Tom haberi çok hoş karşılamadı.Tom didn't take the news very well.
Tom'u karşılamaya gitmek zorundayım.I've got to go meet Tom.
Tom'u karşılamak için buradayız.We're here to meet Tom.
2.30'da Tom'u karşılamam gerekiyor.I'm supposed to meet Tom at 2:30.
Müşterilerimizin istek ve gereksinimlerini karşılamayı amaçlıyoruz.We aim to satisfy our customers' wants and needs.
Otuz dakika içinde Tom'u karşılamamız gerekiyor.We're supposed to meet Tom in thirty minutes.
Tom ve Mary'nin bizi burada karşılaması gerekiyordu.Tom and Mary were supposed to meet us here.
Tom'un 2.30'da bizi burada karşılaması gerekiyordu.Tom was supposed to meet us here at 2:30.
Tom'u kulüpte karşılaman gerekiyor.You're supposed to meet Tom at the club.
Tom onu havaalanında karşılamamı istedi.Tom asked me to meet him at the airport.
Tom bana onu konser salonunun önünde karşılamamı söyledi.Tom told me to meet him in front of the concert hall.
Tom onu tiyatronun önünde karşılamamı söyledi.Tom told me to meet him in front of the theater.
Tom'un sabahleyin beni karşılamasını istedim.I asked Tom to meet me in the morning.
Tom'a beni Mary'nin evinde karşılamasını söyle.Tell Tom to meet me at Mary's.
Tom'a bizi 2.30'da orada karşılamasını söyle.Tell Tom to meet us there at 2:30.
Tom'a bizi istasyonda karşılamasını söyle.Tell Tom to meet us at the station.
Tom'a beni otoparkta karşılamasını söyle.Tell Tom to meet me in the parking lot.
Tom'a metro istasyonunda bizi karşılamasını söyle.Tell Tom to meet us at the subway station.
Tom'a postanenin önünde beni karşılamasını söyle.Tell Tom to meet me in front of the post office.
Ben iyi bir karşılama almaktan emindim.I was sure of receiving a good welcome.
Onlar Jacques'ı karşılamak zorundaydılar.They had to meet Jacques.
Tom beni orada karşılamak için söz verdi.Tom promised to meet me there.
Tom'u karşılamak için hava alanına gitmek zorundayım.I have to go to the airport to meet Tom.
Tom onu istasyonda karşılamamı istedi.Tom wanted me to meet him at the station.
Birkaç şey, Tom'un beklentilerini bütünüyle karşılamadı.A few things didn't quite meet Tom's expectations.
Hepinizi karşılamak bir zevk.It's a pleasure to meet you all.
Lütfen Tom'u karşılamam da bana yardım et.Please help me in welcoming Tom.
Tom'un arkadaşlarından bazılarını karşılaması gerekiyordu.Tom was supposed to meet some of his friends.
Kimi karşılaman gerektiğini biliyorum.I know who you're supposed to meet.
Tom seni karşılamak için orada olacak.Tom will be there to meet you.
Yapıcı eleştiri her zaman sıcak karşılamadır.Constructive criticism is always welcome.
Onları karşılamaya gidelim.Let's go and meet them.
Karşılamak için bir teslim tarihim var.I have a deadline to meet.
Sana beni burada karşılamanı söyledim.I told you to meet me here.
Onlara beni burada karşılamalarını söyledim.I told them to meet me here.
Ona beni burada karşılamasını söyledim.I told him to meet me here.
Neden onları karşılamaya gitmiyorsun?Why don't you go meet them?
Neden onu karşılamaya gitmiyorsun?Why don't you go meet him?
Neden onları karşılamaya gitmiyoruz?Why don't we go meet them?
Biz onları karşılamaya gitmek zorundayız.We've got to go meet them.
Onları karşılamaya gitmek zorundayım.I've got to go meet them.
Onu karşılamaya gitmek zorundayım.I've got to go meet him.
Onu karşılamaya gidelim.Let's go meet him.
Tom müdürü karşılamak için gönderildi.Tom was sent to meet the warden.
Tom daha sonra Mary'yi karşılamak için tren istasyonuna gitti.Tom later went to the train station to meet Mary.
Seni nerede karşılamamı istersin?Where would you like me to meet you?
Seni ne zaman karşılamalıyım?What time should I meet you?
Tom, Mary'den onu dışarıda karşılamasını isteyen bir not aldı.Tom got a note from Mary asking him to meet her outside.
Mary'yi karşılamak için Tom'un otobüs durağına gitmesini istedim.I've asked Tom to go to the bus stop to meet Mary.
Karşılama komitesi nerede?Where's the welcoming committee?
Tom havaalanında Mary'yi ne zaman karşılaması gerektiğini bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know when he was supposed to meet Mary at the airport.
Şu anda Tom'u istasyonda karşılamak için yoldayım.I'm on my way to meet Tom at the station right now.
Aceleciliği ve sabırsızlığı hoş karşılamam.I don't take kindly to pushiness or impatience.
Tom dün öğleden sonra beni karşılamaya geldi.Tom came to meet me yesterday afternoon.
Hükümet savaş maliyetleri karşılamak zorunda kaldı.The government was compelled to defray the costs of the war.
Seni karşılamak için seçildim.I was chosen to satisfy you.
Yarın saat 2.30'da Tom'un bizi burada karşılamasını isteyeceğim.I'll ask Tom to meet us here tomorrow at 2:30.
Tom onu yarın saat 2.30'da ofisinde karşılamamı istedi.Tom has asked me to meet him at his office tomorrow at 2:30.
Aday desteğimizi hoş karşılamadı.The candidate did not welcome our support.
Benim sigortam herhangi türdeki alternatif tıbbı karşılamaz.My insurance will not cover any kind of alternative medicine.