Tom'un karısı nerede?Where is Tom's wife?
Kıskançlık imrenme ile aynı değildir. İkisini karıştırmayın. Bir fark var.Jealousy is not the same as envy. Do not confuse the two. There is a difference.
Bizim bile kafamız karıştı.Even we ourselves were confused.
Tom karısının onu neden terk ettiğimi merak ediyordu.Tom wondered why his wife left him.
Tom karısının onu neden terk ettiğini bilmiyordu.Tom didn't know why his wife left him.
Bu başka birinin işinde patronluk taslamak ya da karışma mıdır?Is this patronizing or meddling in someone else's business?
Tom karına o mektubu göndermem için beni zorladı.Tom forced me to send your wife that letter.
Polis, bıçaklı cinayete adı karışan adamı teslim olmaya çağırdı.Police have urged the man involved in a fatal stabbing to turn himself in.
Tom hariç herkes onun karısının onu neden terk ettiğini biliyor.Everybody but Tom knows why his wife left him.
Benim karım kedileri sever.My wife loves cats.
Adam karısının çocuklarını izlemesini izledi.The man watched his wife watch her kids.
İnsanların arasına karışmaktan hoşlanmıyorum.I don't like socializing.
O Başkan Karısıydı.She was the First Lady.
Karıma yirmi bir senedir el sürmedim.I have not touched my wife in twenty-one years.
Karım ben yurt dışında seyahat ediyorken beni sık sık aradı.My wife often called me when I was travelling abroad.
Karım benimle satranç oynamak istemedi.My wife did not want to play chess with me.
Tom ortalığı karıştırmaya çalışıyor gibi görünüyor.Tom seems to be trying to stir up trouble.
Bugün karım ve ben yirminci evlilik yıldönümümüzü kutluyoruz.Today my wife and I are celebrating our twentieth wedding anniversary.
Tom olaya karıştığını kabul etmedi.Tom denied that he had been involved in the affair.
Yıldızbilimini gökbilimi ile karıştırma.Don't confuse astrology with astronomy.
Tom'un sevdiği bir karısı var. Onun adı Mary.Tom has a beloved wife. Her name is Mary.
Adam üç gündür karısıyla konuşmamıştı.The man had not spoken to his wife in three days.
Tom karı tekmeleyerek botundan düşürdü.Tom kicked the snow off his boots.
Tom karı paltosundan fırçaladı.Tom brushed the snow from his coat.
Karınızın boyu ne kadar?How tall is your wife?
Karışmamamız gerektiğini düşünüyorum.I think we shouldn't get involved.
Tom'un botları karın derinliklerine battı.Tom's boots sank deep into the snow.
Tom karın kar küresi içine düşüşüne baktı.Tom looked at the snow falling inside the snow globe.
94 yaşındaki bir adam evinin dışındaki karı kürekle temizlerken kalp krizi geçirdi.A 94-year-old man had a heart attack while shoveling snow outside his house.
Kar temizleme aracı caddeden karı temizledi.The snowplow cleared the snow from the street.
Tom kıyafetlerinden karı fırçaladı.Tom brushed the snow off his clothes.
O, karısının bilinçsiz olduğunu söyledi.He said his wife in unconscious.
O, karısının cinayeti için ömür boyu hapis yatıyor.He is serving a life sentence for the murder of his wife.
O, karısını vahşice öldürdü.He brutally murdered his wife.
Tom'un karısı doğum yaparken öldü.Tom's wife died in childbirth.
Onun karısı bir bebek doğurdu, o sağlıklı doğdu.His wife gave birth to a baby, who was born healthy.
Sen karınla mum ışığında akşam yemeği mi yiyorsun?Are you having a candlelit dinner with your wife?
Onun hakkında karışık duygularım var.I have mixed feelings about that.
Bu karışıklığı kim düzeltebilir?Who can fix this mess?
Karım giyinmeyi bitirinceye kadar otobüs zaten gitmişti.The bus had already left by the time my wife was finished dressing.
Erkek kardeşim Tom'un karısı Mary'nin babası, John, Boston'dan ziyarete geliyor.My brother Tom's wife Mary's father, John, is visiting from Boston.
Benim eski karım tıknaz postacı ile yeni bir hayata başladı.My ex-wife started a new life with the tubby postman.
Odam bir karışıklık olmalı.My room must be a mess.
Bu karışıklığa sebep olan kişi sen misin?Are you the one who caused this mess?
Ana dilim, Klingonca ve Esperanto'nun bir karışımı olan Klingorantodur.My mother tongue is Klingoranto, a mixture of Klingon and Esperanto.
Bu gerçek bir karışıklık.This is a real mess.
O, Alan'ın karısı.She is Alan's wife.
Çikolatayı eritin tereyağı ekleyin ve iyice karıştırın.Melt the chocolate, add butter and mix well.
Tom'un karısı bir avukat.Tom's wife is a lawyer.
Onun karısı Japon.His wife is Japanese.
Sen buna karıştın mı?Are you involved in this?
Karı koca arasına girme.Do not come between a husband and his wife.
Termitlere bazen beyaz karıncalar denir.Termites are sometimes called white ants.
O, yağmur ve karı seviyor.He loves rain and snow.
Duygularım hakkında kafam karışık.I'm confused about my feelings.
Karım ve ben dün tiyatroya gittik.Yesterday my wife and I went to the theatre.
Endişelenme. Karın vefasız değil.Don't worry. Your wife is not unfaithful.
O bir skandala karışmıştı.He was involved in a scandal.
Neden seni hiç ilgilendirmeyen bir işe karıştın?Why did you interfere in an affair that did not concern you at all?
Tom her zaman kendini ilgilendirmeyen işlere karışır.Tom always meddles in affairs that do not concern him.