karışık ile cümle
karışık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Birçok karışıklıktan sonra, antlaşma sonuçlandırıldı.The treaty has been concluded after many twists and turns.
Ona karşı duygularımız karışık.Our feelings towards him are mixed.
Seninle görüşmek istediğim karışık bir sorunum var.I have a complicated matter I want to discuss with you.
Haber büyük karışıklık yarattı.The news created a lot of confusion.
Kaza, trafiği büyük bir karışıklık içine soktu.The accident threw traffic into great confusion.
Kaza trafik karışıklığına neden oldu.The accident caused traffic confusion.
Kaza yüzünden karışıklık ortaya çıktı.Confusion arose from the accident.
Film karışık eleştiriler aldı.The movie received mixed reviews.
Bu konuda karışık duygularım var.I have mixed feelings about this.
Bugün Tokyo piyasasında hisse senedi fiyatları karışıktı.Stock prices were mixed on the Tokyo market today.
Karışıklığı önlemek için, takımlar farklı renkler giydi.To avoid confusion, the teams wore different colors.
Profesörün bize verdiği problemi çözmeye çalıştık fakat karışık görünüyordu.We tried to figure out the problem our professor had given us, but it seemed confusing.
Yazı şekli bu makalede çok daha az karışık.The writing style is much less complicated in this article.
Saçlarım çok karışık oldu.My hair got kinky.
Bir elektrik kesintisi, salondaki karışıklığa katkıda bulundu.A power failure contributed to the confusion in the hall.
O, burada karışıklık çıkarmaya çalışıyor.He's here trying to stir up trouble.
O, karışıklıktan yararlanarak ortadan kayboldu.He disappeared, taking advantage of the confusion.
Onların kafası karışık, değil mi?They are confused, aren't they?
354618 no'lu örnek cümle, Tatoeba web sitesinde birçok karışıklık yarattı.Example sentence no. 354618 created a lot of confusion on the Tatoeba website.
Karışık akıl, bir şeyi aşırı düşünen, bir yerde pıhtılaşan akıldır.The confused mind is the mind that, thinking something over, congeals in one place.
O, ona karışık sinyaller verdi.She gave him mixed signals.
Tom Mary'yi karışıklıktan kurtardı.Tom got Mary out of a mess.
Tom o karışıklıktan bir gül gibi kokarak çıktı.Tom certainly came out of that mess smelling like a rose.
Bu karışıklık için kim sorumluluk alıyor?Who's taking responsibility for this mess?
Onun saçı karışık.Her hair is tangled.
Karışıklık nedir?What's the commotion?
Bu karışıklıkta onun nasıl yaşayabileceğini bilmiyorum.I don't know how he can live in this mess.
Kafam çok karışık.I'm so confused.
Karışıklık için üzgünüm.Sorry about the mess.
Tom'un kafası karışık.Tom is confused.
Sanırım KGB karışıktı.I think the KGB was implicated.
Bu karışıklığa karışmamı asla istememiştim.I never wanted you to get involved in this mess.
Bir karışıklık bırakmak istemiyorum.I don't want to leave a mess.
Bu karışıklıktan kurtulmana yardım etmek istiyorum.I want to help you get out of this mess.
Sen karışıksın.You're complex.
Kafamız karışık.We're confused.
Karışıklığı maruz görün.Excuse the mess.
Bu çok karışık.It's very complicated.
Sokakta karışıklık hüküm sürüyor.Disorder prevails in the street.
Oda tam bir karışıklıktı.The room was a complete mess.
Bu bir karışıklık.This is a mess.
Tom tamamen kafası karışık.Tom is completely confused.
Tom'un sadece kafası karışık.Tom is just confused.
Tom'un hâlâ kafası karışık.Tom is still woozy.
Ben karışıklık için özür dilerim.I apologize for the mess.
Olaylar hep düşündüğümüzden daha karışık.Things are always more complex than we think.
Tom'un kafa karışıklığı büyüdü.Tom's confusion grew.
Hem Tom hem de Mary biraz kafası karışık görünüyorlar.Tom and Mary both look a little confused.
Onun saçı bir karışıklıktı.Her hair was a mess.
Bize yardım etseydin bu karışıklığın içinde olmazdık.We wouldn't be in this mess if you had helped us.
Bu karışıklıkla ilgilenmekten usandım.I'm tired of dealing with this mess.
Sadece biraz kafam karışık.I'm just a little confused.
Bir karışıklık var.There's been a mix-up.
Benim hâlâ kafam karışık.I'm still confused.
O bir karışıklıktı.It was a mess.
Saçım karışık.My hair is tangled.
Tom ve Mary karışıklığı toparlıyor.Tom and Mary are cleaning up the mess.
Bu karışık, biliyorsun.It's complicated, you know.
Tom'un tamamen kafası karışıktı.Tom was totally confused.
Tom hâlâ kafası karışık.Tom is still puzzled.