karşılık ile cümle
karşılık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Her iki taraf da hava kararmakta iken karşılıklı olarak çözülerek bu muharebe meydanından ayrıldılar.От Извор са тръгвали с двои (два броя) сани, та като се изтъркат едните, са претоварвали на другите.
İki taraf önceden başarısız kalan karşılıklı müzakerelerde bulundular.Надеждата за по-добро бъдеще пропаднала и в двете гореспоменати държави.
Emek pazarları işçilerle işverenlerin karşılıklı etkinliğiyle çalışır.Трудовите пазари функционират чрез взаимодействието на работещи и работодатели.
Ana madde: antimadde Bu 12 parçacığa karşılık gelen 12 temel fermiyonik antiparçacık bulunur.На 12-те елементарни фермиона отговарят 12 антифермиона.
Karşılıklı oyuncuların puan ortaklığı üzerine dayanır.Надежда – Членовете на групата взаимно се окуражават.
Buna karşılık olarak bu ülkeler Avrupa Birliği hukukunun bir bölümünü de olsa kabul etmek durumundadırlar.Като партньори тези страни трябва да приемат част от законодателството на Европейския съюз.
Buna karşılık onlar da Dyrrhachium ve Korfu'yu ele geçirip Bizans İmparatorluğu'na iade ettiler.Венецианците завладяват Дирахиум и Корфу в замяна на това и ги връщат на Византийската империя.
Tren hattında sabah ve akşam günde karşılıklı 2 tren seferi yapılmaktaydı.По линията се движат само два чифта влакове – сутрин и вечер.
Melampus ve kardeşi bu hizmetlerine karşılık olarak krallığın üçte birini ister ve alırlar.Мелампод се съгласил да ги излекува, ако той даде на него и на брат му Биант по една трета от царството.
Hediye, herhangi bir karşılık beklenmeden birisine verilen şey.Обикновено човекът, който прави подаръка, не очаква нищо в замяна.
Deyişmenin sonunda da âşıklar birbirlerini rahatlatmak, gönül almak için karşılıklı koşmalar söyler.Единственото, което мога да кажа е, любувайте се един на друг, помогнете си един на друг.
Daha sonra Bayley geldi ve Bliss'e saldırdı, ancak Bliss ona kendo stick ile karşılık verdi.Бейли излиза прекъсва всичко и напада Блис, но Блис отвръща с кендо пръчка.
Fakat bu gelişme karşılıksız olmamıştır.Но моята любов това не намали!
Buna karşılık İskoçya'da durum gayet değişik olmuştur.За тези живеещи в Мексико нещата стоят другояче.
Çoğu kontrat karşılıklıdır.Някои от тези фактори си влияят взаимно.
Ama ne kendisine bunu itiraf edebilmektedir ne de aşkına bir karşılık gelmektedir.Кой се обърна към него за нещо и не му се отзова благосклонно?
Buna karşılık, SSCB sadece korumak amaçlı, sözde "ağır ICBM" olan 308 tane SS-18 füzelerini tutmuştur.В замяна СССР може да запази 308 от така наречените „тежки МКБР“ Р-36 (СС-18).
2. Aytışmak: Karşılıklı konuşmak, deyişmek (Ayıtmak/Aytmak: Konuşmak).3 и 4: Изкоренитися – Отшутити.
Karşılıklı yardım prensibi.Принцип на сътрудничество.
Buna karşılık Navarra orduları yardıma geldi.В същото време на помощ на англичаните идват войници от Фландрия.
Günümüz koşullarında, B-sınıfı yıldızlara karşılık gelir.По състав Палада е близък до C-клас астероидите.
Çünkü karşılıklı sevgi ve saygı muhabbeti vardı.Halen de var.Обединяващата идея е любовта и взаимното уважение между партньорите.
Bu iki dili konuşan insanlar arasında karşılıklı anlaşma mümkündür.Въпреки това, често е възможно да се разберат взаимно говорещите двата езика.
Becker, bomba atar patlayıcı silahıyla Max'e karşılık vermektedir.Пол показва на Шарл къде стоят патроните за револвера.
Anne karşılık sorgulamaz, çünkü çocuğu sevmekle zaten kendini sevmektedir.Самият той не харесва детството си, по причина че не харесва себе си.
Osmanlı Devleti buna 14 Kasım'da Cihad-ı Ekber ilanıyla karşılık verdi.Правителството „Зейдан“ полага клетва на 14 ноември.
Beyaz buna 6. dxc3 ile karşılık verirse siyah 6...Od5 (отрязвайки полето c6 за черните) 8...
1950 yılında Çin-Sovyet Dostluk, İttifak ve Karşılıklı Yardımlaşma Antlaşması imzalanmıştır.14 февруари 1950 г. – Москва и Пекин сключват Договор за приятелство, съюз и взаимопомощ.
Bu yüzden IŞİD konvoylarına ağır bir karşılık verilemiyordu.Следователно не може да се отговори тежко на конвоите на ИДИЛ.
Genetik ve biyolojik çeşitlilik arasındaki karşılıklı bağımlılık hassastır.Kakav je odnos između spola i biološkog razmnožavanja?
