Ana içeriğe geç
Sözlük

karı ile cümle

karı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Belaya karıştım.I was involved in the trouble.
New York'un her karışını bilirim.I know every inch of New York.
Aile bütçesini karıma emanet ettim.I entrusted my wife with the family finances.
Seni işe karıştırmak istemedim.I didn't want to bring you in.
Karıma hemen hazırlanmasını söyledim.I told my wife to get ready in a hurry.
Karımı görmek için hastaneye gittim.I went to the hospital to see my wife.
Karımla konuşup yeni bir halı almamaya ikna ettim.I talked my wife out of buying a new carpet.
Karımı yeni bir halı almaktan caydırdım.I talked my wife out of buying a new carpet.
İşi eğlenceyle karıştırmaktan hoşlanmıyorum.I don't like to mix business with pleasure.
Bazen "curve"'ü "carve" ile karıştırıyorum.At times I confuse curve with carve.
Ben bu kitabı karım için değil, kendim için satın aldım.I bought this book for myself, not for my wife.
Onun suça karıştığını duydum.I heard of his involvement in crime.
İşi ve oyunu karıştıran bir iş bulmak istiyorum.I want to get a job that mixes work and play.
Özel işlere karışmayın.Don't interfere in private concerns.
Biz onu bir Amerikalı ile karıştırdık.We took him for an American.
Biz karı-kocayız.We are husband and wife.
Seni ilgilendirmeyen konulara karışma!Don't interfere with matters that do not concern you!
Eriyen dondurmanın etrafındaki alan karıncalarla kaynıyordu.The area around the melting ice cream was crawling with ants.
Seni ilk gördüğümde kız kardeşinle karıştırdım.I mistook you for your sister when I first saw you.
Yazı şekli bu makalede çok daha az karışık.The writing style is much less complicated in this article.
Karım gözyaşlarına boğuldu.My wife burst into tears.
Karıma bağırıyor muydun?Were you shouting at my wife?
Kulübenin çatısı karın ağırlığı altında gıcırdadı.The roof of the hut groaned under the weight of the snow.
Bana karışmayın.Don't pick at me.
O, yoldaki karı temizledi.He cleared the path of snow.
Saçlarım çok karışık oldu.My hair got kinky.
O, yeni pozisyonundan vazgeçerek karısını hayal kırıklığına uğratmak istemedi.He didn't want to disappoint his wife by giving up his new position.
Diğer insanların işlerine karışmayın.Don't interfere in other people's affairs.
Diğer insanların işine karışmayın.Don't meddle in other people's affairs.
Su ve yağ birbirine karışmaz.Oil and water don't blend.
Yağı suyla karıştıramazsın.You can't mix oil with water.
Mavi boyayı sarı boyayla karıştır.Blend the blue paint with the yellow paint.
Uzun, uzun zaman önce yaşlı bir adam ve karısı yaşarmış.Long, long ago, there lived an old man and his wife.
Mavi boya ile kırmızı boyayı karıştırın.Blend the red paint with the blue paint.
Onun, bütün o karın altında gömülü olduğunu duyuyorum.I hear it's buried under all that snow.
Ev karın ağırlığı altında çöktü.The house collapsed under the weight of snow.
İki saat süresince karın içinde otobüsü bekledim.I waited for the bus in the snow as long as two hours.
Öğretmen bizim adlarımızı karıştırdı.The teacher mixed up our names.
Sendikanın liderleri, daha yüksek ücret için ortalığı karıştırıyorlardı.The leaders of the Union agitated for higher wages.
Ayağımda karıncalanma var.I've got pins and needles in my leg.
Başkalarının işlerine karışmayın.Don't interfere in others' affairs.
Başka insanların işine karışmamalısın.You shouldn't interfere in other people's business.
Başka insanların işlerine karışmamalısınız.You shouldn't interfere in other people's business.
Güneş karı eritti.The sun melted the snow.
Herkes beni erkek kardeşimle karıştırıyor.Everyone mistakes me for my brother.
Karısı ona ağzına geleni söylediğinde, adam çıldırdı.The man got mad when his wife called him names.
Bir erkeğin karısından bir şeyler gizlemesi yanlıştır.It is wrong for a man to conceal things from his wife.
Bir elektrik kesintisi, salondaki karışıklığa katkıda bulundu.A power failure contributed to the confusion in the hall.
Kafam karıştı.I'm confused.
Sevgi ile merhameti asla karıştırmayın.Never confuse pity with love.
Şubat ayında çok karımız var.We have a lot of snow in February.
Yaşlı adam öne doğru eğildi ve karısına yumuşak bir sesle sordu.The old man leaned forward and asked his wife with a soft voice.
Eğer o masumsa bundan şu sonuç çıkar ki onun karısı suçlu.If he is innocent, it follows that his wife is guilty.
Onun işlerine karışmayın.Don't meddle in his affairs.
Onun yalanı konuları karıştırdı.His lie complicated matters.
İstasyonda tanıştığım karısı çok çekici.His wife whom I met at the station, is very attractive.
Onun karısı neye benziyor?What is his wife like?
Onun karısı oldukça yetenekli bir kadındır.His wife is quite a talented woman.
Onun karısı Fransızdır.His wife is French.
O nereye gitse karısı onunla birlikte gider.His wife goes with him wherever he goes.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod