Karımı terk ettim.I left my wife.
Karısını neşelendirmeye çalıştı, ancak yapamadı.He tried to cheer up his wife, but wasn't able to.
Mavi ve kırmızıyı karıştırırsan mor elde edersin.If you mix blue and red, you'll get purple.
Karımı özlüyorum.I miss my wife.
Karıma bile söylemedim.I never even told my wife.
Senin karışmanı istemedim.I didn't want you to get involved.
Tom'un karıştırıldığından eminim.I'm sure Tom was involved.
Sadece karışma, tamam mı?Just don't get involved, OK?
Tom'un kafa karışıklığı büyüdü.Tom's confusion grew.
Tekrar kafan karıştı, değil mi?You're confused again, aren't you?
O karışmaya sinirleniyorum.I resent that implication.
Sanırım Tom'un kafası karışmış.I think Tom is confused.
Hem Tom hem de Mary biraz kafası karışık görünüyorlar.Tom and Mary both look a little confused.
Senin karını bekliyorum.I'm waiting for your wife.
O, karısının cinayetinden suçlu olmasına rağmen kolay kurtuldu.Though he was guilty of the murder of his wife, he got off easy.
Karım bana yalan söyledi.My wife lied to me.
Politika insanları onları ilgilendiren şeylere karışmalarını önleme sanatıdır.Politics is the art of preventing people from getting involved in what concerns them.
Galiba senin biraz aklın karışmış.I think you're a little confused.
Karının seçimlerine hiç gülme, çünkü sonuçta sen de onlardan birisin.Don't ever laugh at your wife's choices, because after all you're one of them.
Ben oraya karışmam.I do not interfere there.
Arkadaşım kayıplara karıştı.My friend vanished into thin air.
Bu yer karınca kaynıyor.This place is crawling with ants.
Onun saçı bir karışıklıktı.Her hair was a mess.
O benim çingene karım.She is my gipsy wife.
Japoncayı Çinceyle karıştırmayın.Don't confuse Chinese with Japanese.
Japoncayı Çince ile karıştırmayın.Don't confuse Chinese with Japanese.
Bize yardım etseydin bu karışıklığın içinde olmazdık.We wouldn't be in this mess if you had helped us.
Tom'un karısı her zaman çocuklarla evde kalır.Tom's wife always stays home with the kids.
Tom karısı ve çocuklarıyla birlikte evde.Tom is at home with his wife and children.
Bir daha senin işine karışmayacağım.I won't interfere with your work again.
Seni bu işe karıştırdığım için üzgünüm.I'm sorry I got you involved in this.
Bu karışıklıkla ilgilenmekten usandım.I'm tired of dealing with this mess.
Tom'un bir karısı ve üç çocuğu var.Tom has a wife and three children.
Karınızın kızlık soyadı nedir?What's your wife's maiden name?
Tom'un fikriyle kafam karıştı.I'm intrigued by Tom's idea.
Tom'un karısına aşığım.I'm in love with Tom's wife.
Tom ateşi karıştırıyordu.Tom was poking at the fire.
Sadece biraz kafam karışık.I'm just a little confused.
Karının adı ne?What's your wife's name?
Karınızın adı ne?What's your wife's name?
Karınızın ismi nedir?What's your wife's name?
Karının ismi nedir?What's your wife's name?
Tom'un karısı ve çocukları var.Tom has a wife and kids.
Tom kartları karıştırdı.Tom shuffled the cards.
Tom'un hoş bir karısı var.Tom has a pretty wife.
Bir karışıklık var.There's been a mix-up.
Tom karısını seviyor.Tom loves his wife.
Tom karısını sever.Tom loves his wife.
Benim hâlâ kafam karışık.I'm still confused.
Kafanı karıştırıyor muyum?Am I confusing you?
O bir karışıklıktı.It was a mess.
Saçım karışık.My hair is tangled.
Filin yemeği binlerce karınca doyurmaya yeter.The elephant's meal is enough to feed thousands of ants.
Tom'un karısı, mücevherlerini sergilemekten hoşlanıyor.Tom's wife loves to exhibit her jewelry.
Cadı, kazanını karıştırıyor.The witch is stirring her cauldron.
Bazı Afrikalı karıncayiyenler on yıla kadar yaşayabilir.Some aardvarks can live up to ten years.
Bazı karıncayiyenler on yıla kadar yaşayabilir.Some aardvarks can live up to ten years.
Karıncayiyenler yalnız yaşayan hayvanlardır.Aardvarks are solitary animals.
Karıncayiyenler gececil hayvanlardır.Aardvarks are nocturnal animals.
Karıncayiyenler gececi hayvanlardır.Aardvarks are nocturnal animals.