على زيادة الناتج المحلي الإجمالي.
Van Gogh'un bu çalışmaları beklenileni karşılamamıştır.O trabalho de Van Gogh não alcançou as expectativas.
Halihazırda bir tek Amerika Birleşik Devletleri süper güç olma kriterlerini karşılamaktadır.Atualmente, apenas os Estados Unidos cumpre os critérios para ser considerado uma superpotência.
Bunu normal karşılamak gerek.Entende que isso deveria ser encarado com normalidade.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Nesse momento Ken ouve rumores sobre uma organização misteriosa.
One Touch'ın satış rakamları, London Records'un beklentilerini karşılamadı ve şirket, grupla ilişkisini kesti.As vendas do álbum não atenderam às expectativas da London Records e o grupo foi posteriormente descartado.
Ardından, Kartaca Donanması'nın olası bir saldırısını karşılamak için Vulcan Adaları'na hareket etti.De lá, ele provavelmente olhou a frota norueguesa, preparando um ataque surpresa.