Ana içeriğe geç
Sözlük

karşılama ile cümle

karşılama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Vtedy bude podobné nebeské kráľovstvo desiatim pannám, ktoré vzaly svoje lampy a vyšly vústrety ženíchovi.
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Тогда подобно будет Царство Небесное десяти девам, которые, взяв светильники свои, вышли навстречужениху.
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Тоді уподобить ся царство небесне десяти дівчатам, що, взявши каганці свої, вийшли назустріч женихові.
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.אז תדמה מלכות השמים לעשר עלמות אשר לקחו את נרותיהן ותצאנה לקראת החתן׃
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.حينئذ يشبه ملكوت السموات عشر عذارى اخذن مصابيحهن وخرجن للقاء العريس.
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.那 時 、 天 國 好 比 十 個 童 女 、 拿 著 燈 、 出 去 迎 接 新 郎
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.那時 、 天國 好比 十 個 童女 、 拿著 燈 、 出去 迎接 新郎
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Ik toevallig Bobbie ontmoeten in Piccadilly, en hij vroeg me om terug te komen eten bij de flat.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Il m'est arrivé de rencontrer Bobbie à Piccadilly, et il m'a demandé de revenir à dîner chez l'appartement.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Jag råkade träffa Bobbie i Piccadilly, och han bad mig komma tillbaka till middag på lägenheten.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Jeg mødte Bobbie i Piccadilly, og han bad mig om at komme tilbage til middag på den flade.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.나는 런던의 피카 델리에서 바비를 충족 된, 그는 저녁 식사에 다시 오라고 플랫.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Mi è capitato di incontrare Bobbie a Piccadilly, e mi ha chiesto di tornare a cena l'appartamento.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Náhodou jsem se setkat Bobbie v Piccadilly, a on mě požádal, abych se vrátil na večeři bytu.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Náhodou som sa stretnúť Bobbie na Piccadilly, a on ma požiadal, aby som sa vrátil na večeru bytu.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Sa întâmplat să întâlnesc Bobbie în Piccadilly, şi el mi-a cerut să se întoarcă la cină la apartamentul.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Satuin tapaamaan Bobbie Piccadillyssä, ja hän pyysi minua tulemaan takaisin illallinen tasainen.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Saya kebetulan bertemu Bobbie di Piccadilly, dan ia meminta saya untuk kembali ke makan malam di flat.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Tôi đã xảy ra để đáp ứng Bobbie ở Piccadilly, và ông yêu cầu tôi trở lại ăn tối tại căn hộ.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Véletlenül, hogy megfeleljen Bobbie a Piccadilly, és kérte, hogy menjek vissza a vacsora a lakás.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Zdarzyło mi się spotkać Bobbie w Piccadilly, i poprosił mnie do powrotu na kolację mieszkania.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Έτυχε να ανταποκριθεί Bobbie στο Piccadilly, και μου ζήτησε να επανέλθει στο δείπνο στο την επίπεδη.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Аз се случи да се срещне с Боби в "Пикадили", и той ме помоли да се върна, за да вечеря в апартамента.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Я випадково зустрів Боббі на Пікаділлі, і він попросив мене повернутися на обід квартири.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.Я случайно встретил Бобби на Пикадилли, и он попросил меня вернуться на обед квартиры.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.حدث لي لتلبية بوبي في بيكاديللي ، وطلب مني أن أعود لتناول العشاء في الشقة.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.フラット。 そして、ばかのように、代わりのロックボルトと私は、警察の保護下で自分自身を入れて
RAB Haruna, ‹‹Çöle, Musayı karşılamaya git›› dedi. Harun gitti, onu Tanrı Dağında karşılayıp öptü.Il Signore disse ad Aronne: «Và incontro a Mosè nel deserto!». Andò e lo incontrò al monte di Dio e lo baciò
RAB Haruna, ‹‹Çöle, Musayı karşılamaya git›› dedi. Harun gitti, onu Tanrı Dağında karşılayıp öptü.여호와께서 아론에게 이르시되 광야에 가서 모세를 맞으라 하시매 그가 가서 하나님의 산에서 모세를 만나 그에게 입맞추니
RAB Haruna, ‹‹Çöle, Musayı karşılamaya git›› dedi. Harun gitti, onu Tanrı Dağında karşılayıp öptü.Og Herren sa til Aron: Gå Moses i møte i ørkenen! Og han gikk og traff ham ved Guds berg og kysset ham.
RAB Haruna, ‹‹Çöle, Musayı karşılamaya git›› dedi. Harun gitti, onu Tanrı Dağında karşılayıp öptü.Řekl také Hospodin Aronovi: Jdi vstříc Mojžíšovi na poušť. I šel a potkal se s ním na hoře Boží, a políbil ho.
RAB Haruna, ‹‹Çöle, Musayı karşılamaya git›› dedi. Harun gitti, onu Tanrı Dağında karşılayıp öptü.ויאמר יהוה אל אהרן לך לקראת משה המדברה וילך ויפגשהו בהר האלהים וישק לו׃
RAB Haruna, ‹‹Çöle, Musayı karşılamaya git›› dedi. Harun gitti, onu Tanrı Dağında karşılayıp öptü.وقال الرب لهرون اذهب الى البرية لاستقبال موسى. فذهب والتقاه في جبل الله وقبّله.
RAB Haruna, ‹‹Çöle, Musayı karşılamaya git›› dedi. Harun gitti, onu Tanrı Dağında karşılayıp öptü.耶 和 華 對 亞 倫 說 、 你 往 曠 野 去 迎 接 摩 西 、 他 就 去 、 在 神 的 山 遇 見 摩 西 和 他 親 嘴
RAB Haruna, ‹‹Çöle, Musayı karşılamaya git›› dedi. Harun gitti, onu Tanrı Dağında karşılayıp öptü.耶和華 對亞 倫說 、 你 往曠 野 去 迎接 摩西 、 他 就 去 、 在 神 的 山 遇 見 摩西 和 他 親嘴
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.De concurrent hoeft niet de ontwikkelingskosten te dekken dus zijn versie kan goedkoper zijn.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.El competidor no necesita cubrir esos costos de desarrollo, entonces su versión puede ser mas económica.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.경쟁자는 개발 비용을 회수할 필요가 없으며 따라서 전구를 더 값싸게 팔 수 있습니다.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.Konkurent nepotřebuje krýt náklady na vývoj, takže je jeho verze levnější
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.Konkurrenten har ikke brug for at dække nogen udviklingsudgifter, hvorfor hans udgave kan sælges billigere.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.Nie musi on przejmować się kosztami opracowania wynalazku, więc jego kopia będzie tańsza.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.O concorrente não precisa cobrir os custos de produção pelo que a sua versão pode ser mais barata.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.Ο ανταγωνιζόμενος δεν πρέπει να καλύπτει τα έξοδα ανάπτυξης έτσι η δική του εκδοχή μπορεί να είναι φθηνότερη.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.Конкуренту не нужно покрывать затраты на разработку, так что его версия может быть дешевле.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.Конкурентът няма нужда да покрива разходите за разработка, затова неговият вариант може да е по-евтин.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.למתחרה אין צורך לכסות את עלויות הפיתוח האילה כך שהגירסה שלו יכולה להיות זולה יותר.
Rakip, geliştirme maliyetlerini karşılamak durumunda değildir dolayısıyla onun uyarlaması daha ucuzdur.開発コストをカバーする必要はなく より安くすることができる 結論としてオリジナルは
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.Az óráról órára történő energiatermelést akarjuk összehasonlítani.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.Chcemy dopasować dostawy energii godzina po godzinie.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.Chúng ta muốn tương hợp nguồn cung cấp điện năng hàng giờ.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.Det man vill matcha är försörjningen timme för timme.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.Kita ingin mencocokkan persediaan listrik jam per jam.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.실시간 전력공급량을 따져야죠.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.My potřebujeme dodávku energie z hodiny na hodinu.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.On veut faire correspondre la demande d'électricité heure par heure.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.Queremos igualar el suministro de energía cada hora.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.Vi skal matche elektricitetsforbruget time for time.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.Vrem să potrivim alimentarea cu energie oră cu oră.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.We willen de energievoorziening van uur tot uur vergelijken.
Saatlik güç isteğini karşılamak istiyoruz.Wir wollen eine gleichwertige stündliche Stromversorgung.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod