Karım aniden panik olmaya başladığında uçağın henüz kalkmıştı.The plane had just taken off when my wife suddenly started to panic.
Onun sözleri kafa karıştırıcı.His words are confusing.
Bu kış muhtemelen fazla karımız olmayacak.We probably won't have much snow this winter.
Bu kış çok az karımız olacak.We will have little snow this winter.
Tom'un gittikçe daha çok kafası karışmaya devam etti.Tom kept getting more and more confused.
Karışıklık nedir?What's the commotion?
Böceklerin organlarının çoğu karınlarındadır.Most of a insect's organs are inside its abdomen.
Karıncalar bütün yaz çok çalışır.Ants work hard all summer.
Karısı bir yabancı gibi görünüyor.His wife seems to be a foreigner.
Bir trafik kazasına karıştı.He was involved in a traffic accident.
Karıncalar ve zürafalar uzak kuzenlerdir.Ants and giraffes are distant cousins.
Karıncalar ve zürafalar uzak akrabadırlar.Ants and giraffes are distant relatives.
Karısı hiçbir yerde görülmedi.His wife was nowhere to be seen.
Kötü bir şeye karıştın, ha?You got involved in something bad, huh?
O, karısı hakkında her zaman kötü şeyler söylüyor.He's always saying bad things about his wife.
Her zaman karısını kötülüyor.He's always bad-mouthing his wife.
Karısını mutlu etmeye çalıştı fakat boş yere.He tried to make his wife happy, but in vain.
Karısını mutlu etmeye çalıştı fakat edemedi.He tried to make his wife happy, but he couldn't.
Karım genellikle geceleri kahve içmez. Ben de öyle.My wife usually doesn't drink coffee at night. I don't either.
Onun ifadesi tarafından kafam karıştı.I was confused by her expression.
Onun yüzündeki ifadeden kafam karıştı.I was confused by the expression on her face.
Karım için bir akıllı telefon aldım.I bought a smartphone for my wife.
O benim karımdır.She's my wife.
Düşüncelerle gerçekleri karıştırmayın.Don't confuse opinions with facts.
Karın polisi ararken onu bırakma.Keep hold of him while your wife calls the police.
Bay Hashimoto'nun Ken'in sorusuyla kafası karıştı.Mr. Hashimoto was confused by Ken's question.
Bay Hashimoto'nun Ken'in sorusundan kafası karıştı.Mr Hashimoto was puzzled by Ken's question.
Çok kibar bir karın ve çok iyi arkadaşların var.You have a very kind wife and very good friends.
Şekeri tuzla karıştırma.Don't mix sugar with salt.
Tom Mary'nin erkek kardeşiyle bir kavgaya karıştı ve burnunu kırdı.Tom got into a fight with Mary's brother and broke his nose.
Mary bir kupa karısı.Mary is a trophy wife.
Kafamı karıştırma.Don't confuse me.
John'u çoğunlukla ikiz erkek kardeşi ile karıştırıyorum.I often confuse John and his twin brother.
Bir trafik kazası nedeniyle karımı kaybettim.I lost my wife due to a traffic accident.
Karımı bir trafik kazasında kaybettim.I lost my wife in a traffic accident.
Karın bana İtalyanca öğretiyor.Your wife teaches me Italian.
Karım evlat edinmek istiyor.My wife wants to adopt a child.
Karım bu eski şapkayı atmamı söyledi.My wife told me to throw this old hat away.
Gel benimle birlikte karın tadını çıkar.Come enjoy the snow with me!
Onun karısı için üzgünüz.We are sorry for his wife!
Eğer mavi ve kırmızıyı karıştırırsanız, menekşe alırsınız.If you mix blue and red, you get violet.
Kötü bir karın ağrım vardı.I had a bad stomachache.
Karın ağrım hakkında doktorla görüşmek istiyorum.I want to see a doctor about my stomachache.
Biraz kafam karıştı.I'm a bit confused.
Pis işlere karışma.Keep your nose clean.
Ayağım karıncalandı.My foot fell asleep.
Salonda bir karınca var.There's an ant in the hall.
"Bazı korku hikâyeleri hakkında ne diyorsun?" "Hayır, o tür şeylere karışmamayı yeğlerim.""How about some horror stories?" "No, I'd rather not mess with those kinds of things."
Bay Tani ve karısı partide mevcuttu.Mr. Tani and his wife were present at that party.
Karıncalardan kurtulmak istiyor.He wants to get rid of the ants.
Karısını ve çocukları terk etti.He left his wife and children.
Tom karısını aldatıyor.Tom is cheating on his wife.
O masumsa o zaman onu karısı suçludur.If he is innocent, then his wife is guilty.
Karısıyla istasyonda tanıştım. Çok çekici.I met his wife at the station. She's very attractive.
Karım yemek pişiriyor.My wife is cooking.
Pilavı karıştırmazsan onu yakarsın.If you don't stir the rice, it will burn.
Pilavı karıştırabileceğim bir kaşığın var mı?Do you have a spoon I can stir the rice with?
Boyayı bir çubuk yardımıyla karıştır.Stir the paint with a stick.
Boyayı bir çubukla karıştır.Stir the paint with a stick.
Karın altında çalışıyordu.He was working under the snow.