Köylüler tarafından düşmanca karşılandık.We got a hostile reception from the villagers.
Biz başka insanlara karşı kibar olmaya çalışmalıyız.We must try to be kind to other people.
Biz birçok zorluklarla karşılaştık.We encountered many difficulties.
Pek çok problemle karşı karşıyayız.We are faced with a host of problems.
Zor bir seçimle karşı karşıyayız.We are faced with a difficult choice.
Beklenmedik bir zorlukla karşılaştık.We met with an unexpected difficulty.
Akıntıya karşı kürek çekiyorduk.We were rowing against the current.
Bana kalırsa, ben onun planına karşı değilim.So far as I am concerned, I am not against his plan.
Kalabalıki ailem bana sıcak bir karşılama yaptı.My host family gave me a hearty welcome.
Köpeğime karşı olan sevgim çok derin.My love for my dog was very deep.
Benim evim caddenin tam karşısındadır.My house is just across the street.
Evim hastanenin tam karşısında.My house is just across from the hospital.
Hatırlayabildiğim kadarıyla, en son karşılaştığımızda ben üç yaşındaydım.As far as I can remember, it was three years ago that we last met.
Başarıların benimki ile karşılaştırılamaz.Your achievements cannot be compared with mine.
Planıma karşı mısınız?Are you against my plan?
Yaptıklarımdan size karşı sorumlu değilim.I am not accountable to you for my actions.
Ofisim Fifth Avenue ile karşı karşıya.My office faces Fifth Avenue.
Arabamın benzini bittiği için onu istasyonda karşılayamadım.I couldn't meet him at the station because my car ran out of gas.
Amcam dün bir trafik kazası ile karşılaştı.My uncle met with a traffic accident yesterday.
Notlarım babamın beklentilerini karşılamadı.My grades didn't come up to my father's expectations.
Oğlum bugünlerde karşılık vermiyor, o yeni bir sayfa açmış olmalı.My son doesn't talk back these days; he must have turned over a new leaf.
Teklifim beklenmedik bir muhalefetle karşılaştı.My proposal met with unexpected opposition.
Tüm çabalarım seninkilerle karşılaştırıldığında hiçbir şey.All my efforts are nothing in comparison with yours.
Babam yalnız seyahat etmeme karşı çıktı.My father objected to my traveling alone.
Annem yalnız seyahat etmeme karşı çıktı.My mother objected to my traveling alone.
Kitabımla karşılaşırsan on bana gönderir misin?If you come across my book, will you send it to me?
Ebeveynlerim kız kardeşimin bir yabancıyla evlenmesine karşı.My parents are opposed to my sister marrying a foreigner.
Tesadüfen eski bir arkadaşla karşılaştım.I met an old friend by chance.
Ben, 300 doların üzerindeki bir kamerayı maddi olarak karşılayamam.I cannot afford a camera above 300 dollars.
Onunla Üçüncü Cadde'de tesadüfen karşılaştım.I met her by accident on Third Avenue.
Üçüncü caddede rastlantı sonucu onunla karşılaştım.I met her by accident on Third Avenue.
Annemi saat 4'te istasyonda karşılıyorum.I am meeting my mother at the station at 4 o'clock.
Saat altıda onları karşılayacağız.I'll meet them at six.
Sen karşılaşmayı umduğum son kişisin.You are the last person that I expected to meet.
Kendimi size karşı düşman hissetmiyorum.I don't feel hostile toward you.
Senin planına karşı bir itirazım yok.I have no objection to against your plan.
Daha önce böyle inatçı bir kişiyle karşılaşmadım.I have never come across such a stubborn person.
Kuzenimi karşılamak için havaalanına gitmeliyim.I have to go to the airport to meet my cousin.
Amcamdan karşılıksız bir akşam yemeği yedim.I sponged a dinner off my uncle.
Onunla karşılaştığımı hayal meyal hatırlıyorum.I vaguely remember meeting him.
Burada bazı Japon insanlarla karşılaşabiliyorum.I can see some Japanese people here.
Bu resmi şu resimle karşılaştırdım.I compared this picture with that picture.
Ben bu projeye karşıyım.I am against this project.
Bu projeye karşıyım.I am against this project.
Bunu karşılıksız aldım.I bought this outright.
Jim ile hiç karşılaşmamış olmama karşın, ben hemen onu ayırt ederim.Though I had never met Jim, I could pick him out right away.
Karşıya geçen yaşlı bayanı izledim.I watched the old woman cross the street.
O partide çok sayıda ünlü insanla karşılaştım.I met lots of famous people at that party.
Ben, plana karşı taban tabana zıtım.I'm dead set against the plan.
Ben, atletizm karşılaşmalarına katıldım.I took part in the athletic meeting.
Ben plana oldukça karşıyım.I am quite opposed to the plan.
O zamandan önce onunla birçok kez karşılaştım.I had met her many times before then.
Ben nehri karşıdan karşıya yüzebildim.I was able to swim across the river.
Ben adamla karşılaştım, bana yol gösterdi.I met the man, who showed me the way.
Rastlantı sonucu caddede Bay Smith'le karşılaştım.I met Mr Smith on the street by accident.
Ben bizzat o sorunla karşı karşıyayım.I'm facing that problem myself.
Şans eseri mağazada Jane ile karşılaştım.I met Jane in the department store by chance.
Onunla bir yerde karşılaşmış olabilirim.I may have met her somewhere.
Ben savaşın her türüne karşıyım.I'm opposed to any type of war.
Onunla platformun sonunda karşılaştık.I met him at the end of the platform.