O kafa karıştırıcı görünüyor.That sounds confusing.
Bu kafa karıştırıcı olabilir.That can be confusing.
Benim gerçekten kafam karışmıştı.I was really confused.
O kafa karıştırıcı, değil mi?Isn't that confusing?
Şimdi kafan mı karıştı?Are you confused now?
Tom'un kafası çok karışıktı.Tom was so confused.
Tom, karısı öldüğünde oğluyla birlikte tatildeydi.Tom was on vacation with his son when his wife died.
Karışık duygularım vardı.I had mixed feelings.
Kafam karışmıştı.I was taken aback.
Kazaya karışan erkeklerden üçü hastaneye kaldırıldı.Three of the men involved in the accident were hospitalized.
Kazaya kaç tane araba karıştı?How many cars were involved in the accident?
Karına her gün onu sevdiğini söyle.Tell your wife every day that you love her.
Asya pazarları karışıktı.Asian markets were mixed.
Enerji stokları karışıktı.Energy stocks were mixed.
Tom karısını öldürdüğü için 2013 yılında suçlu bulunmuştu.Tom was convicted in 2013 for his wife's murder.
Tom karısını korudu.Tom protected his wife.
Ben kasabada en zengin adammışım gibi karım paramı sokağa atıyor.My wife throws my money around as if I were the richest man in town.
Karını dinlemen gerekir.You should listen to your wife.
Eğer Tom'u görürsen, ona karısının nasıl olduğunu sor.If you see Tom, ask him how his wife is doing.
Tom'un besleyeceği bir karısı ve üç çocuğu var.Tom has a wife and three children to support.
O çok fazla pachinko oynar, bu nedenle karısı ona kızgındır.He plays too much pachinko, so his wife is mad at him.
Bazı insanlar karılarının başka biriyle evlenmesini önlemek için evlenirler.Some people only get married to prevent their wives from marrying somebody else.
Tom karısının çok fazla para harcamasından dert yandı.Tom complained that his wife was spending too much money.
Onun eşyaları karıştırılmamıştı.Her belongings were undisturbed.
Torunum karımı dinliyor.My granddaughter is listening to my wife.
Tom'un karısının adı Mary ve oğlunun adı John.Tom's wife's name is Mary and his son's name is John.
Tom karısını aldatıyordu.Tom was cheating on his wife.
Tom karısının istediğini yaptı.Tom did what his wife asked.
Kaç tane karın vardı?How many wives have you had?
Tom birkaç ay önce karısını kaybetti.Tom lost his wife a few months ago.
Bir zamanlar yaşlı bir adam ve karısı küçük bir köyde birlikte yaşarmış.Once upon a time an old man and his wife lived together in a little village.
İnsanlar çoğunlukla argument ve debate arasındaki farkı karıştırırlar.People often confuse the difference between an argument and a debate.
Bu kadar çok yersen, karın ağrın olur.If you eat that much, you'll have a stomachache.
Tom ciddi bir suça karıştırıldı.Tom was involved in serious crime.
Tom, karısını ve çocuklarını geride bıraktı.Tom left his wife and children behind.
Tom karısının evlilik dışı ilişkisini onayladı.Tom approved of his wife's extra-marital affair.
Tom karısının öldürülmesini düzenlemekle suçlandı.Tom was convicted of arranging the murder of his wife.
Korece, öğrenilmesi kafa karıştıran bir dil, değil mi?Korean is a puzzling language to learn, isn't it?
Tom biraz kafası karışmış görünüyordu.Tom seemed a little confused.
Tom'un karısı çalışkandır.Tom's wife is hard-working.
Onun karısı Sevilla'lıdır.His wife is from Seville.
Evlendikten sonra karımla Fransızca konuşmaya başladığım için Fransızcam daha iyi oldu.After I got married, my French got better since I started speaking French with my wife.
Tom, karısı ve üç çocuğuyla birlikte Boston'da yaşar.Tom lives in Boston with his wife and his three children.
Tom çekmeceyi karıştırdı, bir kurşun kalem arıyordu.Tom rummaged through the drawer, looking for a pencil.
Bu karışıklık için sorumlu kişi Tom değil.Tom isn't the one responsible for this mess.
Tom'a karısı hakkında hiç soru sorma.Don't ask Tom any questions about his wife.
Herkesin önünde burnunu karıştırmamalısın.You shouldn't pick your nose in public.
Sen elmalarla armutları karıştırıyorsun.You're comparing apples with oranges.
Bu kesinlikle kafa karıştırıcı.It's definitely very confusing.
Herkes kafası karışmış gibi görünüyor.Everybody seems to be confused.
Bizim hala biraz kafamız karışık.We're still a little confused.
Bu biraz kafa karıştırıcı olabilir.It can be a little confusing.
Tom karısıyla nerede tanıştı?Where did Tom meet his wife?
Bunların hepsi çok kafa karıştırıcı.This is all very confusing.
Bu biraz kafa karıştırıcı.This is a little confusing.
Kafası karışmak kolaydır.It's easy to get confused.
Benim iyice kafam karışmıştı.I was thoroughly confused.
Tom'un karısının adı ne?What's Tom's wife's name?
O kafa karıştırıcı bir zamandı.It was a confusing time.
Bu benim kafamı karıştırıyordu.It was confusing to me.