Siyah ceketi karanlığa karıştı.His black coat blended into the darkness.
Karısı ona piyanoda eşlik etti.His wife accompanied him on the piano.
O kızgın olduğunda karısı onu nasıl yöneteceğini bilir.His wife knows how to manage him when he gets angry.
Karısı ona iki kızı ve bir erkek çocuk doğurduHis wife bore him two daughters and a son.
Karısı Kaliforniyalıdır.His wife comes from California.
Karısı kazada hayatını kaybetti.His wife was killed in the accident.
Karısı davetkar konukları severdi.His wife liked inviting guests.
Karısı misafir çağırmayı seviyordu.His wife liked inviting guests.
İki çocuğu şöyle dursun, karısı şimdi onun büyük babasına bakmak zorundaydı.His wife now had to take care of his grandfather, not to mention their two children.
Karısı, çocuklara baktıktan sonra bitkin düşmüş.His wife is worn out after looking after the children.
Karısı bana çirkin görünmüyor.His wife doesn't seem ugly to me.
Karısı arkadaşlarımdan biridir.His wife is one of my friends.
Karısı hastanede çünkü o bir araba kazasında yaralandı.His wife is in the hospital because she was injured in a car crash.
Karısı ikiz erkekler dünyaya getirdi.His wife gave birth to twin boys.
Karısı iki sevgili çocuğunu arkasında bırakarak öldü.His wife died leaving behind their two beloved children.
Karısı ona sürekli dırdır ediyor.His wife nags him constantly.
Karısı herhangi bir risk almaması için ona yalvardı.His wife begged him not to run any risk.
Karısı onun için kapıyı açtı.His wife opened the door for him.
Karısı onu muhabirlerden sakladı.His wife screened him from reporters.
Karısı zorunluluktan dolayı işe başlamıştır.His wife has started to work out of necessity.
Hem karısı hem de o ondan hoşlanıyorlar.Both his wife and he like it.
Ölümü karısı için büyük şoktu.His death was great shock to his wife.
Onun sorularıyla kafam çok karıştı.I was very confused by his questions.
Başarısının çoğunu karısına borçludur.He owes much of his success to his wife.
Onun karısı onun saldırı sonucu ölümünden sonra, üzüntüden dolayı kendini kaybetti.When his wife heard of his violent death, she was beside herself with grief.
O ihtiyaçlarını karşılamak için bir karıya ve iki küçük çocuğa sahiptir.He has a wife and two young children to provide for.
O, karısı hoşlandığı için o evi satın aldı.He bought that house because his wife took a fancy to it.
İki yıl önce karısı öldü.He had his wife die two years ago.
O, karıncalardan kurtulmaya çalıştı.He tried to get rid of the ants.
Eski püskü bazı şeylerle karıştırdı.He is mixed up with something shabby.
O, her zaman karısının görüşlerine değer verir.He always values his wife's opinions.
Beni her zaman kız kardeşimle karıştırır.He always mistakes me for my sister.
Çayına süt koydu ve onu karıştırdı.He put milk into his tea and stirred it.
O bir sepet üzümü karıştırarak inceliyor.She is picking over a basket of grapes.
O, burada karışıklık çıkarmaya çalışıyor.He's here trying to stir up trouble.
Bu alanın her karışını bilir.He knows every inch of this area.
Her zaman karısına hediyeler veriyor.He is always giving presents to his wife.
Skandala karıştığını itiraf ediyor.He admits being involved in the scandal.
O belaya karışmıştı.He was involved in the trouble.
Karısına çok büyük bir servet bıraktı.He left his wife an enormous fortune.
O, olaya karıştığını inkar etti.He denied having been involved in the affair.
Onun pantolonunda karıncalar var.He has ants in his pants.
O, karışıklıktan yararlanarak ortadan kayboldu.He disappeared, taking advantage of the confusion.
O, karısının onu neden terk ettiğini kendi kendine merak etti.He wondered to himself why his wife had left him.
Karısının onu niçin terk ettiği hakkında hiçbir fikri yoktu.He had no idea why his wife left him.
O, iyi bir karı seçti.He chose a good wife.
O bir halt karıştırıyor.He's up to no good.
O vasiyetinde tüm servetini karısına bıraktı.He left all his property to his wife in his will.
O, karısından korkuyordu.He was afraid of his wife.
Onun karısı bir bebek sahibi olacaklarını duyurduğunda o gafil yakalandı.He was caught off guard when his wife announced they were going to have a baby.
O, karısına gömleğini tamir ettirdi.He got his wife to mend his shirt.
O, karısının dengi değil.He is no match for his wife.
Karısı tarafından erken uyandırılmak istedi.He wanted to be woken up early by his wife.
O, karısı kadar iyi yemek pişirebilir.He can cook as well as his wife.
O, çatının karını temizledi.He cleared the roof of snow.
O, evinin önündeki yolun karını temizledi.He cleared the road in front of his house of snow.
Sık sık bir konuşmanın ortasında karışır.He often breaks into the middle of a conversation.
Onun senin işine karışmaya niyeti yok.He has no intention to interfere with your business.
Mali bakımdan karısına güveniyor.He relies on his wife financially.
O her zaman karısına sadık idi.He was always faithful to his wife.