karıştı ile cümle
karıştı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Biz ikisini asla karıştırmamalıyız.We must never confuse the two.
Tom sık sık erkek kardeşi ile karıştırılır.Tom is often confused with his brother.
Tom karıştırmadı.Tom didn't stir.
Mary'nin açıklaması Tom'un kafasını karıştırdı.Tom was puzzled by Mary's statement.
Sanırım beni başka biriyle karıştırdın.I think you've got me confused with somebody else.
Bu oldukça kafa karıştırıcı olmalı.That must be rather confusing.
Bu gerçekten kafa karıştırıcı.It's really confusing.
Başlangıçta Tom'un kafası karıştı.Tom was confused at first.
Mary çantasını karıştırdı.Mary rummaged through her purse.
Bu senin için kafa karıştırıcı mı?Is this confusing to you?
Bu kafa karıştırıcı mı?Is this confusing?
Bu kafa karıştırıcı olmalı.That must be confusing.
Şimdi gerçekten kafam karıştı.Now I'm really confused.
Lütfen kartları karıştır.Please shuffle the cards.
Onun sorusu benim kafamı karıştırıyor.Her question puzzles me.
Karıştırma tesisinden şantiyeye beton taşımak için doksan dakikamız var.We have ninety minutes to carry the concrete from the mixing plant to the worksite.
Ona bir içki karıştırın.Mix him a drink.
Onların kafasını karıştırıyorsun.You're confusing them.
Onun kafasını karıştırıyorsun.You're confusing him.
Dan cinayete karıştığını yalanladı.Dan denied he was involved in the murder.
Tom cinayete karıştığını reddetti.Tom denied he was involved in the murder.
Amonyak ve çamaşır suyunu birlikte karıştırma.Don't mix ammonia and bleach together.
Bunun hepsi biraz kafa karıştırıcı, değil mi?It's all a little confusing, isn't it?
Tom çekmeceyi karıştırdı.Tom rummaged through the drawer.
Cümle karıştırmak eğlencelidir.Sentence mixing is funny.
Kimliği bir başkasıyla karıştırılan bir adam vuruldu.A man was shot in a case of mistaken identity.
Karıştırma kabında tüm malzemeyi birleştirin.Combine all the ingredients in the mixing bowl.
Başlangıçta seni erkek kardeşinle karıştırdım.At first, I mistook you for your brother.
Hayat kafa karıştırıcı şeylerle dolu.Life is full of confusing things.
Tom hiç karışmaması gereken insanlara karıştı.Tom got involved with people he should never have gotten involved with.
Ortalığı karıştırmaya çalışmıyorum, duyduğumu söylüyorum sadece.I'm not trying to stir up trouble. I'm just telling you what I heard.
Abraham Lucy üzerine Joseph'le bir kavgaya karıştı.Abraham got into a fight with Joseph over Lucy.
Dört boyutlu uzay, kafa karıştırıcıdır.Four-dimensional space is confusing.
Tom bir sopa ile ateşi karıştırdı.Tom poked the fire with a stick.
Yumurtaları çırpmak için karıştırıcı kullanacak mısın?Are you going to use the blender to beat the eggs?
Tom Mary'nin şarkı söylemesini yanlışlıkla acı bir çığlıkla karıştırdı.Tom mistook Mary's singing for a cry of agony.
O kafa karıştırıcı görünüyor.That sounds confusing.
Bu kafa karıştırıcı olabilir.That can be confusing.
O kafa karıştırıcı, değil mi?Isn't that confusing?
Şimdi kafan mı karıştı?Are you confused now?
Kazaya kaç tane araba karıştı?How many cars were involved in the accident?
Onun eşyaları karıştırılmamıştı.Her belongings were undisturbed.
İnsanlar çoğunlukla argument ve debate arasındaki farkı karıştırırlar.People often confuse the difference between an argument and a debate.
Tom ciddi bir suça karıştırıldı.Tom was involved in serious crime.
Korece, öğrenilmesi kafa karıştıran bir dil, değil mi?Korean is a puzzling language to learn, isn't it?
Tom çekmeceyi karıştırdı, bir kurşun kalem arıyordu.Tom rummaged through the drawer, looking for a pencil.
Herkesin önünde burnunu karıştırmamalısın.You shouldn't pick your nose in public.
Sen elmalarla armutları karıştırıyorsun.You're comparing apples with oranges.
Bu kesinlikle kafa karıştırıcı.It's definitely very confusing.
Bu biraz kafa karıştırıcı olabilir.It can be a little confusing.
Bunların hepsi çok kafa karıştırıcı.This is all very confusing.
Bu biraz kafa karıştırıcı.This is a little confusing.
O kafa karıştırıcı bir zamandı.It was a confusing time.
Bu benim kafamı karıştırıyordu.It was confusing to me.
Kıskançlık imrenme ile aynı değildir. İkisini karıştırmayın. Bir fark var.Jealousy is not the same as envy. Do not confuse the two. There is a difference.
Bizim bile kafamız karıştı.Even we ourselves were confused.
Tom ortalığı karıştırmaya çalışıyor gibi görünüyor.Tom seems to be trying to stir up trouble.
Tom olaya karıştığını kabul etmedi.Tom denied that he had been involved in the affair.
Yıldızbilimini gökbilimi ile karıştırma.Don't confuse astrology with astronomy.
Çikolatayı eritin tereyağı ekleyin ve iyice karıştırın.Melt the chocolate, add butter and mix well.