Onun iyi bir karı bulmak için iyi şansı vardı.He had the good fortune to find a good wife.
O sonunda karısının isteğine boyun eğdi ve bir ev satın aldı.He finally yielded to the request of his wife and bought a house.
Karısının dışarıda çalışmasına itiraz etti.He objected to his wife working outside.
O, karısı hastayken kendisi için yemekler pişirdi.He cooked meals for himself when his wife was sick.
Karısı ve çocukları onun sigarayı bırakmasını istedikleri için o sigarayı bıraktı.He stopped smoking because his wife and children asked him to.
Karısını boşamış olduğu gerçeğini gizledi.He concealed the fact that he had divorced his wife.
Karısı öldüğünde o derin bir keder içindeydi.He was in deep grief at the death of his wife.
Karısına düşünmeden almamasını söyledi.He told his wife not to buy on impulse.
Kendisini boşamaması için karısını ikna etti.He persuaded his wife not to divorce him.
O, karısına kızgındı.He was angry with his wife.
O, karısının ölümünü henüz unutmadı.He hasn't got over the death of his wife yet.
O yıllarca karısını yaşattı.He survived his wife for many years.
Hatta o, karısından daha yaşlıdır.He is even older than his wife.
Karısını memnun etmek için elinden geleni yaptı.He bent over backward to please his wife.
Karısını memnun etmek için her türlü çabayı gösterdi.He bent over backward to please his wife.
O, karısını mutlu etmeye çalıştı ama boşuna.He endeavored to make his wife happy, but in vain.
O karısını kaybettikten sonra içki içmeye başladı.He began to indulge in drinking after he lost his wife.
O, karısını kıskanıyordu.He was jealous of his wife.
Ona karısı tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his wife.
O, bir cinayet olayına karıştı.He was involved in a murder case.
O, karısıyla çocukları hakkında tartıştı.He quarreled with his wife about their children.
O, ölü karısının anısını yaşattı.He cherished the memory of his dead wife.
Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez.He never sees me without complaining about his wife.
Onun beni kız kardeşimle karıştırdığına eminim.I'm sure he mistook me for my sister.
O her zaman karısına karşı doğru olduğunu söylüyor.He says he has always been true to his wife.
O, iyi karıştırmaz.He doesn't mix well.
Kalabalığa karışıp gitti.He made his way through the crowd.
O, geçen ay karısını boşadı.He divorced his wife last month.
Küçük erkek kardeşiyle karıştırıldı.He was mistaken for his younger brother.
Akşam yemeği partisinde ona karısı tarafından eşlik edildi.He was accompanied by his wife at the dinner party.
Hem onun hemde karısının arabaları var.Both he and his wife have cars.
Umarım hiçbiri trafik kazasına karışmamıştır.I hope that neither of them was involved in the traffic accident.
Onlar pek çok karınca gibi çalıştı.They worked like so many ants.
Onlar münakaşaya karışmak istemediler.They did not wish to become embroiled in the dispute.
Onların kafası karışık, değil mi?They are confused, aren't they?
Kibarlığımı dostlukla karıştırdılar.They mistook my politeness for friendship.
Onlar başka bir ülkenin iç işlerine karışmamalılar.They should not intervene in the internal affairs of another country.
Onlar yoldaki karı temizlediler.They cleared the road of snow.
Onlar onu erkek kardeşi ile karıştırdılar.They mistook him for his brother.
Onların kafaları çok karıştı.They were very confused.
Onlar karı kocaymış gibi davranıyorlar.They pretend to be man and wife.
Onlar karı koca oldu.They became man and wife.
Kaldırımın karını temizlediler.They cleared the pavement of snow.
Onlar kürekle kaldırımdan karı temizliyorlardı.They were clearing the snow from the sidewalk with a shovel.
Onu kardeşiyle karıştırman mümkün değil.You can't mistake him for his younger brother.
Onun suça karıştığı belliydi.Her implication in the crime was obvious.
Onun göz yaşları onun aklını karıştırdı.Her tears perplexed him.
O, karışmak istemedi.She didn't want to get involved.
O hazır kahveyi karıştırdı ve sütün içine döktü.She stirred the instant coffee and poured in milk.
Kahvesine süt karıştırdı.She stirred the milk into her coffee.
Bir kaşıkla kahvesini karıştırdı.She stirred her coffee with a spoon.
O cinayet davasına karışmış gibi görünüyor.She seems to be involved in that murder case.
Küçük altın bir kaşıkla çayını karıştırdı.She stirred her tea with a little gold spoon.
O bazen hayal ve gerçeği karıştırır.She sometimes mixes up fancies with realities.
Tereyağı ve şekeri birlikte karıştırdı.She mixed the butter and sugar together.
Sık sık kız kardeşi ile karıştırılır.She is often mistaken for her sister.
O, karımın bir arkadaşıdır.She is a friend of my wife's.
Beni erkek kardeşimle karıştırdı.She took me for my brother.
O beni kızkardeşimle karıştırdı.She mistook me for my sister.
O, karı temizlememe yardım etti.She helped me to clear snow away.