Yarım milyon çocuk Nijer'de hâlâ yetersiz beslenme ile karşı karşıyadır.Half a million children still face malnutrition in Niger.
Zor bir durumla karşı karşıyayız.We are confronted with a difficult situation.
Biz yeni tür hastalıklarla karşı karşıyayız.We are faced with new kinds of diseases.
Yabancı firmalardan kaynaklanan bir rekabetle karşı karşıyayız.We face competition from foreign suppliers.
Şiddetli bir krizle karşı karşıyayız.We are facing a violent crisis.
Birçok zorluklarla karşı karşıyayız.We are faced with many difficulties.
Rusya büyük finansal zorluklarla karşı karşıyadır.Russia is facing great financial difficulties.
Eski köprü yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.The old bridge is in danger of collapse.
Polis öfkeli kalabalıkla karşı karşıyaydı.The policeman was confronted by the angry mob.
Beyaz yakalı işçiler birçok güçlüklerle karşı karşıya.White-collar workers face many difficulties.
Bu kuş türü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.This bird is in danger of dying out.
İki takım final maçında karşı karşıya geldi.The two teams competed in the final game.
Pek çok problemle karşı karşıyayız.We are faced with a host of problems.
Zor bir seçimle karşı karşıyayız.We are faced with a difficult choice.
Ofisim Fifth Avenue ile karşı karşıya.My office faces Fifth Avenue.
Ben bizzat o sorunla karşı karşıyayım.I'm facing that problem myself.
Zor bir sorunla karşı karşıyayım.I am confronted with a difficult problem.
Çocuk ve amcası masada birbirleriyle karşı karşıya geldi.The boy and his uncle faced each other across the table.
O delil ile karşı karşıya geldiğinde, suçlu olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.When he was faced with the evidence, he had to admit that he was guilty.
O zaman, ülkemiz ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kalmıştır.At the time, our country was confronted with serious economic difficulties.
O dul ve emeklidir ve birçok zorluklarla karşı karşıyadır.She's a widow and a pensioner, and faces many hardships.
Daha çok çalışmazsa pozisyonunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.He is in danger of losing his position unless he works harder.
O, kanıtla karşı karşıyaydı.He was confronted with the evidence.
Zor bir sorunla karşı karşıyadır.He is faced with a difficult problem.
Onlar ciddi bir durumla karşı karşıya.They are faced with a serious situation.
Tom bir meydan okuma ile karşı karşıya.Tom is facing a challenge.
Onlar mali sorunlarla karşı karşıya.They are facing financial problems.
Zaten Avrupalı müttefiklere karşı güçlü bir mücadele ile karşı karşıya kaldı.It already faced a strong fight against the European Allies.
İngiltere tehlikeli şekilde düşük gıda malzemeleri ile karşı karşıya idi.Britain faced dangerously low supplies of food.
Ordu küçük muhalefetle karşı karşıya geldi.The army faced little opposition.
Tom mali sorunlarla karşı karşıya.Tom is facing financial problems.
Tom birkaç ciddi sorunla karşı karşıya.Tom is facing a few serious problems.
Tom bir ikilemle karşı karşıyadır.Tom faces a dilemma.
Ben şampiyonla karşı karşıya geldim.I faced the champion.
Ben anne ve babamın katili ile karşı karşıyaydım.I was face to face with my parents' murder.
Tom bir muamma ile karşı karşıya.Tom faces a conundrum.
Tom neyle karşı karşıya olduğunu bilmeli.Tom needs to know what he's up against.
Tom'la şimdi karşı karşıya gelemem.I can't face Tom now.
Neyle karşı karşıya olduğunu anlamanı istiyordum.I wanted you to understand what you're up against.
Öğretmen ve ben karşı karşıya oturduk.The teacher and I sat down face to face.
Hapishane ile karşı karşıyayım.I'm facing prison.
Karşı karşıya olduğumuz tek sorun bu değil.This isn't the only problem that we face.
Karmaşık bir durumla karşı karşıyayız.We are confronted with a complex situation.
Hangi tehlikelerle karşı karşıyayız.What dangers do we face?
Esnafla karşı karşıya gelmek stresli durumlara neden olur.Confrontations with tradesmen cause stressful situations.
Tom zor bir seçimle karşı karşıya.Tom is faced with a difficult choice.
Tom zor bir seçimle karşı karşıyaydı.Tom was faced with a difficult choice.
Bugün birçok ciddi problemle karşı karşıya bulunmaktayız.Today we face a lot of serious problems.
Çok acıklı bir durumla karşı karşıyayız.We are faced with a very sad situation.
Demokrasiye uymayan garip bir durumla karşı karşıyayız.We are faced with a strange situation that does not fit democracy.
Bakalım sonunda nasıl bir manzara ile karşı karşıya kalacağız.It remains to be seen what kind of picture we will be faced with in the end.
Tom tahliye edilme tehlikesiyle karşı karşıya.Tom is in danger of being evicted.
Tom tehlikeyle karşı karşıya geldi.Tom was exposed to danger.
Tom ve Mary birbirleriyle karşı karşıya kaldılar.Tom and Mary confronted each other.
Hiç Tom'la karşı karşıya geldin mi?Did you ever confront Tom?
Biz daha önce hiç olmadığı gibi baskı ile karşı karşıya kaldık.We faced pressure like never before.
Tom birçok yeni sorunlarla karşı karşıyadır.Tom faces many new challenges.
Bütçe krizle karşı karşıyayız.We're facing a budget crisis.
Biz birçok zorluklarla karşı karşıyayız.We face many challenges.
Tom, şu anki işinde ruhsal çöküntü tehlikesiyle karşı karşıya.Tom runs the risk of burnout in his current job.