Son olarak bu likitlerin içinde bulunan nikotin ise, kullanıcının nikotin ihtiyacını karşılamaktadır.Diesseits dieser Verzweiflung leben die Kinder, jenseits die Erwachten.
Giderek artan talebini uygun maliyetle karşılamak üzere hazırlandığını belirtti.Erklären Sie sich vor uns bereit, die normale Last weiter tragen zu wollen.
Bu madde 1960’lı yılların başlarında batılı ülkelerin yüzey aktif madde ihtiyacının % 65’ini karşılamaktaydı.Dieses Tensid deckte zu Beginn der 1960er Jahre 65 % des Tensidbedarfes der westlichen Welt.
Tesis bir karşılama salonu, bar ve yatak odalarını içerir.Die Anlage umfasste eine Empfangshalle, Bar und Schlafräume.
Anadolu'da yerel nüfustan heyecanlı bir karşılama gördü.In Calais erwartete sie ein begeisterter Empfang.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Die Eltern mussten Schulgeld bezahlen.
Mozart bu siparişi karşılamak için 6 hafta süren yoğun bir çalışma yapıp zamanında eseri bitirdi.Dort hatte man Harper gerade ein großzügiges 6-Jahres-Angebot unterbreitet, um ihn zu halten.
Hava limanındaki karşılama çok etkileyiciydi.Die Teilnahme der Luftlandedivision kam überraschend.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.Eine Menschenmenge aus Pappköpfen folgt ihm.
Ned'in Chuck'ı diriltip hayatta tutmasını başta hiç hevesle karşılamamıştır.Trotzdem entscheidet sich Ned dafür, Chuck am Leben zu erhalten.
Aslında çok iyi sattı ama yine de grubun beklentilerini karşılamadı.Er stellte sich mit der Besatzungsmacht zwar gut, konnte aber die Erwartungen der Bevölkerung nicht erfüllen.
Söylentisi halkın yeni kralı hoş karşılamamasına sebep oldu.Die Deutschen begrüßten den neuen König nicht.
Dünyada kaynaklar kısıtlıdır ve her insanın bütün ihtiyaçlarını, arzularını karşılaması olanaksızdır.Ressourcen sind stets knapp, während die Bedürfnisse aller Individuen unbegrenzt sind.
Yol üzerinde yaşayanlar da ulaklara hizmet etmek, ulakların gereksinmelerini karşılamak zorundaydılar.War man auf See, musste man sich andere Lösungen ausdenken.
Bölgedeki Yunan ilerleyişini karşılamakla görevli 143.Am nördlichen Ortsrand verläuft die Landesstraße 3143.
1217 gereğince zararı karşılamakla yükümlüdür.127 als unzureichend erwies.
Bu baraj gölü İstanbul ilinin içme suyu gereksiniminin %48'ini karşılamaktadır.Dieser Stausee deckt 60 % des Trinkwasserbedarfs von Melbourne.
Bu yörede üretilen petrol 1900 yılında dünya petrol üretiminin yarısını karşılamaktaydı.Sie erbrachten damals die Hälfte der Welterdölproduktion.
Çocukların defter-kalem ihtiyaçlarını karşılamayı kendisi üstlenir.Straßenkinder fotografieren sich selbst.
Halk kaynaklardan su ihtiyacını karşılamaktadır.Das Flusswasser wird von der Bevölkerung für lokale Bedürfnisse verwendet.
AGİT oylama şartlarının, kendi "serbest ve adil seçim" gerekliliklerini karşılamadığını belirtmişti.Er beabsichtigte damit „freie und faire“ Wahlen zu gewährleisten.
Sovyet komutanlığı 3 Ocak'ta, ortaya çıkan tehdidi karşılamak için dört tümeni daha muharebeye soktu.Le 3 janvier, le commandement soviétique envoie quatre divisions de plus pour contenir la menace.
Kuyulardan karşılamaktadırlar.Rendez-vous aux jardins.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.Une foule nombreuse de peuple l'accompagna.
Bengi tipli oyunlar: Karşılama. b.Face B : Joue-moi de toi.
Bu ürünler sadece aile ihtiyaçlarını karşılamaktadır.Ces établissements donnent simplement satisfaction aux besoins locaux.
İbni Batuta uluslararası havalimanı genişletildi ve daha fazla uçuşlar karşılamak için modernize edilmiştir.L'aéroport de Tivat a été agrandi et modernisé afin de pouvoir accueillir des vols de nuit.
Temel iddiası "what you see is what you mean" (gördüğün kastettiğindir) (WYSIWYM) paradigmasını karşılamaktır.Elle prononce alors le slogan devenu culte, « What did you Expect ? » (« À quoi vous attendiez-vous ? »).
Aslında çok iyi sattı ama yine de grubun beklentilerini karşılamadı.Il se vend plutôt bien mais ne rencontre pas le succès de son prédécesseur.
İhtiyaçlarını karşılamak için ufak bir miktar has verilmişti.Elle fait de nombreux petits boulots pour subvenir à leurs besoins.
Fakat Pavlik'in ailesi yaptıklarını hoş karşılamadı.Toutefois, la famille de Pavlik n'approuva pas les actions du jeune homme.
Çıkan bu su ayrıca Demir Çelik fabrikasının ihtiyacınıda karşılamaktadır.Mais l'acier doit lui-même faire face à la concurrence du béton.
Ancak bunlar köylünün ihtiyacını karşılamak için yapılmaktadır.Ceci permettait de subvenir aux besoins du village.
Ticaretin ortaya çıkış nedeni, insanın ihtiyaçlarını karşılama arzusudur.Le commerce a pour moteur la satisfaction des multiples besoins de l'homme.
Köy halkı genellikle ihtiyaçlarını karşılamak için burayı kullanır.Les villageois des environs leur apportent régulièrement des provisions, pourvoyant ainsi à leurs besoins.
İzin verme, aldırmama, iyi karşılama anlamlarına da gelir.J'entre : j'éprouve ou non la grâce.
Ailelerin ihtiyacını karşılamaya yöneliktir.Elle est en effet censée subvenir aux besoins des parents.
Her hanenin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için bir bahçeleri olurdu.Chaque maison disposerait aussi de suffisamment de terrain pour subvenir à ses besoins.
İlçede bulunan yem sanayi il üretiminin takriben %85' ini karşılamaktadır.Le secteur tertiaire regroupe pratiquement la totalité des emplois, avec un taux de 85 %.
Kentin su ihtiyacını karşılamak için yapılan sistemler şehrin kuruluş dönemine kadar uzanmaktadır.Ils partagent alors le sort des assiégés jusqu’à la reddition de la ville.
Bunu normal karşılamak gerek.Se mettre en posture normale.
Halihazırda bir tek Amerika Birleşik Devletleri süper güç olma kriterlerini karşılamaktadır.Parmi les grandes puissances seuls les États-Unis reconnaissent le nouveau pouvoir.
Fakat, herkes bu gelişmeyi aynı şekilde karşılamadı.Cependant, tout le monde n'a pas fait bon accueil à cette invention.
AGİT oylama şartlarının, kendi "serbest ve adil seçim" gerekliliklerini karşılamadığını belirtmişti.L'Union européenne juge le scrutin « ni libre, ni équitable ».
Köy halkı kendi ihtiyaçlarını karşılamak için tarımla uğraşır.La population locale dut se reconvertir dans l’agriculture pour subvenir à ses besoins.
Euro-IV-Norm kalite kriterleri karşılamaktadır.Leur moteur Iveco respecte les normes Euro 3.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Mais ses parents ne peuvent pas lui payer ses études.
Tom Mary'yi ya da başka birini karşılamadı.Tom no se encontró con Mary ni con ninguna otra persona.
Daha sonra 'Dünyanın yüzde yirmi beşi bunu hoş karşılamayabilir, buna değmez.' dedim.Luego pensé: "El veinticinco por ciento del mundo podría entender esto, probablemente menos, no vale la pena".
Çin dünyanın en büyük seks oyuncak üreticisidir ve dünya seks oyuncakları üretiminin %70'ini karşılamaktadır.China es el mayor productor mundial de juguetes sexuales y representa el 70% de la producción mundial total.
Arkadaşı Cossío ona Tudanca'da karşılamayı önerdi ama şair Orihuela'ya dönmeye karar vermişti.Su gran amigo Cossío se ofreció a acoger al poeta en Tudanca, pero este decidió volver a Orihuela.
Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür.En ocasión de recibirlo dijo: "De los galardones que he recibido pocos me han llegado tan hondo."
Takım elbiselerini ise Sarar karşılamaktadır.Sobre mis vestiduras echan la suerte.
Cinler, yeryüzüne yaklaştıklarında kendilerini yakıcı bir ışık karşılamaktadır.Cuando la Tierra está más cerca del Sol (perihelio), las mareas son más intensas.
Fakat köy halkı kendi imkanlarıyla içme suyu ihtiyacını doğal bir kaynaktan karşılamaktadır.La gente se lanzó al agua, mientras que sus compañeros en tierra se dispuso a reunirse con ellos en balsas.
Bunlar çok kullanılan pulların yokluğunu karşılamak üzere var olan pulların sürşarjlanmasıydı.Resulta curioso que no hiciera un uso sistemático de las abundantes inscripciones que tuvo a mano.
Fakat, herkes bu gelişmeyi aynı şekilde karşılamadı.Sin embargo, no todas transmitieron el evento de la misma forma.
Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu.Reflexión sobre la conclusión repugnante.
Selam verip cemaatin içine giren bir kişiyi herkes ayakta karşılamak zorundadır.A todos los que llegan a este lugar, bienvenidos.
İbni Batuta uluslararası havalimanı genişletildi ve daha fazla uçuşlar karşılamak için modernize edilmiştir.Una reciente ampliación de la terminal internacional ha ampliado aún más el número de vuelos.