Ana içeriğe geç
Sözlük

karşılama ile cümle

karşılama kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ailesi okul ücretlerini ve şahsi masraflarını karşılamaya başladılar.接受本家資助高中學費和生活費。
Ayrıca kayıpları kısmen karşılamak üzere 5 muharebe gemisi gönderilecekti.另外,有5名滑浪人士在海上遇險獲救。
Yenilenebilir enerji artık Almanya'da tüketilen elektriğin %27'sini karşılamaktadır.目前核能發電佔德國電力供應的23%。
Mâden kömürü ülke ihtiyaçlarını karşılamada kullanılmaktadır.以武力展示的手段滿足國家利益需求。
Bu durumda her askerin ihtiyacını kendisinin karşılaması gerekti.每一个士兵都必须做到这一点。
Aslında çok iyi sattı ama yine de grubun beklentilerini karşılamadı.事實上相當擅長運動,但是在同人大會之外運動能力完全沒有發揮。
Dalaman Havalimanı 'nın artan yolcu trafiğini karşılamak amacı ile yeni tesisler yapılmıştır.只有吸引第二种乘客才能解决交通问题。
Fennî kovanlarla arıcılık yapılmakta olup, bunlar ailelerin tüketimlerini karşılamaktadır.謀反者先火炙,後斬首,家人為奴。
Aileler kendi gereksinimlerini karşılamak için sebze ve meyve de üretmektedirler.他們還種植其他蔬菜與水果,作為自己的基本需求。
Luger, Alman ordusunun tabanca ihtiyacını karşılamak için üretilmiştir.四號突擊炮是為了滿足德國軍方對突擊炮的需求而由克虜伯公司所研制的。
Oyunlardan en çok karşılama oynanır.这个功能相当受玩家欢迎。
Mahmut ise Yusuf`u hoş karşılamamıştır.그러나 나혜석은 승려가 될 팔자가 아니라며 거절하였다.
Bölgedeki Yunan ilerleyişini karşılamakla görevli 143.전라북도 남원시 도통동 314 에 위치하고 있다.
Buradan çıkarılan bor; dünya bor ekonomisinin %60'ını karşılamaktadır.대변항에서 생산되는 멸치는 국내 멸치 생산량의 60% 이상을 차지한다.
Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum.이것을 보살이 반야바라밀다를 수행한다고 한다.
Ellen, Hutter'in Transilvanya'ya gitmek istemesini yine de pek hoş karşılamaz.프랜시스는 휴스톤으로 돌아갈 수 있다는게 너무 기쁘다고 했다.
Büyük nüfusun su ihtiyacını karşılamak için, Roma şehrinin kendisi 11 su kemeri ile beslendi.엄청난 인구가 필요로 하는 대량의 물 수요를 충족하기 위해 로마 시는 11개의 수도교를 통해 시내에 공급했다.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.그를 추모하기 위해 많은 인민들이 천안문 광장으로 모였다.
Aslında çok iyi sattı ama yine de grubun beklentilerini karşılamadı.실력을 잘 갖추었지만 다른 여그룹에 비해 많은 인기를 얻지 못하였다.
Günlük tüketim ihtiyaçlarını, taze olduğu halde çöpe atılmış gıdalardan karşılamaktadırlar.바가지를 자주 씌우며 유통기한이 지난 음식도 마구 판다.
Entel Karşılaması (Müzik: Grup Yorum) 07.기본적으로 제공되는 것들이다(Ver.7.07 시점).
Türkiye'nin elektrik ihtiyacının %10'unu karşılamaktadır.בטורקיה נהוג אחוז חסימה של 10%.
Arnie'nin ailesi, Arnie'nin bu arabayı almasını hoş karşılamaz.דניס המפוחד מחליט שהוא לא אוהב את הרכב החדש של ארני.
Hava limanındaki karşılama çok etkileyiciydi.הכנסת נמל חדש לעבודה הייתה מאוד מענינת.
Bunu normal karşılamak gerek.Приемам това нормално.
1217 gereğince zararı karşılamakla yükümlüdür.М1117 са конструирани за поемане на по-големи щети.
Çeşmeler medreselerin su ihtiyacını karşılamak için yapılmaktaydı.Постоянноживущите са изградили сондаж, за да задоволяват нуждите си от вода.
Köy halkı kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla tarımcılık yapmaktadır.Хората от селото правят всичко по силите си за нейното довършване!
Kızıl Ordu, kent nüfusun gıda gereksinimini karşılamak için büyük bir çaba harcadı.Червеноармейците полагат усилия да хранят жителите на града.
Entel Karşılaması (Müzik: Grup Yorum) 07.Изчезналите гости – с; 08.
