karşılaşma ile cümle

karşılaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.그녀들은 남자들을 피하려 아침에 목욕탕에 가거나, 여자들만을 위한 욕탕을 이용합니다.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.Si recano alle terme al mattino per evitare gli uomini o in bagni separati solo per donne.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.Ze gingen 's ochtends baden om de mannen te vermijden, of naar baden alleen bestemd voor vrouwen.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.הן הולכות למרחצאות בבוקר כדי להמנע מהגברים או למרחצאות מופרדים לנשים בלבד.
Erkeklerle karşılaşmadan sabahları hamama ya da kadınlar için ayrılmış özel hamamlara gidebilirler.女性専用の浴場に行きました 中には紀元70年代の 流行に乗って
Evet. Karşılaşmak için ilginç bir yer.Vraiment, quelle surprise.
Evet, tekrar aynı şey ile karşılaşmak ve güvende olmak için, tehlikelere bakınıyorum.Ano, někdy je dokonce vyhledávám, abych nebyl příliš nacvičený a necítil se příliš bezpečně
Evet, tekrar aynı şey ile karşılaşmak ve güvende olmak için, tehlikelere bakınıyorum.Ja, manchmal suche ich sogar nach Hürden um nicht zu einstudiert und sicher zu sein.
Evet, tekrar aynı şey ile karşılaşmak ve güvende olmak için, tehlikelere bakınıyorum.Tak, czasami nawet szukam przeszkód by nie być zbyt osłuchanym i zbyt bezpicznym.
Evet, tekrar aynı şey ile karşılaşmak ve güvende olmak için, tehlikelere bakınıyorum.Ναι, μερικές φορές τα αναζητώ κιόλας, για να αποφεύγω τον εφησυχασμό.
Fakat bunun yerine çok sayıda bakımcı karınca ile karşılaşmaya başlarım.Dar în schimb încep să întâlnesc un număr mai mare de lucrătoare la întreţinerea muşuroiului,
Fakat bunun yerine çok sayıda bakımcı karınca ile karşılaşmaya başlarım.그러나 만약 정비담당개미들을 더 많이 만나게 된다면,
Fakat bunun yerine çok sayıda bakımcı karınca ile karşılaşmaya başlarım. Umduğumdan çok daha az da taşıyıcıya.Aber wenn ich stattdessen eine grösser Anzahl von Nestbauern antreffe, gehe ich eher nicht Nahrung suchen.
Fakat bunun yerine çok sayıda bakımcı karınca ile karşılaşmaya başlarım. Umduğumdan çok daha az da taşıyıcıya.Ale, że gdy spotka więcej mrówek sprzątających, też może zacząć sprzątać.
Fakat bunun yerine çok sayıda bakımcı karınca ile karşılaşmaya başlarım.Но, вместо этого, я встречаю много строителей гнезда.
Fakat bunun yerine çok sayıda bakımcı karınca ile karşılaşmaya başlarım.אבל אם לחלופין אני מתחילה לפגוש מספר גבוה יותר של פועלות תחזוקת קן,
Fakat bunun yerine çok sayıda bakımcı karınca ile karşılaşmaya başlarım.ولكن في حال مقابلتي بعدد كبير من عاملات صيانة العش،
Fakat bunun yerine çok sayıda bakımcı karınca ile karşılaşmaya başlarım.おそらく食糧探しには行きません
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Aber nach dieser Begegnung wollte ich wirklich zurück und mit diesem Tier tanzen.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Ale po tym spotkaniu chciałem wrócić do tego zwierzęcia i tańczyć.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Dar după acea întâlnire, am vrut foarte tare să mă întorc și să dansez cu acel animal.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.하지만 이 조우 이후 전 그녀와 다시 춤을 추고 싶었습니다.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Maar na deze ontmoeting wilde ik terug naar dat beest en dansen.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Ma dopo quell'incontro volevo tornare e danzare ancora con quell'animale.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Mais après cette rencontre je voulais vraiment retourner avec cet animal et danser.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Namun setelah perjumpaan itu, saya sungguh ingin kembali dan menari dengan hewan ini.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Nhưng sau cuộc hội ngộ đó tôi thật sự muốn quay lại với con vật đó và nhảy múa.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Pero después de este encuentro, en realidad quise volver con ese animal y bailar
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Но после встречи, я очень хотел вернуться и продолжить танец с тем существом.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.Но след сблъсъка наистина исках да се върна с това животно и да танцуваме.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.אבל אחרי המפגש הזה באמת רציתי לחזור לרקוד עם החיה הזו.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.لكن بعد هذا اللقاء أردت فعلا العودة مع هذا الحيوان والرقص.
