Bu bölgede ayrıca kaplıca tedavisi ve dinlenme turizmi için kaynaklar vardır.Okrem oddychovej turistiky ponúka táto oblasť aj ozdravovaciu turistiku.
Ayrıca kaplıcaları vardır.A ďalší má vyrážky!
İsminin anlamı "Kraliçe'nin Kaplıcaları" anlamına gelmektedir.Jej meno doslova značí „Kráľovná trónu“.
Tabii ki, kaplıcaya girmeyi sakıncalı kılacak durumlar da var.Obstaja sicer tudi možnost poglobitve ožine.
Kaplıca yöre halkı tarafından banyo amaçlı kullanılmaktadır.V Nemčiji jo uporabljajo v zdravstvene namene kot kopel.
Termal kaynak çevresinde eskiden derme çatma kaplıca yapıları bulunuyordu.Za predprostorom je bila običajno tridelna notranja Cela.
İsminin anlamı "Kraliçe'nin Kaplıcaları" anlamına gelmektedir.Miesto pavadinimas reiškia „karalienės vonios“.
Birçok kaplıcayı birbirine bağlar.Kiaušidėje jos gausiai tarp savęs jungiasi.
Uzak durmaya çalışıyorlar ama çamurlu sular Bernal’ın kaplıcasındaki saydam sularında belirirler.Pietvakariuose išteka upelis link Vernijo ežero intako Termento upelio (Baltosios Ančios baseinas).
Japon ulusal kanalları sıkça yerel kaplıcalarla (onsenlerle) ilgili özel programlar yayımlarlar.Jaapani telekanalid näitavad sageli eriprogramme kohalike onsenite kohta.
Bu kaplıcalarda yeraltından doğal olarak fışkıran jeotermal su sıcaklığı 50-60 °C dır.Kuppelfööni tavaline kasutatav kuumus rullide kuivatamiseks on 50-60 kraadi.
Harrogate, North Yorkshire, İngiltere'de bir kaplıca şehridir.Harrogate on linn Inglismaal North Yorkshire'i krahvkonnas.
Asan, kaplıcalarıyla tanınan bir şehirdir.Linn on tuntud kuurortlinnana.
Bir yığın şey oluyordu. Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Dejú sa tam všetky tieto veci, ale jedinou logickou vecou bolo, že sa tam nachádzali horúce pramene.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Ada sumber air panas di bawah laut.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Also muss es dort heiße Unterwasserquellen geben.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Así que debían de ser aguas termales submarinas.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Donc qu'il devait y avoir des sources thermales sous-marines.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Dovevano esserci delle sorgenti calde sott'acqua.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Dus moesten er onderzeese hete bronnen zijn.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.거기 심해 온천 있음이 틀림없었어요.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Musia tam byť teda podmorské horúce pramene.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.-så måste det finnas varma källor under vatten.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Trebuie să existe izvoare termale.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Valahol víz alatti forró hőforrásoknak kell lenniük.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Zatem to muszą być podwodne gorące źródła.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Πρέπει να υπάρχουν υποθαλάσσιες θερμές πηγές.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Да, там должны быть подводные горячие источники.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.Така че там трябваше да има подводни горещи извори.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.אז חייבים להיות מעיינות חמים תת ימיים.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.لذلك أصبح من المؤكد وجود ينابيع مياه دافئة.
Bu yüzden deniz altında bir kaplıca var olmak zorundaydı.私達は失われた熱量を探す探査を開始しました
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Aber die einzige logische Erklärung war, dass es dort heiße Quellen gibt.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Dar singurul lucru logic era existenţa izvoarelor termale.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.De az egyetlen logikus magyarázatnak a hőforrások tűntek.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Jedyny logiczny wniosek brzmiał: gorące źródła.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.하지만 한가지 적절한 가설은 온천이 있었다는 것입니다.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Maar het enige wat logisch was, waren hete bronnen.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Mais la seule qui soit logique était qu'il y avait là des sources thermales.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Ma l'unica spiegazione logica era che ci fossero delle sorgenti calde.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Men om det nu finns varma källor på land-
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Pero la única lógica era que fueran aguas termales.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Tapi penjelasan yang masuk akal hanya adanya sumber air panas.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Αλλά η μόνη λογική λύση ήταν πως υπάρχουν θερμές πηγές.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Но единственным логичным объяснением было наличие горячих источников.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.Но единственото логично беше, че там имаше горещи извори.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.אבל היחיד שהיה הגיוני הוא שיש מעיינות חמים.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.ولكن الحل المنطقي الوحيد هو وجود ينابيع مياه دافئة.
Fakat en mantıklısı kaplıcaların varlığı ile açıklanabilirdi.海中に温泉があるに違いない
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.Aiutavo nelle pulizie del bagno comunale, delle enormi vasche.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.Ajutam la curăţarea onsen-ului comunal, nişte băi publice imense.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.Ayudé a limpiar los baños comunales las enormes, gigantescas bañeras.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.Czyściliśmy publiczne onseny - miejskie łaźnie. Czyściliśmy publiczne onseny - miejskie łaźnie.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.Estava a ajudar a limpar as "onsen", as termas comunitárias, as banheiras enormes, gigantes.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.Ich half dabei, die Onsen, die kommunalen Onsen, die riesengroßen Badewannen zu säubern.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.Ik hielp met het schoonmaken van de onsen, reusachtige gemeenschappelijke baden.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.Jag hjälpte till med att göra rent badhusen, de kommunala badhusen, de stora enorma badkaren.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.J'aidais à nettoyer l'onsen, l'onsen communal, les baignoires géantes .
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.저는 그곳의 공동 온천에 있는 커다란 목욕탕에서 청소 일을 돕고 있었죠.
Kaplıcayı, halka açık olan kaplıcayı, büyük devasa küvetleri temizlemelerine yardım ediyordum.Pomáhala jsem čistit onsen, komunitní onsen, což jsou obrovské vany.