Deterministik otomatada, her durum için, olası her girdiye karşılık gelen bir geçiş vardır.U determinističkim automatima, za svako stanje postoji točno jedan prijelaz za svaki mogući ulaz.
Buna karşılık Salzburg'u ele geçirdi.Nalazi se nadomak Salzburga.
Buna bir karşılık olarak Turiddu köyde bir genç kız olan Santuzza'yı baştan çıkartmıştır.Turiddu iz osvete, zavodi lijepu i mladu seosku djevojku Santuzzu.
1914-1917 yılları arasında, iki devlet karşılıklı olarak birbirine saldırdı.Od 1972. do 1974. ove dvije skupine ratuju međusobno.
Geceleri birbirlerine yaslanarak uyur ve karşılıklı postlarını temizlerler.Jedna je polutka u tami (noć), a druga je osvijetljena (dan).
Buna karşılık, kendileri de cinayet suçunu işledikleri için harakiri yaparak intihar ettiler.Morali su počiniti harakiri/samoubojstvo ako im je povrijeđena čast.
Karşılıklı yarar esasını benimseyen şirket bireysel ve kurumsal tüm sınıfları içinde barındırıyordu.Samoubojstvo je zastupljeno proporcionalno, unutar svih razina i skupina zajednice.
Binanın aydınlatması, karşılıklı duvarlara açılan pencerelerle sağlanmıştır.Građevina je rastvorena prozorima sa svih strana.
Örtülü ödenekten aldığı paraya karşılık cemiyeti kapattığı iddia edilir.Od onoga što su skupili vratili smo provinciji novac za stolice koji smo posudili.
Dardonos bataryaları saat 16:15'e kadar karşılık vermemiştir.Omjer golova bio je 16:15.
Buna karşılık Estonyalılar da İsveç ve Danimarka topraklarına zaman zaman askeri talan akınları yapmışlardı.Estonci su sa svoje strane napadali po Danskoj i Švedskoj.
Link Değişimi: Karşılıklı link alışverişi / linkleme.Kultura: Vanjske poveznice: Amundáwa.
Her bir enerji bandı elektronların çok sayıda farklı kuantum durumlarına karşılık gelir.Svako energijsko stanje elektrona karakterizirano je četirima kvantnim brojevima.
Buna karşılık İrlandalı direnişçiler kendi silahlı güçlerini oluşturdular.Saveznici su im Iračke oružane snage.
Elbette bu komplolara verilen karşılıklar senato ile imparatorun arasındaki ilişkileri zayıflatmıştı.U ovom dvojstvu lijepo je simbolizirana povezanost vladara i senata.
Joey Rachel'a aşık olur fakat Rachel bu aşka karşılık vermez.Tijekom sezone Joey razvije romantične osjećaje prema Rachel, ali mu ih ona ne uzvraća.
İbrahim, "İşte buradayım!" diye karşılık verdi.Truly mu odpovedal: "Ja som tu vedúci.
Joey Rachel'a aşık olur fakat Rachel bu aşka karşılık vermez.Joey sa zamiluje do Rachel, no ona mu lásku neopätuje.
Tüm üyeleri erkek olan gruplar, sıklıkla, sertleşmiş penisleri ile karşılıklı etkileşirler.Vo všetkých samčích skupinách sa jednotliví členovia často dotýkajú stoporenými penismi.
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.Subjekty boli presvedčené, že za každú nesprávnu odpoveď žiak dostával ozajstný šok.
Bu hisleri karşılıklıdır.Tie sú vo vzájomnom pomere.
Dahası, kilogram-kuvvet kesin olarak 9.80665 newtona karşılık gelmektedir.Jeden kilopond sa rovná 9,80665 newtonov.
Buna karşılık, İsveç yine de yoksul olarak kaldı.Napriek tejto veci je Liverpool stále chudobná oblasť.
Buna karşılık, beyaz ışık görülebilir frekansların bütün aralığı boyunca kesintisiz bir sürümü oluşur.Napriek tomu biele svetlo pozostáva z kontinuálnej emisie naprieč celým rozsahom viditeľných frekvencií.
Bu tarih, Julian Takvimi'nde 29 Şubat'a, Gregoryen Takvimi'nde 11 Mart'a karşılık gelmektedir.Tento deň zodpovedal 29. februáru v juliánskom a 1. marcu v gregoriánskom datovaní.
Daha üst bir neslin her üyesi alt nesildeki karşılık gelen parçacıklardan daha büyük kütleye sahiptir.Každý člen vyššej generácie má väčšiu hmotnosť ako korešpondujúce častice nižších generácií.
Kontratlar tek taraflı ya da karşılıklı olabilir.Môžu byť jednostranné, alebo obojstranné.
Totem de buna karşılık insanı korur.Demeter ho pri tejto činnosti tiež ochraňovala.
5 Nisan'da karşılıklı ateşkes anlaşması yapıldı.Až v októbri 1995 bolo uzavreté stabilné prímerie.
Melek ona şöyle karşılık verdi: “Ben Tanrı’nın huzurunda duran Cebrail’im.Šerif mu prorokuje: "Uvidím ťa v pekle.".