O egzersiz karın kasları için yararlıdır.That exercise is good for the abdominal muscles.
Onu kız kardeşi ile karıştırdım. Onlar çok benziyor.I mistook her for her sister. They look so much alike.
Beni kız kardeşimle karıştırdı gibi görünüyor.It seems that he mistook me for my sister.
O, beni annemle karıştırdı.He mistook me for my mother.
O beni bir İngiliz erkeği ile karıştırdı.He mistook me for an Englishman.
O, beni Bay Tamori ile karıştırdı.She mistook me for Mr. Tamori.
Önce onu erkek kardeşinle karıştırdım.At first, I mistook him for your brother.
Burada kışın bile çok karımız olmaz.We don't have much snow here even in the winter.
Sık sık bir öğrenciyle karıştırılır.He's often mistaken for a student.
Biri eğitimle mesleki eğitimi karıştırmamalı.One should not confuse education with job training.
Konserde herkes kavgaya karıştı!Everybody row in concert!
Karısına tokat atan adam aşağılıktır.A man who smacks his wife around is contemptible.
Karısına tokat atan adam alçaktır.A man who smacks his wife around is contemptible.
Karısına tokat atan adam adidir.A man who smacks his wife around is contemptible.
Hangi taraf iskele hangi taraf sancak hep karıştırıyorum.I always confuse which side is port and which starboard.
Karısı bizim İtalyanca öğretmenimiz.His wife is our Italian teacher.
Karım bir vejetaryendir.My wife is a vegetarian.
Karınla konuştun mu?Did you talk to your wife?
Karısı olmadan, bir erkeğin hiçbir değeri yoktur.Without a wife, a man is worth nothing.
Karım yeni bir çocuk arabası satın aldı.My wife bought a new pram.
Beklenmeyen bir para erkek kardeşimin ve karısının maddi durumunu düzeltti.The unexpected windfall has put my brother and his wife on easy street.
Eski günlüğümün sayfalarını karıştırmayı severim.I enjoy looking at my old diary.
Karım bana sıklıkla telefon eder yurtdışında olduğumda.My wife telephones me often when I am abroad.
Ben yurtdışındayken karım bana sıklıkla telefon eder.My wife telephones me often when I am abroad.
Her on beş dakikada bir kez karıştırın.Stir once every fifteen minutes.
Tom kafası karışmış görünüyor.Tom appeared confused.
Tom karısına yalan söyleyerek evliliğini mahvetti.Tom destroyed his marriage by lying to his wife.
Tom endişelerini karısından sakladı.Tom hid his worries from his wife.
Aşırı uçlar başkanın karısını kaçırdı.Extremists kidnapped the president's wife.
Mavi ve kırmızıyı karıştırırsanız, sonuç mordur.If you mix blue and red, the result is purple.
Mary bir pasta yapmak için malzemeleri karıştırdı.Mary mixed the ingredients to make a cake.
Bir karıştırıcıda farklı yiyecekleri karıştırabilirsin.You can mix different foods in a blender.
Tom'un karısı ikinci çocuklarına hamile.Tom's wife is pregnant with their second child.
Karım ve ben emekli olmak için hazırlanıyoruz.My wife and I are preparing to retire.
Kafaları karışmış gezginler yanlış şehre doğru yöneldiklerini fark ettiler.The confused travelers realized they were headed toward the wrong town.
Tom karısını araması için acil bir mesaj aldı.Tom received an urgent message to call his wife.
Camımdaki karı temizlemek için cam sileceğimi kullandım.I used my windshield wiper to clean the snow on my window.
Karımın babası benim kayınpederimdir.My wife's father is my father-in-law.
Karın öğrenirse ondan fırçayı yiyeceksin.You're going to catch hell from your wife if she finds out.
Sanırım beni başka biriyle karıştırdınız.I think you've mistaken me for someone else.
Karım kedilerden nefret eder.My wife hates cats.
Çorbayı karıştır.Stir the soup.
Karı severim.I love snow.
Karım kollarını bağladığında ve ayağını yere vurduğunda, onun kızgın olduğunu biliyorum.When my wife crosses her arms and taps her foot I know she's angry.
Lafla karın doymaz.Your stomach won't be full from promises.
Ben karı çok severim.I like snow a lot.
Karınca gibi çalış.Work as the ant.
Karınca gibi çalışın.Work as the ant.
Karısıyla İnternet üzerinden tanıştı.He met his wife online.
Karım yok.I have no wife.
Karın var mı?Do you have a wife?
Karınla uyumak istiyorum.I want to sleep with your wife.
Hiç hak etmediği, harika bir kadın olan karısından bıkmıştı.He was bored with his wife, an excellent woman he didn't deserve.
Kavgaya karışmak istemediler.They did not want to get involved in the fighting.
O, eski bir başkan karısıydı.She was a former first lady.
Genç askerin kafası karıştı.The young soldier was confused.
Saddam Hüseyin kayıplara karışmıştı.Saddam Hussein had disappeared into hiding.
Gazeteler büyük bir kutuda birbirine karıştırıldı.The papers were mixed together in a big box.
Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.The confused mind is the mind that, thinking something over, congeals in one place.
Karıştırıcılar meyveli buzlu içecekleri gerçekten seven insanlar için güzeldir.Blenders are nice for people who really like smoothies.