Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.Było 662 odrzuconych owiec, które nie spełniły kryterium przypominania owcy i zostały wyrzucone ze stada.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.Có tất cả 662 con cừu bị từ chối vì chúng không gặp được tiêu chuẩn giống cừu và đã bị ném ra khỏi đàn.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.Er waren 662 afgekeurde schapen die niet aan de schaapachtige criteria voldeden en uit de kudde zijn gegooid.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.Foram rejeitadas 662 ovelhas que não cumpriram os critérios e foram retiradas do rebanho.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.Hubo 662 ovejas rechazadas que no cumplieron los criterios "ovejunos" y fueron expulsadas de la manada.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.Sono state rifiutate 662 pecore perchè non rispettavano i canoni e sono state eliminate dal gregge.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.Zamítli jsme 662 ovcí, které nevypadaly jako ovce a byly tudíž vyloučeny ze stáda.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.Было 662 отвергнутые овцы, которые не подходили под критерий похожести на овцу и были выброшены из стада.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.Имаше 662 отхвърлени овце, които не покриха критерия да приличат на овца и бяха изхвърлени от стадото.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.היו 662 כבשים שלא התקבלו מפני שלא עמדו בקריטריונים של דמיון לכבשה ונזרקו מהעדר.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.كان هناك 662 خروفا رفضوا والذين لم يتلائموا مع المعايير القياسية لشكل الخروف، وطردوا من القطيع.
Orada koyun ölçütlerini karşılamayıp reddedilen 662 adet koyun vardı ve sürünün dışına atıldılar.基準を満たさなかった羊達は 群れから追い出されたのです (笑)
Örneğin, selülozik etanolün tüm A.B.D araç filosunun enerjisini karşılaması için bu kadar alan gerekiyor.For eksempel, celluloseholdigt ethanol til at drive USA's vognpark ville kræve så meget land.
Örneğin, selülozik etanolün tüm A.B.D araç filosunun enerjisini karşılaması için bu kadar alan gerekiyor.예를 들어볼까요, 여기 이건 셀룰로스 에탄올로 미군 모든 자동차를 움직이는 데 땅이 얼마나 필요한 지를 보여주고 있습니다.
Örneğin, selülozik etanolün tüm A.B.D araç filosunun enerjisini karşılaması için bu kadar alan gerekiyor.Například, celulozový líh potřebný k pokrytí automobilové flotily USA, by zabral takovouto plochu pozemků.
Örneğin, selülozik etanolün tüm A.B.D araç filosunun enerjisini karşılaması için bu kadar alan gerekiyor.Na przykład, etanol z celulozy, aby zasilić całą flotę pojazdów USA, tyle potrzeby było ziemi.
Örneğin, selülozik etanolün tüm A.B.D araç filosunun enerjisini karşılaması için bu kadar alan gerekiyor.Ví dụ, ethanol xenlulo để cung cấp NL cho toàn bộ lượng phương tiện ở Mỹ, đây là lượng đất bạn cần.
Örneğin, selülozik etanolün tüm A.B.D araç filosunun enerjisini karşılaması için bu kadar alan gerekiyor.למשל, דלק ביולוגי (אתאנול), כדי להניע את כל צי הרכבים האמריקני, הנה שטח הקרקע שיידרש.
