Amcamdan karşılıksız bir akşam yemeği yedim.I sponged a dinner off my uncle.
Bunu karşılıksız aldım.I bought this outright.
Karşılıksız aşkı sevmiyorum; aşkımızın karşılıklı olmasını istiyorum.I don't like unrequited love; I want our love to be mutual.
Limonlar karşılıksız bir aşk anlamına gelirken portakallar mutlu bir aşk anlamına gelir,Oranges signify a happy love, while lemons - an unrequited one.
Çek karşılıksız çıktı.The check bounced.
Tom'un çeki karşılıksız çıktı.Tom's check bounced.
Tom'un duyguları karşılıksız değillerdi.Tom's feelings were not reciprocated.
Birçok şarkı karşılıksız aşkı anlatıyor.Many songs are about unrequited love.
Yaşamın anlamı, karşılıksız sevgiden doğan tertemiz gözyaşlarıdır.The meaning of life is the pure tears of unrequited love.
Avukat karşılıksız yapılan servislerini önerdi.The lawyer offered his services pro bono.
Limonlar karşılıksız bir aşkı simgelerken portakallar mutlu bir aşkı simgeler.Oranges symbolize a happy love, while lemons an unreciprocated love.
Kefalet sözleşmesi ilke olarak karşılıksız (ivazsız) bir sözleşmedir."Канчельскис ҳақида тўлиқ маълумот" (in Uzbek).
Saruman bu iyiliği karşılıksız bırakmış, sadece dinlemekle yetinmiştir.GRACE then waited patiently and registered successfully.
Bunu karşılıksız bırakamazdım.I resolved to give back.
Sonuçta bu durum kendini sevmekten daha derin bişey. Bu karşılıksız bir sevgi.So it's actually drearier than self-love; it's unrequited self-love.
Mor kavga etmekti. kırmızı parayı karşılıksız vermek, ve yeşil ise istifçilikti.So purple is "fighting," and red is "giving money away," and green is "profiteering."
Hayatta karşılıksız hiç birşey yok, ne oldu bu durumda?But you can't get something for free, so what happened?
Hiçbir şey karşılıksız sevgi kadar etkili olamaz..Nothing works like unconditional love.
Eğer bu üç hakkı ona vermezse, kadın karşılıksız özgür olacaktır.››If he doesn't do these three things for her, she may go free without paying any money.
RAB diyor ki, ‹‹Karşılıksız satılmıştınız, Parasız kurtulacaksınız.››For thus says Yahweh, "You were sold for nothing; and you shall be redeemed without money."
İnsanlar İsa Mesihte olan kurtuluşla, Tanrının lütfuyla, karşılıksız olarak aklanırlar.being justified freely by his grace through the redemption that is in Christ Jesus;
Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?Do they have the stores of the mercy of your Lord, the mighty and munificent?
Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin."You are the great bestower."
Allah, karşılıksız verenleri ödüllendirir."God surely rewards those who give alms."
Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin.Then either free them graciously or after taking a ransom, until war shall have come to end.
Yaptıkları hiç bir iyilik karşılıksız kalmıyacaktır. ALLAH erdemlileri çok iyi bilir.And the good they do will not go unaccepted; for God is aware of those who keep away from evil.
Sonunda üstün geldiğinizde onları esir alın; onları ya karşılıksız veya fidye karşılığında salın.Then either free them graciously or after taking a ransom, until war shall have come to end.
Sen bize tam ölçü zahire ver, bize sadaka vermiş ol. Allah, karşılıksız verenleri ödüllendirir."Fill up to us the measure, and be charitable to us; surely God recompenses the charitable.'
ALLAH tefeciliği mahkum eder, karşılıksız yardımı destekler.God blots out usury, but freewill offerings He augments with interest.
Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır.And whatsoever they do of virtue shall not be denied.
Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır.And whatsoever they do of virtue shall not be denied.
Borcu karşılıksız yardım olarak bağışlarsanız sizin için daha iyidir, bir bilseniz.But if ye forego, it were better for you if ye knew.
Yaptıkları hiç bir iyilik karşılıksız kalmıyacaktır.And whatsoever they do of virtue shall not be denied.