Şehir kullanım suyunun önemli bir bölümünü karşılamaktadır.Общината разполага с голям воден ресурс.
Köy halkı kendi arasında veya misafirlerine karşı samimi bir karşılama ve ağırlama yapar.Сам по себе си е една приятна атракция за местни и гостуващи.
Kalabalık bir mahalleli grubu onu karşılamaktadır.На събора на селото се събират много хора.
Müşteri kaliteyi ihtiyaçlarının karşılaması olarak algılar.Описание на услугата, какви нужди покриват.
Mahallenin ekonomisi bölgenin tarımsal ürünlerinin %10 nu karşılamaktadır.Морската индустрия през 2003 г. осигурява 11% от приходите в областната икономика.
Çünkü o dönemde, kömür gereksinimini doğu ülkelerinden karşılama olanağı yoktu.Но с течение на времето дървената постройка не задоволявала нуждите на селището.
SDR lerin uluslararası likidite talebindeki artışı karşılamak üzere çıkartılması öngörülmüştür.2002. - Švicarska vlada podnijela službeni zahtjev za prijem u UN.
Aslında çok iyi sattı ama yine de grubun beklentilerini karşılamadı.Iako su, zapravo, dobro parirali protivniku to se nije odrazilo i na rezultat serije.
Öğrencilerin spor faaliyetlerini karşılamak için 2 tenis kortu ve kapalı spor salonuna sahiptir.Pre športové aktivity majú žiaci k dispozícii 2 telocvične a vonkajší športový areál.
Söylentisi halkın yeni kralı hoş karşılamamasına sebep oldu.Spor pramenil v neochote pápeža rozhodnúť o novom ríšskom panovníkovi.
Bölgedeki Yunan ilerleyişini karşılamakla görevli 143.Vchod do areálu z roku 1438.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Učitelia si však dávali od študentov platiť školné.
Kuhn söylentiyi şaşkın bir vaziyette karşılamaktadır.Krajči priznal zodpovednosť za zmarené referendum .
Devam eden Girit Savaşı için büyük harcamaları karşılaması gerekmekte idi.Nujno je namreč potreboval denar za načrtovan pobeg.
İhtiyaçları karşılamak için emek sarf etmek gerekir.Stvari moramo imeti, če jih želimo uživati.
Akbaba terimi belirli bir taksonomik grubu karşılamaz.Dvokaličnic nimajo več za »pravo« taksonomsko skupino.
Köyde asker uğurlama, karşılama, hacca gidenleri uğurlama ve karşılama özel merasimle yapılır.Ta se zbranim vaščanom zahvali za prisrčno dobrodošlico.
İlk softbol oyununda topu yakalamak için boks eldiveni, karşılamak içinse süpürge sapı kullanılmıştır.Za prvo odigrano tekmo so namesto žogice uporabili zvito boksarsko rokavico, za kij pa ročaj metle.
Kocaeli ilinin su ihtiyacının %80'ini karşılamaktadır.Z njimi lahko dosežemo do 80% potreb po topli vodi.
Bunu normal karşılamak gerek.Jo reikia normaliam augimui palaikyti.
Hayvancılık ise genelde hane halkının gıdasal ihtiyacını karşılamak için yapılmıştır.Savininkams paprastai reikia užsitarnauti katės pasitikėjimą.
Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum.Jų esmė – pasiekti meditacinę būseną.
İçme suyu şehir ihtiyacını karşılamaktadır.Išvalytas vanduo atitiks Europos Sąjungos reikalavimus.
Mahallenin ekonomisi bölgenin tarımsal ürünlerinin %10 nu karşılamaktadır.Nardymas šiame regione sudaro 10% pajamų iš turizmo.
Ebeveynleri üniversite masraflarını karşılamayı reddetti.Mokykla išlaikoma tėvelių lėšomis.
Buradaki büyük sarnıcın, yanaşan gemilerin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yaptırıldığı sanılır.Manoma, kad tokiu būdu laivai prisipildydavo geriamojo vandens atsargas.
Oyun türleri kullanıcıların farklı beklentilerini karşılamak üzere türetilmiştir.Pasekmės neišvengiamai skirsis nuo dalyvių lūkesčių.
Bölgedeki Yunan ilerleyişini karşılamakla görevli 143.Užima 1438 ha plotą.
Aileler kendi gereksinimlerini karşılamak için sebze ve meyve de üretmektedirler.Inimene kasvatab köögivilju ja puuvilju oma toidu vajaduste rahuldamiseks.
Bunun dışında, şirketlerin kaynak ihtiyaçlarını karşılamak için yabancı kaynaklardan borç alması da mümkündür.Lisaks eelpool mainitule on ettevõtetel laenamiseks ka muud võimalused.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod