Tom ve Mary sanki koca ve karıymış gibi davrandılar.Tom and Mary pretended to be husband and wife.
Tom ve Mary karı kocalar.Tom and Mary are husband and wife.
Mary Tom'un karısıdır.Mary is Tom's wife.
Mary Tom'un karısı.Mary is Tom's wife.
Tom, Mary'ye John'un karısını tanıyıp tanımadığını sordu.Tom asked Mary if she knew John's wife.
Ben Tom'un adam kaçırmaya karıştığını inanmayı zor buluyorum.I find it hard to believe that Tom was involved in the kidnapping.
Sadece Tom'dan değil fakat aynı zamanda karısından da ödünç para aldım.I not only borrowed money from Tom, but also from his wife.
Karılarınızı unutun!Forget about your wives!
Karınız sizi terketseydi, kendinizi nasıl hissederdiniz ?How would you feel if your wife left you?
Neden bir insan karısını sevmez? Biz bile başkalarını seviyoruz.Why not love one's own wife? We even love others'.
Karım iyi bir aşçı.My wife is a good cook.
Karım yemekleri iyi pişirir.My wife cooks well.
Tom Mary'den onun karısı olmasını istiyordu.Tom wanted Mary to be his wife.
Tom bazen kamusal alanda burnunu karıştırır.Tom sometimes picks his nose in public.
Tom Mary'yi karışıklıktan kurtardı.Tom got Mary out of a mess.
Tom karıştırılmak istemiyor.Tom doesn't want to be involved.
Tom Mary'nin karıştırılmasını istemiyor.Tom doesn't want Mary to get involved.
Tom Mary'nin karışmasını istemiyor.Tom doesn't want Mary butting in.
Tom karısını ve ailesini terk etti.Tom deserted his wife and family.
Tom araba yolundaki karı temizledi.Tom cleared snow from the driveway.
Tom o karışıklıktan bir gül gibi kokarak çıktı.Tom certainly came out of that mess smelling like a rose.
Tom Mary'ye beş yaşındayken karıştığı trafik kazası hakkında soru sordu.Tom asked Mary about the traffic accident she was involved in when she was five years old.
Bütün çatının karını kürekle temizlemek biraz zaman alacak.It'll take some time to shovel all the snow off the roof.
Çocuklar her zaman şaraplarını en az üçte iki suyla karıştırmalılar.Children should always mix their wine, with at least two-thirds water.
Hamile olduğundan beri karımın hiç cinsel dürtüsü yok. Ne yapabilirim?My wife has no libido since she got pregnant. What can I do?
Onun yeni karısı yaklaşık benim yaşlarımda.His new wife is about my age.
Karım Cezayir'den. O bir Cezayirli.My wife is from Algeria. She is Algerian.
Karısı onu evden kovdu.His wife kicked him out of the house.
Beni biriyle karıştırmış olmalısınız.You must have me confused with someone else.
Karım beni yener.My wife beats me.
O diz boyu karın içindeydi.He was knee-deep in snow.
Eğer Bay Long'u görürsen, lütfen ona karısının nasıl olduğunu sormayı unutma.If you see Mr. Long, please don't forget to ask him how his wife's doing.
Çocuklar kardan adam yapabilecekleri ilk karı iple çektiler.The children looked forward to the first snow that they might build a snowman.
Kışın bile fazla karımız olmaz.Even in winter we don't have much snow.
Onu karımla tartışabilir miyim?Would it be OK if I discussed it with my wife?
Bu karışıklık için kim sorumluluk alıyor?Who's taking responsibility for this mess?
Tom bir kazaya karıştı.Tom was in an accident.
Tom'un kafası karıştı.Tom was confused.
Tom çorbayı karıştırdı.Tom stirred the soup.
İnsanlar karıncalara benzer.People look like ants.
Günahı suçla karıştırmayın.Do not mistake sin with crime.
Bir karınca kendi ağırlığının 50 kat fazlasını kaldırabilir.An ant can lift more than 50 times its weight.
Tom biraz kafası karışmış görünüyor.Tom seems to be a tad confused.
Kuyrukluyıldızları ve asteroitleri karıştırma.Don't confuse comets and asteroids.
Kuyrukluyıldız ve asteroitleri karıştırmayın.Don't mix up comets and asteroids.
Mary karın ağrısıyla uyandı.Mary woke up feeling sick in the stomach.
O sık sık şekeri ve tuzu karıştırır.She frequently gets sugar and salt mixed up.
Karım asla çocuk sahibi olmak istemedi.My wife never wanted to have kids.
Karı ve koca arasındaki kavga, bir bahar gününün yağmuru gibidir.A quarrel between husband and wife is like a spring day's drizzle.
Karı çatıdan kürekle temizlemek zorunda kalacağız.We'll have to shovel the snow off the roof.
O, karısı öldükten sonra birçok yıl daha yaşadı.After his wife died, he lived for quite a few more years.
Karım mavi bir elbise giyiyor.My wife is wearing a blue dress.
Ben karıncaları severim.I like ants.
Ona cinayet silahını satman onun karısın öldürmek için seni suç ortağı yapar.Having sold him the murder weapon makes you an accessory to uxoricide.
Onun saçı karışık.Her hair is tangled.
O, başka bir kadınla yaşamak için, karısını ve üç çocuğunu terk etti.He left his wife and his three children to live with another woman.
Benim de kafam karıştı!I am too confused!
Ölü adam bir kavgaya karıştı.The dead man was involved in a fight.
Neden kendi karılarımızı sevmemeliyiz? Biz başka insanların karılarını severiz.Why should we not love our own wives? We do love other people's wives.
Sabrı hoşgörü ile karıştırmayın.Do not mistake patience for forbearance.