"Hiç kimse 2,5 milyar avroyu karşılıksız vermez.""Nobody gives 2.5 billion euros without getting something in return."
Karşılıksız aşkAttachment in adults Bad boy (archetype) Infatuation Cross-sex friendship Unrequited love
Himeros, cinsel istek ve karşılıksız aşk tanrısı.Himeros, god of sexual desire and unrequited love.
Hammond, seçici hafızası ve karşılıksız süslemeleriyle biliniyordu. [2]Hammond was known for his selective memory and gratuitous embellishments.[23]
Çar'ın yerlilerle ilişkisi, karşılıksız kalma ilkelerine dayanıyordu.The Tsar's relationship with natives was based on the quid pro quo principles.
Ayrıca Almanya'ya gönderilen ürünlerin çoğu parasal karşılıksız olarak sağlandı.In addition, most of the products sent to Germany were provided without monetary compensation.
Verdiğiniz çek karşılıksız çıktı.Der Scheck, den Sie mir ausgestellt haben, hat sich leider als ungedeckt erwiesen.
Kadın mutsuz ve kocasından şiddet gördüğü için ona karşılıksız kalamaz.Im Verlauf des Films kann sie ihrem Mann nicht treu bleiben und erscheint daher schwach.
Ayrıca 100 hektar'ın üzerindeki bütün topraklara karşılıksız olarak el kondu.So wurde der Grundbesitz von über 100 Hektar Land entschädigungslos enteignet.
Saruman bu iyiliği karşılıksız bırakmış, sadece dinlemekle yetinmiştir.C’est bien Marie qui a choisi la meilleure part ; elle ne lui sera pas enlevée ».
Karşılıksız Sevmedik Mi?Nous avons aimé en vain.
Karşılıksız aşklar ya tecavüzle ya da ölümle sonuçlanır.La intimidación comprende amenazas de violación o muerte.
Karşılıksız aşklar ya tecavüzle ya da ölümle sonuçlanır.Viene inoltre ostacolato nell'amore da vincoli sociali o dalla morte.
Vakıf kuruluşundan bu yana üniversite bünyesinde eğitim gören öğrencilere karşılıksız burs sağlamaktadır.Nella costruzione è annesso un convitto per gli studenti fuori sede.
Batılılar, karşılıksız bastıkları paralarıyla dünyayı soymaya devam ediyorlar.Жители Запада продолжают грабить мир с помощью ими напечатанных ничем не обеспеченных денег.
Kadın mutsuz ve kocasından şiddet gördüğü için ona karşılıksız kalamaz.Из-за того что она злая и некрасивая у неё нет мужа.
Bu aşk karşılıksız değildir.Но любовь его без взаимности.
Bu nefreti karşılıksız değildi.Essa admiração não foi recíproca.
Bu aşk karşılıksız değildir.Die liefde is echter niet wederzijds.
Smith albümün baştan sona karşılıksız aşkı anlattığını belirtti.Debütáló albumát Smith elmondása szerint a viszonzatlan szerelem inspirálta.
Ama aşkı uzun süre karşılıksız kaldı.Gide szerelme sokáig reménytelennek látszott.
Bankada bir karşılığı olmadan düzenlenen çeklere "karşılıksız çek" denir.目的到達不能による債権の消滅 債務者の責めに帰すべからざる事由による履行不能(危険負担を参照)がこれにあたる。
Ayrıca 100 hektar'ın üzerindeki bütün topraklara karşılıksız olarak el kondu.また、遺跡全体の総面積は100ヘクタールにも及ぶ広大なものである。
Karşılıksız Sevmedik Mi?わがままはお好き?
Çocukluğundan itibaren Parnaoz’a karşılıksız aşk duyar.幼少のころから叔父バヤジットに叶わぬ恋心を抱いていた。
Kefalet sözleşmesi ilke olarak karşılıksız (ivazsız) bir sözleşmedir.債權基於債之相對性,原則上僅能對特定人主張。
Ama aşkı uzun süre karşılıksız kaldı.可是他们的恋爱关系却没有维持很久。