Fakat o karşılaşmadan sonra geri o hayvanla gidip dans etmek istemedim.彼女は踊りたがっていたんです
Gerçekten de. O profesörle yine karşılaşması gerçekten de uğursuzluk olmalı.لابد وان حظها سيء عندما اشرفت على اختباره تلك البروفيسوره
Gerçekten de. O profesörle yine karşılaşması gerçekten de uğursuzluk olmalı.どうする? デートの約束はお流れだな
Goliath'la karşılaşmaya hazırlanıyor.Připravuje se na střet s Goliášem.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.Es muy raro encontrárselo en un ambiente citadino.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.Hiếm khi bạn gặp nó ở môi trường đô thị
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.Il est rare de le trouver en milieu urbain.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.În mediul urban se întâlnește rar.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.In un ambiente urbano è rarissimo.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.Trudno o ciszę w mieście.
Hele de şehir merkezlerinde karşılaşmak oldukça zor.נדיר להיתקל בה בסביבה העירונית, אם בכלל.
Hey Oh Ha Ni. Eğer kararını verdiysen ,onunla sık sık karşılaşman iyi bir şey.Hej Oh Ha Ni, jeśli podjęłaś już decyzję to dobrze byłoby Go często widywać.
Hey Oh Ha Ni. Eğer kararını verdiysen ,onunla sık sık karşılaşman iyi bir şey.Hey Oh Ha Ni.Om du har bestämt dig, så är det en bra sak att du springer på honom ofta.
Hey Oh Ha Ni. Eğer kararını verdiysen ,onunla sık sık karşılaşman iyi bir şey.Hey Oh Ha Ni,wenn du deine Entscheidung getroffen hast,dann ist es eine gute Sache ihn öfter zu sehen.
Hey Oh Ha Ni. Eğer kararını verdiysen ,onunla sık sık karşılaşman iyi bir şey.Này Oh Ha Ni, nếu cậu đã quyết định, Thì gặp mặt cậu ta sẽ là một trải nghiệm tốt đấy.
Hey Oh Ha Ni. Eğer kararını verdiysen ,onunla sık sık karşılaşman iyi bir şey.הי הו האני. עם החלטת את ההחלטה שלך, אז זה בסדר עם תפגשי אותו לעיתים קרובות.
Hey Oh Ha Ni. Eğer kararını verdiysen ,onunla sık sık karşılaşman iyi bir şey.أوه هاإن إذا اتخذتي قرارك إذن سيكون شيء جيد للمرور به في اغلب الاحيان
Hey Oh Ha Ni. Eğer kararını verdiysen ,onunla sık sık karşılaşman iyi bir şey.そうすれば忍耐力がつくでしょ
İçeri gel. Banyolarda karşılaşmaya bir son vermeliyiz.Je n'avais pas vu Gavin si heureux depuis le départ de son père.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Ali estava um orangotango bebé muito doente, o meu primeiro encontro.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Byl to velmi nemocný orangutánek, mé první setkání.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.C'était un bébé orang-outan, très malade, ma première rencontre.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Chory, malutki orangutan, nasze pierwsze spotkanie.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Đó là một con đười ươi con vô cùng ốm yếu, đó là lần đầu tôi gặp nó.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Era una muy enferma bebé orangután, primer encuentro.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Era un cucciolo di orangotango malato, il mio primo incontro.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Er was een erg zieke orang-oetan baby, de eerste die ik zag.
İçindeki çok hasta orangutan yavrusu, ilk karşılaşmamdı.Es war ein sehr krankes Orang-Utan-Baby -- mein erster Kontakt ...

İlgili Sayfalar