Örneğin, selülozik etanolün tüm A.B.D araç filosunun enerjisini karşılaması için bu kadar alan gerekiyor.どれだけの面積が必要か比較してみた これは次世代のバイオ燃料で
O seni karşılamak istiyorsanızAlla rivit tässä ikkunassa
O seni karşılamak istiyorsanız Benimle Bu pencerede satır aşağıdaZmatky shromáždili jako žít v Las Vegas a jít celou cestu vidět zub
O seni karşılamak istiyorsanız내가 당신을 만나러하려는 경우
O seni karşılamak istiyorsanızV tem vprašanjem imate telefon romance whiner
O seni karşılamak istiyorsanızכי אם אני רוצה לפגוש אותך
O seni karşılamak istiyorsanızأنه إذا أريد أن ألتقي بك
O seni karşılamak istiyorsanız私と一緒に
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Abdia andò incontro ad Acab e gli riferì la cosa. Acab si diresse verso Elia
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Abdias, étant allé à la rencontre d`Achab, l`informa de la chose. Et Achab se rendit au-devant d`Élie.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.A tak odišiel Obadiáš vústrety Achabovi a oznámil mu to. A Achab vyšiel vústrety Eliášovi.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.A tak šel Abdiáš vstříc Achabovi, a oznámil jemu. Pročež šel i Achab v cestu Eliášovi.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.A tak szedł Abdyjasz przeciw Achabowi, i oznajmił mu to. Przetoż szedł Achab przeciw Elijaszowi.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Då gick Obadja Ahab till mötes och förkunnade detta för honom; och Ahab begav sig åstad för att möta Elia.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Da ging Obadja hin Ahab entgegen und sagte es ihm an. Und Ahab ging hin Elia entgegen.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Elméne azért Abdiás Akháb eleibe, és megjelenté ezt néki, és eleibe méne Akháb Illésnek.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Então foi Obadias encontrar-se com Acabe, e lho anunciou; e Acabe foi encontrar-se com Elias.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Entonces Abdías fue al encuentro de Acab y le informó. Acab fue al encuentro de Elías
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.오바댜가 가서 아합을 만나 고하매 아합이 엘리야를 만나려 하여 가다가
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Maka pergilah Obaja melaporkan kepada raja, dan Ahab pun berangkat untuk menemui Elia
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Niin Obadja meni Ahabia vastaan ja ilmoitti hänelle tämän. Ahab meni silloin Eliaa vastaan.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Obadia, ducîndu-se înaintea lui Ahab, l -a înştiinţat despre lucrul acesta. Şi Ahab s'a dus înaintea lui Ilie.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Obadja gik da Akab i Møde og meldte ham det, og Akab gik Elias i Møde.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Så gikk Obadja Akab i møte og sa det til ham; og Akab gikk Elias i møte.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Tedaj gre Obadija naproti Ahabu in mu to naznani. Ahab pa krene Eliju naproti.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Toen ging Obadja naar Achab om hem te vertellen dat Elia er was en Achab ging naar hem toe.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Vậy , Áp - đia đi đón A-háp , và thuật lại cho người . A-háp bèn đi đón Ê - li .
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.Vậy, Áp-đia đi đón A-háp, và thuật lại cho người. A-háp bèn đi đón Ê-li.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.И пошел Авдий навстречу Ахаву и донес ему. И пошел Ахав навстречу Илии.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.И тъй, Авдия отиде да посрещне Ахаава и му извести. А Ахаав отиде да посрещне Илия.
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.וילך עבדיהו לקראת אחאב ויגד לו וילך אחאב לקראת אליהו׃
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.فذهب عوبديا للقاء اخآب واخبره فسار اخآب للقاء ايليا
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.於 是 俄 巴 底 去 迎 著 亞 哈 告 訴 他 . 亞 哈 就 去 迎 著 以 利 亞
Ovadya gidip Ahavı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyası karşılamaya gitti.於是 俄 巴 底 去 迎著 亞 哈 告訴 他 . 亞哈 就 去 迎著 以利亞
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Da skal himlenes rike være å ligne med ti jomfruer som tok sine lamper og gikk ut for å møte brudgommen.
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Da skal Himmeriges Rige lignes ved ti Jomfruer, som toge deres Lamper og gik Brudgommen i Møde.
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Il regno dei cieli è simile a dieci vergini che, prese le loro lampade, uscirono incontro allo sposo
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Khi ấy , nước thiên_đàng sẽ giống như mười người nữ đồng_trinh kia cầm đèn đi rước chàng rể .
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Khi ấy, nước thiên đàng sẽ giống như mười người nữ đồng trinh kia cầm đèn đi rước chàng rể.
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.그 때에 천국은 마치 등을 들고 신랑을 맞으러 나간 열 처녀와 같다 하리니
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Tedaj bode nebeško kraljestvo podobno desetim devicam, ki so vzele svetilnice svoje in šle ženinu naproti.
‹‹O zaman Göklerin Egemenliği, kandillerini alıp güveyi karşılamaya çıkan on kıza benzeyecek.Tehdy podobno bude království nebeské desíti pannám, kteréžto vzavše lampy své, vyšly proti Ženichovi.