İçme suyu şehir ihtiyacını karşılamaktadır.Captação de água potável para a cidade.
Bu durumda her askerin ihtiyacını kendisinin karşılaması gerekti.Até então, cada soldado cuidava de suas próprias despesas.
Bölümün eleştirel karşılaması karışık oldu.A recepção da crítica foi dividida.
İç başarısızlık maliyetleri, müşteri beklentilerini karşılama eksikliği açısından şu şekilde sıralanır.O balanço dos custos é por vezes feito com base no efeito da própria insatisfação dos clientes.
Temel iddiası "what you see is what you mean" (gördüğün kastettiğindir) (WYSIWYM) paradigmasını karşılamaktır.Dan zegt God: ‘Ga het paradijs binnen, en wat u daar ziet is voor u'." (het boek 'Moslim', nr. 1:302).
Fakir, geliri ihtiyaçlarını karşılamayan kişi iken, miskin geliri hiç olmayan kimsedir.Behalve het scherpen, vergt een zeis weinig onderhoud.
Ayrı olayların bu şartları karşılaması gerekir.Deze bewerkingen moeten voldoen aan de volgende voorwaarden.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Ouders werden verplicht schoolgeld te betalen.
Bölgedeki Yunan ilerleyişini karşılamakla görevli 143.Bij de plaats loopt de Länsväg 143.
Türkiye'nin ekmek sacını Bor karşılamaktadır.Turks brood is moeilijk te bewaren.
Halihazırda bir tek Amerika Birleşik Devletleri süper güç olma kriterlerini karşılamaktadır.De VS heeft momenteel de status van supermacht.
Bu oran kulübün gelirlerinin yaklaşık yüzde 14'ünü karşılamaktadır.Dat is dus maximaal ca 14% van het schaakbord.
Türkiye'nin elektrik ihtiyacının %10'unu karşılamaktadır.10% van de Roemeense elekticiteitsvoorziening voorziet.
Kır gazinosu günlük misafirlerin ihtiyaçlarını karşılamaktadır.Aandacht van de kok voor de dieetbehoeften van de gasten.
Orada Komünist Parti sekreteri, Halid Bekdaş'ı karşılamak üzere Suriye'ye gitti.Hij reisde naar Syrië om de secretaris van de partij aldaar, Khalid Bakdash te ontmoeten.
Bunu normal karşılamak gerek.Het kan als normaal worden beschouwd.
Vapuru karşılamak için bütün teşkilatlardan delegeler gelmişlerdi.Ze hadden elke uitzending gasten.
Van Gogh'un bu çalışmaları beklenileni karşılamamıştır.Van Doesburg was niet tevreden met het resultaat dat dit opleverde.
Bu yörede üretilen petrol 1900 yılında dünya petrol üretiminin yarısını karşılamaktaydı.In dit laatste jaar was dit gelijk aan de helft van de nationale olieproductie.
Ana kapıdan girildiğinde, vaftiz kurnası ziyaretçiyi karşılamaktadır.Op het moment dat Jezus het kind tot leven wekt, passeert de grootinquisiteur de kathedraal.
Hala güreşmek isteyen Roberts bunu pek iyi karşılamadı.Filips de Stoute kon deze overwinning niet te gelde maken.
Van Gogh'un bu çalışmaları beklenileni karşılamamıştır.Prace van Gogha nie spełniły jednak oczekiwań wuja.
Arıcılıkta halkın kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapılmaktadır.Swoje obowiązki będę wypełniać w interesie jej obywateli.
Türkiye'nin elektrik ihtiyacının %10'unu karşılamaktadır.10% zapotrzebowania na energię elektryczną Jordanii.
Ticaretin ortaya çıkış nedeni, insanın ihtiyaçlarını karşılama arzusudur.Głównym założeniem marketingu jest zaspokojenie ludzkich potrzeb.
Vücut ihtiyaçlarını karşılamazlar (örneğin; çok az uyurlar.)Przebudzą się bez czucia, jak bez czucia spali (...)
Bölgedeki Yunan ilerleyişini karşılamakla görevli 143.Przez miejscowość przebiega droga wojewódzka nr 328.
Aileler kendi gereksinimlerini karşılamak için sebze ve meyve de üretmektedirler.Na własne potrzeby uprawiane są również warzywa i owoce.
Kuyulardan karşılamaktadırlar.Pamiętajcie o ogrodach.
Kişinin verdiği zararı karşılaması, yani tazmin etmesi istenir.W przebaczeniu, które dajesz, a zwłaszcza w tym, które uzyskujesz.
Bu ürünler sadece aile ihtiyaçlarını karşılamaktadır.Projekt nie tylko odpowiada na bieżące potrzeby domów dziecka.
Ana kapıdan girildiğinde, vaftiz kurnası ziyaretçiyi karşılamaktadır.Pewnego razu wybierając się tam z procesją, Najświętsza Hostia została odnaleziona.
Xander davetlileri karşılamak için mekana girer.Hilton czeka na gości.
Türkçedeki Ç sesini karşılamaktadır (örn: Čanak = Çanak).Nilesat odbiór w Polsce (arab.). .
İçme suyu şehir ihtiyacını karşılamaktadır.Zalane zostało ujęcie wody pitnej dla miasta.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Szkoły te utrzymują się z czesnego opłacanego przez rodziców.
1980 yılında bir grup üniversite öğrencisi tarafından kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kuruldu.W 1980 znalazł się wśród organizatorów Niezależnego Zrzeszenia Studentów na swojej uczelni.
Euro-IV-Norm kalite kriterleri karşılamaktadır.Spełnia on wymagania normy Euro 5.
Günlük tüketim ihtiyaçlarını, taze olduğu halde çöpe atılmış gıdalardan karşılamaktadırlar.Owoce Podłużnie żeberkowane, bocznie spłaszczone.
Hayvancilik ise yine sahsi ihtiyaclari karsilama amacli yapilmaktadir.Przez przypadek zwierzętom udaje się odzyskać skradziony przedmiot.
Oyunlardan en çok karşılama oynanır.Najwięcej spotykamy pism wychodzących w Cieszynie.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Föräldrarna till eleverna fick betala.
Bu ürünler sadece aile ihtiyaçlarını karşılamaktadır.Industrin var avsedd blott för lokala behov.
İhracatın ithalatı karşılama oranı da bir önceki yıla göre %8 artarak %75’e ulaştı.Det högsta, till vilket jag någon gång hunnit, är 75 procent".
Ayrı olayların bu şartları karşılaması gerekir.Sådana begränsningar måste beakta omständigheterna i varje enskilt fall.
Bu gelir Premier League gelirinin dörtte birini karşılamaktadır.De utgör drygt en fjärdedel av det sammanlagda premiepensionskapitalet.
Tahıl ve mısır ekimi köylünün kendi ihtiyacını karşılamaktan öteye gitmez.Bonde och åbo får inte ha fler hus än den behöver.
Temuçin bu durumu hiç hoş karşılamadı.Оточуюча обстановка не сприяла цьому.
Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum.Щоб досягнути такого стану, необхідно осягнути себе за допомогою медитації.
Bu ürünler sadece aile ihtiyaçlarını karşılamaktadır.Вони обробляли її тільки для того, щоб задовольнити потреби сім'ї.
Bu durumda her askerin ihtiyacını kendisinin karşılaması gerekti.У минулі часи кожен воїн своєю доблестю мав заслужити ці предмети.
Bu nedenle grup, turnenin geri kalanını kendi finansal imkânlarıyla karşılamak zorunda kalmıştır.Причиною стала відмова декількох країн брати на себе фінансові витрати на турнір.
Ayrıca bu beylikler İstanbul'un yiyecek ihtiyacını karşılamakta önemli bir rol oynarlardı.Зернові були необхідні для постачання продовольством населення Стамбула.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Керівництво школи відмовилось розглядати заяви батьків.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.У цьому місті його зустрічають натовпи шанувальників.
MIL-F-8785C IV büyük ölçüde manevra yapabilme ihtiyacını karşılamaktadır.Зоряна атмосфера GSC5874-1098 має підвищений вміст Si .
1980 yılında bir grup üniversite öğrencisi tarafından kendi ihtiyaçlarını karşılamak için kuruldu.У 1980 році виконує обов'язки порадника студентських груп.
Hayvancılık ise genelde köylerde sürdürülmekte olup; ailelerin ihtiyacını karşılamaktan öteye gidememiştir.Часто селяни тікали з села і їх ніхто не шукав.
Mâden kömürü ülke ihtiyaçlarını karşılamada kullanılmaktadır.Продукція рудника буде використовуватися для місцевих потреб.
Buradaki halk dilsel ifadesi genel anlamda halk dilini karşılamaktadır.Голова Народних зборів повинен володіти гагаузькою мовою.